Tag Archives: Platon

Meno — Eflatun

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🔢🌟 UNUTUK MAKİNESİ 🔢🌟

Aşağıdaki metin, Platon’un Meno (Μένων, Meno) adlı diyalogunun eski Yunanca aslından, satır satır bütün unsurlar eksiksiz korunarak ve Türkçede tam yerine oturan raconlu deyimlerle çevrilmiş halidir. Çeviri, hem metnin yapı ve anlatımındaki en ince detaylara, hem de özgün üslubuna tam sadakat gösterir; karakterler ise racon keser, argo konuşur (olayların geçtiği yıl: MÖ 402 civarı; eserin yazıldığı yıl: MÖ 380 civarı).

Meno: Söyle bakayım bana, Sokrates, erdem dediğin şey öğretilir mi? Yoksa öyle bir şey değil de çalışmayla mı elde edilir? Yoksa ne çalışmayla ne de öğrenmeyle alakası yok da, doğuştan mı gelir insanlara ya da başka bir yol mu var bunun?

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Eviri

Faidon — Eflatun

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🔢🌟 UNUTUK MAKİNESİ 🔢🌟

Aşağıdaki metin, Platon’un Faidon (Φαίδων, Phaedo) adlı diyalogunun eski Yunanca aslından, satır satır bütün unsurlar eksiksiz korunarak ve Türkçede tam yerine oturan raconlu deyimlerle çevrilmiş halidir. Çeviri, hem metnin yapı ve anlatımındaki en ince detaylara, hem de özgün üslubuna tam sadakat gösterir; karakterler ise racon keser, argo konuşur (olayların geçtiği yıl: MÖ 399; eserin yazıldığı yıl: MÖ 360 civarı).

EHEKRATES: Sen orada mıydın, be Faidon, Sokrates’in o gün zindanda zehri içtiği vakit, yoksa bir başkasından mı duydun?

FAIDON: Oradaydım, be Ehekartes.

EHEKRATES: Peki, o adam ölümünden önce neler söyledi? Nasıl öldü? Ben de duymak isterim, keyifle dinlerim. Zira ne Phleios’tan bizim vatandaşlarımızdan kimse şu aralar Atina’ya gidip geliyor, ne de oralardan uzun zamandır bir yabancı geldi ki bize bu mevzularla ilgili açık seçik bir haber getirebilsin; sadece bildiğimiz, o zehri içip öldüğü; başka da bir şey anlatan olmadı.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Eviri

Kriton — Eflatun

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🔢🌟 UNUTUK MAKİNESİ 🔢🌟

Aşağıdaki metin, Platon’un Sokrates’in hapishanede son gecesini konu alan Kriton (Κρίτων, Crito) adlı diyalogunun eski Yunanca orijinalinden, satır satır, bütün unsurları tek bir kelime bile atlanmadan ve Türkçede tam yerine cuk oturacak raconlu deyimlerle çevrilmiş halidir. Çeviri, metnin yapısı, anlatımı ve üslubunda en ufak bir sapmaya izin vermeden, her ayrıntıyı titizlikle gözetir; karakterler ise tam anlamıyla racon keser, yeri geldi mi argo konuşur (olayların geçtiği yıl: MÖ 399; eserin yazıldığı yıl: MÖ 390 civarı).

SOKRATES: Ne işin var buralarda, Kriton? Daha sabah olmamış mı?

KRİTON: Aynen öyle.

SOKRATES: Saat tam olarak kaç peki?

KRİTON: Daha ortalık zifiri, tam sabahın körü.

SOKRATES: Nasıl oldu da zindancı sana kapıyı açtı, ona şaştım.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Eviri

Sokrates’in Son Atarı — Eflatun

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🔢🌟 UNUTUK MAKİNESİ 🔢🌟
🍂🏚️🪪 Haymatlos 🍂🏚️🪪

Aşağıdaki metin, Platon’un Sokrates’in Savunması (Ἀπολογία, Apology) adlı diyalogunun eski Yunanca aslından, satır satır bütün öğeleri eksiksiz korunarak ve Türkçede tam yerine cuk oturan raconlu deyimlerle çevrilmiş halidir. Çeviri, metnin yapı ve anlatımındaki en ince ayrıntılara, hem de özgün üslubuna tam sadakat gösterir; karakterler ise tam anlamıyla racon keser, gerektiği yerde argo konuşur (olayların geçtiği yıl: MÖ 399; eserin yazıldığı yıl: MÖ 390 civarı).

Şimdi size ne oldu bilmiyorum, ey Atinalı hemşerilerim, benim aleyhimde atıp tutanların yüzünden ne hale geldiniz, vallahi ben bile neredeyse kendimi unutacaktım, öyle bir ağızla konuştular ki adamı inandırıyorlar. Halbuki, aramızda kalsın, doğruya doğru, ağızlarından çıkanın hiçbiri doğru değildi. Fakat en çok şaştığım, en arsızca salladıkları şeylerden biri şuydu: Sizi uyarıyorlarmış, sakın ben sizi kandırmayayım, öyle bir laf cambazıymışım ki aman dikkat edin diyorlar. Ulan insan hiç utanmaz mı, demin ben onları açıkta yakalayacağım, foyalarını ortaya dökeceğim, hele bir konuşayım da görsünler, çünkü ben öyle laf cambazı falan değilim, hiç de öyle görünmeyeceğim.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Eviri

Kratilos — Eflatun

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🔢🌟 UNUTUK MAKİNESİ 🔢🌟

Aşağıdaki metin, Platon’un Kratilos (Κρατύλος, Cratylus) adlı diyalogunun eski Yunanca aslından, satır satır bütün unsurlar eksiksiz korunarak ve Türkçede tam yerine oturan raconlu deyimlerle çevrilmiş halidir. Çeviri, hem metnin yapı ve anlatımındaki en ince detaylara, hem de özgün üslubuna tam sadakat gösterir; karakterler ise racon keser, argo konuşur (olayların geçtiği yıl: MÖ 400; eserin yazıldığı yıl: MÖ 360 civarı).

HERMOGENES: Şimdi bu lafı Sokrates abimize de açalım mı?

KRATİLOS: Sana uyarsa bana uyar.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Eviri

Faidros — Eflatun

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🔢🌟 UNUTUK MAKİNESİ 🔢🌟

Aşağıdaki metin, Platon’un Faidros (Φαῖδρος, Phaedrus) adlı diyalogunun eski Yunanca aslından, satır satır bütün unsurlar korunarak ve Türkçede tam yerine oturan deyimlerle çevrilmiş halidir. Çeviri, hem yapının en ince ayrıntılarına hem de özgün anlatımına tam sadakat gösterir; karakterler ise raconlu, argo bir ağızla konuşur (olayların geçtiği yıl: MÖ 410; eserin yazıldığı yıl: MÖ 370 civarı).

SOKRATES: Ulan Faidros, nereye gidiyorsun, nereden geliyorsun ha?

FAİDROS: Lysias’ın, hani şu Kephalos’un oğlu, oradan geliyorum Sokrates. Şimdi de surların dışına, yürüyüşe gidiyorum. Epey zaman harcadım orada, sabahtan beri oturuyordum. Seninle benim de kanka olan Akumenos’un lafına uyarak yürüyüşleri hep yol kenarında yapıyorum; çünkü onun dediğine göre sokaklarda yürümekten daha az yorucuymuş buralar.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Eviri

Hasbıhal — Eflatun

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🔢🌟 UNUTUK MAKİNESİ 🔢🌟

Aşağıdaki metin, Platon’un Şölen (Συμπόσιον/Symposion, Symposium) adlı diyalogunun eski Yunanca aslından, birebir unsurlar korunarak ve Türkçede tam isabet eden deyimler ile çevrilmiş halidir. Çeviri, yapının bütün ayrıntılarına ve özgün anlatımına sadık kalır; raconlu ve argo bir üslup tercih edilmiştir (olayların geçtiği yıl: MÖ 416; Eserin yazıldığı yıl: MÖ 385 civarı).

Bana sorduğun mevzular hakkında hazırlıksız olduğumu sanmıyorum. Geçenlerde evden çıkıp şehre gidiyordum, Faleron’dan. Tanıdıklardan biri, uzaktan beni gördü, arkamdan seslendi. Dalga da geçiyor tabii çağırırken: “Hey Faleronlu,” dedi, “şu Apollodoros değil mi, beklemeyecek misin?” Ben de durup bekledim. Geldi, dedi ki: “Apollodoros, geçenlerde de seni arıyordum, Agathon’un meclisini öğrenmek istiyordum, Sokrates’le Alkibiades’in ve o günkü diğer tiplerin o yemekli buluşmasında aşk üstüne neler konuşulmuş, merak ediyorum. Başka biri, Filippos’un oğlu Phoiniks’in anlattıklarını duymuş, bana da biraz anlatmıştı, seni de tanıyormuş. Ama ağzında diş yok, doğru dürüst bir şey anlatamadı. Bari sen anlat. En doğrusu senin arkadaşlarının laflarını aktarman. Ama önce şunu söyle: O buluşmada kendin var mıydın, yok muydun?” Ben de dedim ki: “Sana o hikayeyi anlatan adam, anlaşılan doğru dürüst bir şey anlatamıyor. Çünkü o meclisin daha yeni olduğunu sanıyor, yani ben de orada olabilirmişim gibi…” “Ben de öyle sanmıştım” dedi. “Nereden, dedim, be Glaukon? Bilmiyor musun ki, Agathon yıllardır buralara gelmiyor. Ben ise Sokrates’le takılmaya başladığımdan beri, her gün ne yapıyor, ne söylüyor diye peşindeyim, üç yıl bile olmadı! Ondan önceyse oraya buraya boş boş dolanırdım, bir şey yaptığımı sanırdım, ama kimseden beter, aynen senin şimdi olduğun gibi, her şeyi yapmalı, yeter ki felsefeyle uğraşmayayım diye düşünürdüm.” O da dedi ki: “Dalga geçme, hadi söyle, ne zaman oldu bu meclis?” Ben de dedim ki: “Daha biz çocukken, Agathon ilk defa trajedi yarışmasını kazandığında, kutlama şölenini o ve dansçıları yaptıktan bir gün sonra.” “Yani bayağı eskiymiş demek. Kim anlattı peki sana? Sokrates’in kendisi mi?” “Yok canım, dediğim gibi Phoiniks’in anlattıklarını duyan biriydi. Aristodemos, Kydaithenai’li, kısa boylu, hep yalınayak gezer. O, o meclisteydi. Sokrates’e de en çok o zaman tutulmuştu, bence. Ama sonra bazı detayları Sokrates’e de sordum, ondan duyduklarımı anlattım, o da Aristodemos’un anlattıklarını doğruladı.” “E hadi o zaman anlat bakalım! Hem zaten şehre giden yol yürüyene de konuşana da birebir.”

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Eviri

Postmodern Yabancılaşma Modeli — Işık Barış Fidaner

>>> 👨‍💻🤖 Sibernetik Geri Bildirim 👨‍💻🤖 <<<

(Mayıs 2013’te birinci Yeni Medya Çalışmaları Kongresi‘nde sunulmuştu –Kongre e-kitabı– ilk hali – ingilizcesi)

Işık Barış Fidaner

ÖZET
Sohn-Rethel’in Marks’ı yorumlayarak işaret ettiği “gerçek soyutlama” kavramı, kapitalizmin anlaşılabilmesi için önemli bir çıkış noktası sunmaktadır. Bu çalışmada, kapitalizmin işlerliğini sağlayan “gerçek soyutlama”nın şemasını çıkarmayı deniyoruz. Şemanın kavramsal bağlamını oluştururken bilimsel söyleme dayanan Sohn-Rethel’in aksine, kapitalizmin gündelik kavrayışını temel alıyoruz. ‘Postmodern yabancılaşma modeli’ olarak adlandırdığımız şema, dört öznel tavır (tüketici, kullanıcı, oyuncu, geliştirici), üç mesele (bağımlılık, istismar, bencillik), iki odaklanma noktası (komplocu, kader), ölçülebilir nesnelliği oluşturan iki yan (yetki, beden) ve bu iki yanlı nesnelliğe hem dayanak hem kaynak olan iki zeminden (irade, sistem) oluşuyor. Şemanın tamamı, ‘lüzum’ ve ‘keyfiyet’ olarak adlandırdığımız iki boyutun karşılıklı dolayımlanışları olarak biçimlenmektedir.

ANAHTAR KELİMELER: yetki, beden, irade, sistem

Okumaya devam et →

57 Yorum

Filed under Bildiri, Bilim, Makale, Oyun, Programlama