Bir süredir (günlük basının da gayretkeş teşvikiyle) yaygınlaşan anlayışa göre ‘düşünceli umman’ Solaraks dev bir beyindi, fevkalade ilerlemişti, uygarlığımızı onbinlerce asır kadar önceliyordu, bir nevi ‘kozmik mürşit’, ulu bilge, tümgörü timsaliydi, her türlü eylemin boşuna olduğunu çoktandır anlamış olduğundan kendi kırılmaz sükutuna çekilmiş yüce bir varlıktı.
Bu anlayış isabetli olamazdı çünkü canlı umman hareket ediyordu.Okumaya devam et →
ÖZET Sohn-Rethel’in Marks’ı yorumlayarak işaret ettiği “gerçek soyutlama” kavramı, kapitalizmin anlaşılabilmesi için önemli bir çıkış noktası sunmaktadır. Bu çalışmada, kapitalizmin işlerliğini sağlayan “gerçek soyutlama”nın şemasını çıkarmayı deniyoruz. Şemanın kavramsal bağlamını oluştururken bilimsel söyleme dayanan Sohn-Rethel’in aksine, kapitalizmin gündelik kavrayışını temel alıyoruz. ‘Postmodern yabancılaşma modeli’ olarak adlandırdığımız şema, dört öznel tavır (tüketici, kullanıcı, oyuncu, geliştirici), üç mesele (bağımlılık, istismar, bencillik), iki odaklanma noktası (komplocu, kader), ölçülebilir nesnelliği oluşturan iki yan (yetki, beden) ve bu iki yanlı nesnelliğe hem dayanak hem kaynak olan iki zeminden (irade, sistem) oluşuyor. Şemanın tamamı, ‘lüzum’ ve ‘keyfiyet’ olarak adlandırdığımız iki boyutun karşılıklı dolayımlanışları olarak biçimlenmektedir.