Gelgelelim burada bizi asıl ilgilendiren Sisifos’tur. Onun tekrar tekrar aşağı yuvarlanan kayayı sürekli tepeye taşıması, Milner’a göre, Zenon’un paradokslarının üçüncüsünün edebi modeli işlevini görmüştür: Verili bir X mesafesini hiçbir zaman kat edemeyiz, çünkü bunu yapmak için önce bu mesafenin yarısını kat etmemiz, onu kat etmek için de çeyreğini kat etmemiz gerekir ve bu sonsuza kadar gider. Bir hedef, bir kere ulaşıldıktan soma, her zaman yeni baştan geri kaçar. Okumaya devam et
Tag Archives: Uzakın Nüve
Uzakın nüveyle yüzleşmenin bedeli öznenin solgusudur — Slavoj Žižek
Lacancı psikanalizin temel önermelerinden biri şöyle der:
Hayali özdeşimlerin ötesinde öznenin oluşunu sarmalayan cümle veya şey öznenin kimliğini tanımlayan simgesel dokunun indirgenemez bir dışarımıdır (simgesel doku onu dışlayarak içerir): Özne için bu uzakın (extimate) nüveyle yüzleşmenin bedeli öznenin geçici solgusudur (aphanisis). Lacan’ın düşlem formülü ($ ◊ a) bunu belirtir: Kendi nüvesini oluşturan bu yabancı beden (inanç, arzu, teklif) karşısında öznenin kendini silmesidir (silimlenme, silinerek imlenme). Okumaya devam et
Komünizmde taşkınlıkların solacağını biliriz — V. I. Lenin
Son olarak, bir tek komünizmde devlet tümüyle ıskartaya çıkar, zira baskılanacak hiçkimse kalmaz – sınıf olarak “hiçkimse” kalmaz, belli bir toplum kesimi aleyhine sistematik bir mücadele kalmaz. Ütopyacı değiliz; bireysel taşkınlıkların mümkün ve kaçınılmaz olduğunu inkar etmiyoruz, onları durdurmak gerektiğini de kabul ederiz. Fakat: Okumaya devam et
Hançerli Psykhe ve solgu (aphanisis) — Jacques Lacan
Gördüğüm resmin adı Amor ve Psykhe’dir (Jacopo Zucchi); burada Amor Cupido’dan (Eros) başkası değildir. Psykhe’nin bir süredir geceleri hiç görmeden aşk yaşadığı Cupido’ya küçük lambasıyla ışık tuttuğu klasik sahnedir.
Okumaya devam etİlksel Yalan: Proton Pseudos — Slavoj Žižek
Lacan’ın “Tanrı bilinçdışıdır” tezi, tam karşıtı olan Jungcu New Age “Bilinçdışı Tanrıdır” teziyle karıştırılmamalı – aralarındaki fark, özne ve yüklemin Hegelci tersyüzüne dayanan bu fark, yalan-hakikat karşıtlığıyla ilgilidir. Okumaya devam et
Söz varsa Tanrı hipotezi direşir — Jacques Lacan
Ateizmin asıl formülü “Tanrı öldü” demez, “Tanrı bilinçdışıdır” der.
Oluşun firarını “para-oluş / yan-oluş” (par-être) ile ikame etmeye alışmalıyız [ç.n. dil sürçmesi veya sakarlık anlamında parapratik gibi]. Ötesinde numenlerin olduğu varsayılan fenomene her zamanki adıyla “para-beliriş” (paraître) yerine “para-oluş” dedim. Numenler bizi tam olarak müphemcilik denebilecek türlü türlü matlaşmaya sürüklemiştir. Yazı etkisi olarak formülleşebilen herşeyle ilgili paradoksların belirdiği o noktada oluş kendini sunar ve her zaman para-oluş ile sunar. Bu kiplemeyi kullanmayı öğrenmeliyiz: Ben para-varım, sen para-varsın, o para-var, biz para-varız, vesaire. Okumaya devam et
Bartleby politikası: Yapmamayı tercih ederim — Slavoj Žižek
Hepimiz genellikle bir evkadını için, etkin bir şekilde kocasına karşı çıkmak yerine, edilgen bir şekilde onu sabote eden evkadını için kullanılan o pop-psikolojik “pasif-agresif, edilgen-saldırgan davranış” fikrini biliyoruz. Bu da bizi başladığımız yere getiriyor: belki de bu edilgen saldırganlık yaklaşımını, saldırgan edilgenliğin, hiçbir şey olmamasını, hiçbir şeyin gerçekten değişmemesini sağlamak için sürekli etkin olduğumuz sosyo-ideolojik yaşama katılımımızın standart “interpasif” [etkileşimli edilgen (veya edilgileşim/IBF)] kipinin tersine, tam bir radikal politik jest olarak öne sürmeliyiz. Bu tür bir kümelenmede, ilk gerçekten eleştirel (“saldırgan,” şiddetli) adım pasifliğe, edilgenliğe çekilmek, katılmayı reddetmektir – Bartleby’ın “Yapmamayı tercih ederim” sözü, bir bakıma, doğru etkinlik için, kümelenmenin koordinatlarını edimsel olarak değiştirecek bir eylem için zemini temizleyen, yer açan o zorunlu ilk adımdır… Okumaya devam et






























