Category Archives: Çeviri

Nüremberg Kodu

  1. İnsan süjenin gönüllü rızası kesinlikle elzemdir.
     
    Demek ki dahil edilen kişi rıza verecek yasal yetkinliğe sahip olmalıdır; tercih gücünü özgürce, herhangi bir kuvvet, hile, aldatma, zorlama, dolandırma öğesinin müdahalesi olmaksızın, kısıtlayıcı veya mecbur edici başka hiçbir gizli biçimin müdahalesi olmaksızın ifa edebileceği bir konumda olmalıdır; ve konuyu oluşturan öğelere dair sahip olduğu bilgisi ve kavrayışı yeterli olmalıdır, bir anlayış geliştirerek aydınlanmış bir karar verebilmesini sağlamalıdır. Bu ikinci öğe, olumlu kararının kabul edilmesinden önce deney süjesine şunların bilinir kılınmasını gerektirir: Deneyin doğası, süresi ve maksadı; nasıl icra edileceği, yöntem ve araçları; beklenmesi makul olacak tüm zorluk ve tehlikeler; bu deneye katılmasının sağlığı ve bedeni üzerinde sebep olabileceği etkiler.
     
    Bu rızanın niteliğini tespit etme görev ve sorumluluğu, deneyi başlatan, yöneten ve yürüten her bir bireyin üzerindedir. Bu kişisel görev ve sorumluluk başka birilerine fütursuzca havale edilemez.
     
  2. Deney, sosyetenin toplumun iyiliği için verimli sonuçlara, başka çalışma yöntem ve araçlarıyla temin edilemeyecek sonuçlara ulaşacak bir deney olmalıdır, doğası itibariyle rastgele ya da gereksiz bir deney olmamalıdır.
     
  3. Deney, hayvan deneylerine dayanarak, hastalık ya da çalışılan problemin doğal tarihine dair bilgiye dayanarak öyle tasarlanmalıdır ki, öngörülen sonuçlar elde edildiğinde deneyin uygulanmasına gerekçe sağlanmış olmalıdır.
     
  4. Deneyin icrasında gereksiz fiziki ve mental acıdan ve yaralanmadan tamamen kaçınılmalıdır.
     
  5. Ölüm ya da sakatlayıcı yaralanma olacağına inanmak için önsel bir nedenin bulunduğu hiçbir deney icra edilmemelidir; deneysel hekimlerin de süje hizmeti gördüğü kimi deneyler belki bundan hariç tutulabilir.
     
  6. Alınacak riskin derecesi, deneyin çözeceği problemin insani önemiyle belirlenen dereceyi asla aşmamalıdır.
     
  7. Deneysel süjenin yaralanma, sakatlık ya da ölüme yönelik uzak imkanlardan bile korunması için uygun hazırlıklar yapılmalıdır ve elverişli vasıtalar sağlanmalıdır.
     
  8. Deneyi yalnızca bilimsel niteliklere sahip kişiler icra etmelidir. Deneyi icra eden ve yürüten kişilerden deneyin tüm aşamaları boyunca azami derecede yetenek ve özen gereksinilmelidir.
     
  9. Deney akışı boyunca, insan süje, deneyin sürdürülmesinin ona imkansız görüneceği fiziki ya da mental bir duruma ulaşırsa, deneye son verme özgürlüğüne sahip olmalıdır.
     
  10. Deney akışı boyunca, görevli bilimci, ondan gereksinilen iyi niyet, üstün yetenek ve özenli muhakemeye uyarak deneyi sürdürmesinin deney süjesinin yaralanma, sakatlık ya da ölümüne yol açabileceğine inandırabilecek sebepler görürse, herhangi bir aşamada deneyi sonlandırmaya hazır olmalıdır.
     

“Nüremberg Askeri Mahkemelerinden önce 10 No’lu Kontrol Konsey Yasası altında Savaş Suçlularının Yargılanması”, ss. 181-182. Washington, D.C.: U.S. Government Printing Office, 1949.

Kaynak: archive.org’un arşivlediği HHS.gov arşivi

Nüremberg Mahkemeleri (1945-1946) @ Wikipedia & YouTube

İngilizcesi.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

1 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

The Mocking Mahmut — Orhan Veli Kanık

This is my task and my dealing,
I paint the sky every morning,
When all of you are sleeping.
You wake up to see that now it’s blue.

Sometimes a sea is torn,
Sutured by whom you don’t know;
Sutured by me.

And sometimes I am mocking,
That too I’m charged of doing;
I think a head at my head,
I think a gut at my gut,
I think a foot at my foot,
I don’t know the heck to do.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Şiir

Gratis — Orhan Veli Kanık

Gratis do we live, gratis;
Air gratis, cloud gratis
Hill and dale gratis;
Rain and mud gratis;
Exterior of automobiles,
Doors to cinemas,
Showcases gratis;
Not cheese and bread but
Bitter water gratis;
Freedom for the price of capita,
Captivity gratis;
Gratis do we live, gratis.

(Bedava)

English: Işık Barış Fidaner

4 Yorum

Filed under Çeviri, Şiir

Separating — Orhan Veli Kanık

I am left staring after the ship that is leaving;
I cannot throw myself into the sea, the world’s pretty;
Manliness in my head, I cannot cry.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı, Şiir

Wheel of revolution

Today wheel of revolution turns wide
In world squares echo voices

Hand of workers finely grind
Purge squares from exploiters in defeat

Seeds of life scatter, turn green in squares
Hyacinths take root, with voice of partisans

Waves of wind flow from heart of mountains
They stand up and give Kurdistan life

From prison walls up to mountain tops
Red flags raise, to live is to resist

Way alight, our vanguard, martyr blood
Our vanguard is the party of workers

(Çerxa Şoreşe)

English: Işık Barış Fidaner

 

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

So Where’s My Youth — Yusuf Hayaloğlu

So where’s my joy;
My marbles, my spinning top,
My shirt tearing at the cherry tree?
They stole my childhood unbeknownst..

I’m left with no windows mother,
My kite got stuck at the wire nets..
So where’s my youth?

Whatever burns your mouth with steam,
Like bread, like love,
Oh, whatever on the side of beauty,
I had shared, I had grown.
People wouldn’t fit inside me..

What a mighty contradiction is this mother,
I fell to the “table of wolves”..
So where’s my resistance?

So where’s my pride;
My aquarium, my canary,
The cactus flower that I mollycoddled?
They took my books unquestioned..

Walls do not talk mother,
And no door remains open..
So where’s my youth?

Haven’t yet been caught in the wind,
Haven’t yet tasted the raki,
Have just-just began poetry,
I ran, I ran to the mountains;
Haven’t yet kissed no girl..

Garner the rains mother,
I caught the “fire of age”..
So where’s my conscience?

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı, Şiir

Daha Daha Işık Olsun — Pink Floyd

Çok, çok, çok, çok uzaktan
İşitti insanlar onun dediğini:
“Ben bir yol bulacağım
Bir gün gelecektir
Bir şey yapılacak”
Ve sonunda kudretli gemi
Bir alev noktası üstüne alçalarak
İnsan ırkıyla temasa geçti Mildenhall’da

Şimdi, şimdi, şimdi vaktidir
Farkında olmanın vaktidir
Carter’ın babası onu orada görünce
Anladı Rhull’un ona açtığını
Uyanık Hereward’ın akkor canını

Ah ah gözümde bir şey
Göklerde bir şey
Bekler orada beni
Dıştan kilit yavaşça geri çevrilir
Görevlilerin iç çektiği işitilir
Çünkü ortaya çıkmıştır akkor giysisiyle
Göklerde Lucy

Ah ah sen hiç bilir miydin
Hiç onlar bilmez mi
Bir şey diyemem
Kozmik güçlerini toparlayarak
Ve hafif akkor ayak uçlarıyla
Psişik yayıntılar uçar

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

İnternete Övgü ~ Bertolt Brecht

Brecht’ten bozarak:

İki tane gözün varsa senin
Binlerce gözü var İnternet’in
Her kullanıcının bildiği birkaç kent,
Beş kıtanın beşini de biliyor İnternet

Her kullanıcının vakti belli
İnternetin ise tarih saati
Her kullanıcıyı yok edebilirler her an
İnternet ise yedi değil, binlerce can

Biçimlerin öncüsü o çünkü
Ve o yönetiyor direnişi
Gerçeğin bilinciyle işlenmiş olan
İçeriklerinin akışıyla

>>> Robot şarkı (Nümes 1) (Nümes 2) (Nümes 28) 🤖🌈<<<

Can Yücel çevirisinden uyarlayan: Işık Barış Fidaner

ovgu

praise of the internet

the individual has two eyes
the internet has a thousand eyes
the internet sees seven states
the individual sees one city
the individual has his hour
but the internet has many hours
a single man can be wiped out
but the internet cannot be wiped out
for it rests on the teaching of the classic writers
which is created from acquaintance with reality
and is destined to create it
for the teaching will take hold of the masses

distorted from bertolt brecht by ışık barış fidaner

Bkz “Parti Biziz” Bertolt Brecht

9 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı

KAyıplı olmak — Jacques Lacan

(aynı metnin daha güncel çevirisi için tıklayınız)

Ayrıca rüyaya verilen ifadenin askıya alınışı denebilecek noktada öznenin kendini nasıl konumladığı da görülsün. Öznenin kendisi, kendini konumladığı gibi, kendini üstlendiği gibi, biliyordur, böyle denir, çünkü öteki, ötekinin öznel konumunu bilmiyordur. Ve bilmediği, KAyıplı öznel konumudur, böyle denir. Ölmüş olduğu, sonuçta, elbette ona dokunamayacak bir beyandır. Ölmüş olmaya dair bunun gibi her simgesel ifade, onu geçindirir, esasında onu muhafaza eder. Olan aslında tam olarak bu simgesel konumun paradoksudur: oluşta olmayışın bulunmasıdır, ölmüş olmanın onaylanışının bulunmasıdır, ki bu belli bir tarzda onu ölümsüzleştirmiş olmaz. Rüyadaki mesele de aslında budur. Fakat bu KAyıplı öznel konum, bu küçülmüş öznel değer, onun ölmüş olmasına yönelmez, özünde şudur: bunu bilmeyen o. Öznenin kendini ötekinin karşısında konumlaması işte böyledir. Ayrıca öteki bakımından işletilen bu türde bir korunma –ki anlamı sadece onun bunu bilmemesi değildir, diyebilirim ki sınır noktasında bunun ona söylenmemesi mecburiyetidir de– insanlar arası her iletişimin kökünde hep az çok bulunan bir şeydir, onun neyi bilmesine izin verilebileceği ve neyi bilmesine izin verilemeyeceğidir. Analitik söylemle uğraştığınız her seferinde etkisini tartmanız gereken bir şey bu. Dün akşam, kendini ifade edemeyenlerden, aslında söylemle alakalı engeller hakkında, dirençler hakkında konuşamayanlardan söz ettik. Bu boyut sayesinde bu rüya başka bir rüyaya bağlanabilir: Troçki’nin günlüğünün son sayfasından alınmış bir rüya bu, son savaşın başlangıcında Fransa’da kaldığı son günlerden sanırım. Özellikle etkileyici bir rüya bu. Troçki’nin, belki de ilk defa, bitmez tükenmez dirimsel enerjisinin azaldığına dair ilk ipuçlarını tecrübe etmeye başladığı ana ait bir rüya. Rüyasında gördüğü yoldaşı Lenin, sağlığının yerinde olmasından ve boyun eğmez karakterinden dolayı onu tebrik eder. Diğeri ise, hep diyaloglarda olan muğlaklıkla değerlenen bir tarzda, eski yoldaşına, belki de bu sefer kendisinde, önceden hep bildiğiyle aynı zeminde olmayan bir şey bulunduğunu anlatmak ister. Fakat düşünür, ve dirimsel evrimindeki bu kritik dönüş anında böylesine belirgin tarzda ortaya çıkan bu eski yoldaşına kıyamaz. Ve tam olarak, onun bile, Lenin’in bile çabasının boşa çıktığı zamanlara atıf yapan bir şeyi anımsatmak isteyerek, ona öldüğü zamanı şöyle belirtir: çok çok hasta olduğun zaman. Sanki meselenin tek solukta tam olarak formülleştirilmesi, varoluşunun aynı dönüş noktasındaki aynı Troçki’nin devam eden rüyasında karşısına çıkan bu gölgeyi dağıtacakmış gibidir.

Jacques Lacan 1958-1959 Seminer 6: Arzu ve yorumlanışı, s. 80

Not: Kayıplı ve ayıplı sözcükleri “en défaut” anlamı vermek üzere CAPSLOCK kayması gibi bileşerek KAyıplı oldu. https://fr.wiktionary.org/wiki/%C3%AAtre_en_d%C3%A9faut

8 Yorum

Filed under Çeviri

Mecaz üzerine — Jacques Lacan

Dilin ilkel biçiminde sıfat işlevini üstlenen şeyin mecazlar olduğu söylenmiştir. Öznede bunu confirm ederiz, gerçi burada kendimizi ruhun gizemli ilkel bir işletimi karşısında bulmayız, dildeki yapısal bir gereklilik karşısında buluruz: İmlenen düzeninde bir şey doğurulacaksa, bir imleyenin başka bir imleyenin yerine geçirilmesi zorunludur.

Bana diyeceksiniz ki: Sen bunu nerden biliyorsun? Yani sen niye “hav hav”ın köpeğin yerine geçirilmesini öne sürüyorsun. Öncelikle size derim ki yaygın –ve yakın zamanda bana getirilmiş– bir gözleme göre çocuk, köpeğe “hav hav” diyebildiği andan itibaren, köpekle kesinlikle hiçbir alakası olmayan bir sürü başka şeye de “hav hav” diyecektir, böylece dolaysızca gösterecektir ki buradaki esas mesele aslında işaretin imleyene dönüştürülmesidir: Bu imleyen çok çeşitli yerine geçirmelerle o anda hiçbir önemi kalmayan şeyler bakımından, başka imleyenler ya da gerçeğin birimleri olabilen şeyler bakımından test edilir. Çünkü buradaki mesele imleyenin kudretinin test edilmesidir.

Bunun doruk noktası –size bahsettiğim bilimsel konuşmanın sonunda dediğim şey bununla ilgiliydi– çocuğun en yüksek yetke ve en müthiş ısrarla şöyle bildirdiği kararlaşma anıdır: Köpek “miyav” der, ya da kedi “hav hav” der. Kesin bir kararlaşma noktasıdır bu, çünkü ilkel mecaz, ki saf ve basitçe imleyici yerine geçirmeyle teşkil edilmiştir, bu anda, imleyici yerine geçirmenin uygulanışıyla, nitelendirme kategorisini doğurur.

Jacques Lacan 1958-1959 Seminer 6: Arzu ve yorumlanışı, s. 114

İlk atıf orada teşkil edildiği ölçüde, bu bir mecazdır – “Köpek miyav diye bağırır, kedi hav hav diye bağırır” diye ilan eden atıfla, çocuk, bir çırpıda, hayvanı sesinden kopararak, işareti imleyen işlevine yükseltir, gerçekliği imlemenin sofistikeliğine yükseltir, gerçeğe uygunluğa gösterdiği küçümseme ile, aynı şeye ait çok sayıda nesneleştirmenin doğrulanmasını gerekli kılar.

Jacques Lacan, Écrits

3 Yorum

Filed under Çeviri