Tag Archives: Saikbilim

Histerez — Martin Zwick

Sıçramanın ileri ve geri giden yollarda farklı noktalarda olması ‘histerez’ özelliğinin örneklenmesidir.

Martin Zwick, Diyalektik ve Felaket

~~~

The occurrence of the jump at different points for forward and reverse paths is an illustration of the property of ‘hysteresis’.

Martin Zwick, Dialectics and Catastrophe

2 Yorum

Filed under Şey

Suret olmayan bir söylem — Jacques Lacan

Suret olmayan bir söylem hangi kapsamdadır? O benim durduğum yerden ve önceki dediklerim bakımından söylenebilir, her halükarda onu söylediğim vakidir. Dikkat edin: O ben onu söyledim diye de vakidir. Onu alev sayabilirsiniz, yani düşünün ki o benim onu söyleyişimden ibarettir.

Size yapıntının söyleminden bahsettim çünkü yapmadan söylem vaki olmaz, yani söylem söylenmeden vaki olmaz. Söylenen vaka tamamen o söylemin vakasıdır. Yapıntı dediğim işte budur ve elbette onun derdi indirgemektir, ama yapıntı dedim diye farklı bir şey aklınıza gelmesin, zorluklarını göğüsleme hatasına düşerseniz içinden çıkamayacağınız bir tabiat aklınıza gelmesin.

“Söylenebilir mi yoksa söylenemez mi?” değildir mesele, şudur: Ya söylenmiştir ya da söylenmemiştir. Yapıntısıyla sizi orada tutabildiği farzedilen söylenmişliklerden yola çıkarsınız. İşte tam o anda kesin, sakın şunu eklemeyin: “keyif fazlası basıncı altında oradasınız”

O anda kesin dedim çünkü benim söylemim etrafında keyif fazlası telaşıyla toplanmadığınız ne malum? Kim ne düşünürse düşünsün vaka kararlaşmış değildir, size sunduğum beyanlar dizisiyle suret olmayan bir söyleme adım attığınız kesin değildir.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri

Değildir — Jacques Lacan

O halde ben sizi o yatakta kendi ilhamlarınızla başbaşa bırakayım. Dışarı çıkarken bir kere daha kapının üstüne yazayım ki oradan çıktığınızda o yatakta kovalamış olacağınız düşleri hatırlayabilesiniz. İşte kapıya yazacağım cümle: “Başkasının keyfiyeti,” büyük B harfiyle, “Başkasının bedeninin keyfiyeti, Başkasını simgeleyen bedenin keyfiyeti, sevgi işareti değildir.”

Yazdım bunu ama akabinde “Son” veya “Amin” veya “Öyle olsun!” demedim. İşaret değildir o – ama ondadır yegane cevap.

(sonrası: Aşk üzerine)

Jacques Lacan 1972-1973 Seminer 20: Yine, s. 3

~~~

Ek 1:

Cm87dewXgAAiUSV

Ek 2:

20160717_142457

10 Yorum

Filed under Çeviri

Dolu konuşma — Jacques Lacan

Dolu konuşma, bir kişiyi başka bir kişinin tanımasında kurulduğu haliyle hakikati hedefleyen, hakikati biçimleyen konuşmadır. Dolu konuşma, icra eden konuşmadır. Öznelerden birisi sonradan kendini, önceki olduğundan başka halde bulur. İşte bu yüzden analitik deneyimde bu boyuttan kaçınılamaz.

Analitik deneyimi yanılsamaya dayalı, telkine dayalı bir oyun, bir tuzak, bir dolap gibi düşünemeyiz. Onun meselesi dolu konuşmadır. Bu nokta belirtildikten itibaren, zaten fark etmiş olabileceğiniz gibi, bir sürü şey tasnif olur ve netleşir, fakat bir sürü paradoks ve çelişki belirir. Bu tasavvurun değeri tam olarak bu paradoksları ve çelişkileri açığa çıkarmasıdır, ki bu onları mat ya da müphem kılmaz. Aksine çoğu zaman ahenkli ve kavranabilir gözüken şeylerdir matlığı barındıran. Ve öbür yandan antinominin içinde, ayırının/çatlağın içinde, zorluğun içindeyken berraklaşma fırsatları ile karşılaşırız. İşte bu, yöntemimizin üstüne temellendiği bakış açısıdır, ve umuyorum ki ilerleyişimizdir.

Jacques Lacan 1953-1954 Seminer Kitap 1: Freud’un Teknik Makaleleri

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

6 Yorum

Filed under Çeviri

Rüya işinde mantık ve mantıkdışı — John Sallis

Rüya işi [dream-work] bir çeviri meselesidir, bir çeviri işidir. Sadece çeviridir. Başka bir şey değil. Fazlası değil. Rüya işinde rüya işi yoluyla bir çeviriden başka hiçbir şey üretilmez.

En azından Freud’un rüya işine dair söylediği şey budur, bu işin sadece çeviriden oluştuğudur, bu işin olsa olsa bir çeviri ürettiğidir. Psişe, bizzat rüya işi içinde –işleyeceği şeyin bünyesinde değil– sadece bir çevirmen işlevi gösterir, –bilinçli zeminin altında– çeviri işini icra eder.

Okumaya devam et →

15 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

Öğrenin, öğrenin ve öğrenin — Slavoj Žižek

ogren

Lenin’e dair ünlü bir Sovyet fıkrası vardır. Sosyalizm altında Lenin, gençlere tavsiye olarak, “Neler yapmamız gerekir?” diye soranlara “Öğrenin, öğrenin ve öğrenin!” yanıtını verirmiş. Bu söz de her zaman anımsatılır ve bütün okul duvarlarında yazarmış.

Fıkra şöyle: Marx, Engels ve Lenin’e “Karınız mı olmasını istersiniz, metresiniz mi olmasını istersiniz?” diye sorulur. Bekleneceği üzere Marx, ki özel meselelerde kendisi gayet muhafazakardır, “Karım!” der. Engels daha bön vivant olduğundan metresi olmasını ister. Lenin ise oradaki herkesi şaşırtarak “İkisini birden isterim!” der. Neden?

Yoksa o kanaatkâr devrimci imajın arkasında bir keyifçi dekadanlık örüntüsü mü saklıdır? Hayır – açıklar:
— Böylece karıma metresime gideceğimi söyleyip metresime de karımın yanında olmam gerektiğini söyleyip…
— Eee sonra ne yaparsın?
— Tek başıma kalabileceğim bir yere gidip öğrenir, öğrenir ve öğrenirim!

İşte Lenin 1914 felaketinin ardından aynen böyle yapmamış mıdır? İsviçre’de yalnız kalabileceği bir yere çekilmiş, orada Hegel’in mantığını [Science of Logic] okuyarak “öğrenmiş, öğrenmiş ve öğrenmiştir.” Ve bugün karşı karşıya kaldığımız medyatik şiddet imgelerinin bombardımanı altında yapmamız gereken şey de budur. Bu şiddete neyin sebep olduğunu “öğrenmemiz, öğrenmemiz ve öğrenmemiz” gerekir.

Slavoj Žižek

(İngilizcesi)

6 Yorum

Filed under Çeviri

Termodinamik üzerine — Jacques Lacan

Kölenin bilgisini ondan çıkartan şey –yakından bakarsak– Hegel’in evrelerini adım adım izlediği tarihin tamamıdır. Hegel’in bu tarihi istikametini görmeden izleyebilmesi olağandışıdır ve haklı bir nedenle: Hegel Newton’un keşifleri alanındaydı henüz, termodinamiğin doğuşuna tanık olmamıştı henüz. Termodinamik adını alarak bütünleşen bu alanı oluşturan formülleri Hegel eğer devreye sokabilseydi, belki orada imleyenin hükmünü tanıyabilecekti. Orada imleyen üst üste tekrarlanır: S1, gene S1. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Entropi: İz’in İhtişamı — Jacques Lacan

(robot özet)

İmleyen bir özneyi bir başka imleyene temsil etmekle ifadelendiriliverir. Keyfiyete [jouissance] yönelen o başlatıcı yinelemeye bu yolla anlam veririz.

Böylece şunu kavrarız: Öyle bir düzey vardır ki bilgiye hükmeden, onu ifadelendiren, saf formel lüzumlardır, yazının lüzumlarıdır. Bunların güncel karşılığı da belli bir mantık tarzıdır ki mantık zaten yazının ele alınması demektir. Çağdaş mantık deneyimiyle desteklenen bu bilgi, analitik klinikte yinelemenin etkisini ölçerken işleyen bilginin aynısıdır. Bize en damıtık gözüken bilgi odur, ampirik gözlemden damıtıp çıkarılamayacağı besbelli olsa bile.

Okumaya devam et →

16 Yorum

Filed under Çeviri

Psikanaliz — Sigmund Freud

Cogito Sayı 49 (TR: Begüm Kovulmaz)

Psikanaliz terimi, yirminci yüzyılın ortalarına dek Britannica Ansiklopedisi’nde (en azından ansiklopedi dizininde) yer bulamamıştır. Sözcüğe, 1922 yılında yayımlanan On İkinci Basım’ın “Davranışçılık” ve “Psikoterapi” gibi maddelerinde rastlanır. Psikanaliz, ilk defa On Üçüncü Basım’da (1926) başlı başına bir konu olarak ele alınmıştır ve editör bu maddeyi yazması için, dönemin en yetkin otoritesi Sigmund Freud’a başvurmuştur.

PSİKANALİZ: Freudcu Okul. 1880-1882 yılları arasında, Viyanalı hekim Dr. Josef Breuer (1842-1925), şiddetli isteri nöbetleri geçiren bir kızı, keşfettiği yeni bir yöntem aracılığıyla tedavi ederek hastalığın çeşitli belirtilerinden kurtarmayı başardı. Semptomların, kızın hasta babasına baktığı sıkıntılı bir dönemde edindiği izlenimlerle bağlantılı olduğunu düşünmekteydi. Bu yüzden, kızı hipnozla uyutarak hafızasında bu bağlantıları araması ve “patojenik” sahneleri bu süreçte ortaya çıkan duyguları baskı altında tutmadan yeniden yaşaması için yönlendirdi. Sonuçta, söz konusu semptomun bir daha ortaya çıkmamak üzere yok olduğu anlaşıldı.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Makale

Aşk üzerine — Jacques Lacan

(öncesi: Değildir)

Aşk [l’amour] (adamı) işaret eder (imler) ve her zaman karşılıklıdır/müşterektir/karşıldır, eskiden beri dediğim gibi.

Nazikçe söyledim, “hisleriniz hep karşılıklı” dedim, şöyle sorasınız diye:
— Peki ya, peki ya, aşk nasıl, aşk nasıl, o da hep karşılıklı mı?
— Hiç olmaz mı, hiç olmaz mı!
Bilinçdışı zaten bu iş için icat edilmedi mi? İnsan kendi arzusunun Başkasının arzusu olduğunu fark etsin diye. Sevgi tutkusu bu arzuyu bilmezden gelse de onu tamamen kapsar. Yakından bakılırsa bunun tahribatı görülür.

Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Çeviri