Category Archives: Çeviri

İmgelem Politikası (1) — McKenzie Wark

McKenzie Wark — 22 Kasım 2015 — publicseminar.org

man-in-the-high-castle-600x326

“Tüm iktidar hayal gücüne!” Altmışlarda böyle denirdi. Şimdiki slogan şöyle olabilir: “Tüm hayal gücü iktidara!” Zira hayal gücü bugünlerde her yerde ama nasıl iktidar kazanabileceğimizi kimse bilmiyor. Philip K. Dick’in Nazilerle Japonlara savaş kazandırdığı alternatif tarihe dayalı TV dizisi de var artık, ve bu diziyi belgesel zannedenleri affedebiliriz. Hayal edebildiğimiz her şey ya olanların aynısı ya da daha kötüsüymüş gibi görünüyor.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

Psikoloji nedir? — Georges Canguilhem

Psikolog için “psikoloji nedir?” sorusu, filozofun “felsefe nedir?” sorusundan daha fazla can sıkıcı görünür. Çünkü felsefede anlam ve öz sorusu, bir yanıt sunmaktan ziyade felsefenin kendisini şekillendirir. Dahası, bu sorunun sürekli olarak tatmin edici bir yanıt eksikliği nedeniyle yeniden ortaya çıkması, kendini filozof saymak isteyenler için bir alçakgönüllülük gerekçesi iken, bir aşağılanma sebebi değildir. Fakat psikoloji açısından, bu sorunun, yani onun özüne ya da daha mütevazı bir ifadeyle kavramına dair sorunun, psikologun varoluşunu da sorgulanır kıldığı açıktır. Psikolojinin ne olduğunu tam olarak açıklamak mümkün değilse, psikologun ne yaptığına dair yanıt vermek de zorlaşır. Bu nedenle, psikolog, bir uzman olarak sahip olduğu öneminin gerekçesini bulanık bir fayda çerçevesinde aramaktan başka çare bulamayabilir. Bu önem psikolog açısından incitici olmayacaksa bile, filozoflar için bir aşağılık kompleksi kaynağına dönüşebilir.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Çeviri, Eviri, Makale

İşte böyledir – Led Zeppelin

Bilmem nasıl derim sana
Senle oynayamam artık
Bilmem nasıl uyarım annemin bana dediğine
Dostum, kapı komşum
İnanılmaz şeyler diyor insanlar
Sen boşver onları düşünme
Memnunum ben burada oturup gün boyu çalışmaktan
Mahallenin karanlık yanındasın sen

Ve çıktığımda yürüdüğünü görürüm
Niye görmez gözlerin beni
Oynayacak başka oyun mu buldun yoksa
Ne dedi annem bana

İşte böyledir, ah…
İşte böyle olması gerekir
Ya, ya, annem bunu dedi
İşte böyle kalması gerekir

Ve dün seni gördüm ırmağın kenarında dururken
Ve gözyaşı değil miydi o gözlerine dolanlar
Ve yüzdüğü kirli suda ölen hep o balıklar
Hipnotize mi etti seni?

Ve dün seni gördüm minik çiçekleri öperken
Ama canlı olan her şey ölmek için doğmuştur
Ve ben de sana derim ki aslında hiçbiri mesele değildir
Ve senin tek yaptığın orada durup ağlamaktır

Bilmem ne derim bu konuda
Sen bana hiç kulak vermezken
Ama şimdi gördüklerine tekrar tekrar bakma vaktidir
Hep böyle mi kalması gerekir?

İşte böyledir
İşte böyle olması gerekir
Anlasana işte, annem bunu dedi
İşte böyle kalması gerekir, ya…

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Deja Vu — Iron Maiden

Gördüğün tanıdık yüzleri
Nerden tanıdığını hatırlamazken
Acaba yanılıyor musun?

Gittiğin belirli yerleri
Hiç görmemiş olduğunu bildiğinden
Acaba emin misin?

Çünkü bilirsin ki olmuştu önceden
Ve bilirsin ki bu gerçek bir an
Ve bilirsin Deja Vu olunca

Sanki buraya gelmişim önceden
Sanki buraya gelmişim önceden
Sanki buraya gelmişim önceden
Sanki buraya gelmişim önceden

Fark ettin mi hiç konuştuğun şeyi
Önceden de konuşmuş olduğunu
Tuhaf değil mi?

Sezdin mi hiç konuştuğun kişinin
Birazdan sana neler diyeceğini
Sanki hazırlanmış gibi

Çünkü bilirsin ki duymuştun önceden
Ve bilirsin ki bu gerçeküstü bir an
Ve bilirsin Deja Vu olunca

Sanki buraya gelmişim önceden
Sanki buraya gelmişim önceden
Sanki buraya gelmişim önceden
Sanki buraya gelmişim önceden

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Büyük İskender — Iron Maiden

“Oğlum kendine başka bir
Krallık ara, zira ardımda kalan
sana çok küçük gelir”
(Makedonya Kralı Filip – M.Ö. 339)

Doğuya doğru
Antik Yunanistan’da
Makedonya denen antik ülkede
Bir oğul doğdu
Makedon Filip’e
Efsane çocuğun adı İskender

Ondokuz yaşında
Makedon Kralı oldu
Ve tüm Ön Asya’yı kurtarmaya ant içti
Ege Denizi kıyısında
M.Ö. 334’te
Pers ordularını çok ağır yendi

Büyük İskender
Adıyla korku saldı insanların kalbine
Büyük İskender
Efsane oldu ölümlü insanlar içinde

Kral Üçüncü Daryus
Yenilince kaçtı Pers ülkesinden
İskitler düştü Seyhun nehri kıyısında
Mısır da geçti sonra Makedon Kralın eline
Onun kurduğu kentti İskenderiye

Dicle nehri kıyısında
Yine karşılaştı Kral Daryus’la
Ve gene ezdi onu Erbil savaşında
Girdiğinde Babil’de
Ve Susa’da hazineler buldu
Perslerin başkenti Persepolis’i aldı

Büyük İskender
Adıyla korku saldı insanların kalbine
Büyük İskender
Tanrı oldu ölümlü insanlar içinde

Frig Kralı bir kağnı arabası bağlamıştı
Ve İskender kesti ‘Gordiyon düğümü’nü
Ve efsaneye göre kim bu düğümü çözerse
Asya’nın hakimi o olacaktı

Dört bir yana yaydı Helenizmi
Öğrenmiş Makedon zihnini
Kültürleri batılı yaşam tarzıydı
Hristiyanlığın yolunu hazırladı

Yürüyerek, yürüyerek
Savaştan bitkinler yan yana yürüyerek
İskender’in ordusu sıra sıra
Gitmemiş artık peşinden Hindistan’a
Yorulmuş kavgadan, acı ve görkemden

Büyük İskender
Adıyla korku saldı insanların kalbine
Büyük İskender
Ateşlenip öldü Babil’de

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Boş ve anlamdışı — Slavoj Žižek

Aşkınsal genesisin beri yüzündeki ‘gerçek genesis’ sorunsalını ilk formülleştiren Schelling oldu: Weltalter fragmanlarında (1811-15) uyguladığı program, ‘Tanrıdaki gerçek’ uçurumundan, yani dünya yaratılmadan önceki Tanrı olan dürtüler [Triebe] girdabından, Sözün, Logosun belirişinin türetilmesidir. Schelling Tanrının varoluşu ile Varoluşun müphem ve yarılamaz Zeminini, yani ‘Tanrıda olup henüz Tanrı olmayan’ korkunç ön-simgesel Şeyi birbirinden ayırt eder. Bu Zemin, ‘çelişki [Zusammziehung , contractio]’ –benliğe geri çekilme, bencilce öfke, hep yokeden delilik– ile ‘uzanma’ –Tanrının Sevgisini hibe etmesi, taşırması– arasındaki çatışık gerilimden oluşur. (Bu çatışkıda Freud’un libido ve ölüm dürtüsü ikilisini önceleyen ben dürtüleri ve sevgi dürtüleri ikilisini nasıl fark etmeyiz?) Bu dayanılmaz çatışkı, vakitsizce geçmiştir, asla ‘mevcut’ olmamış bir geçmiştir, çünkü mevcutluk Logosu imletir, konuşulan Sözdeki açıklığı, dürtülerin çatışık nabız atışının simgesel farklılığa çevrilmesini imletir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Vergici — The Beatles

Nasıl olacak söyleyeyim sana
Sana bir taneyse ondokuzu bana
Çünkü ben vergiciyim, evet vergiciyim

Yüzde beş az geldiyse sana
Şükret hepsini almadığıma
Çünkü ben vergiciyim, evet vergiciyim

Araba sürüyorsan, sokaktan keseceğim
Oturmaya kalkarsan, koltuktan keseceğim
Fazla üşüyorsan, sıcaktan keseceğim
Yürümeye çıkarsan, ayaktan keseceğim

Vergici!
Çünkü ben vergiciyim, evet vergiciyim

Hiç sorma neden almak istediğimi (Aahh Bay Wilson)
Biraz daha ödemek istemiyorsan (Aahh Bay Heath)
Çünkü ben vergiciyim, evet vergiciyim

Ölenlere tavsiyemdir dinleyin
Gözünüzdeki kuruşları beyan edin
Çünkü ben vergiciyim, evet vergiciyim

Ve benden başka kimseye çalışmıyorsun sen
Vergici!

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Genç kız üzerine — Tiqqun

Demek ki Genç Kız, artık kendisiyle kıymet haricinde hiçbir yakınlığı kalmayan oluştur, ve her faaliyeti, bütün ayrıntılarıyla, kendini kıymetlendirmeye yöneltilmiştir. Her an kendisini, kendi şeyleşmesinin egemen öznesi olarak onaylar. Kudretinin sorgulanamaz karakteri, dümdüz edilmiş bu oluşun bütün ezici eminliği, tamamen anlık konvansiyonlarla, kodlarla ve temsillerce örülmüş o eminlik, jestlerinin birazıyla dirilen bütün o yetke, bunların hepsi onun “sosyete” nezdindeki mutlak saydamlığına dolaysızca endekslenmiştir.

Kesin anlamda bu hiçliği yüzünden, her bir muhakemesi bütün sosyal düzenin mecburi ağırlığını taşır, o da bunu bilir.

…

Genç Kızın “özgürlüğü” Gösteri’nin en pathetic üretimlerindeki gösteriş kültünün ötesine nadiren geçer. Özünde, bir şevk eksikliği karşısında yabancılaşmanın gereklerinin öne sürülmesinden oluşur.

Tiqqun (FR: 2007, EN: 2012) Genç Kıza Dair Bir Kuram İçin Hazırlayıcı Maddeler

4 Yorum

Filed under Çeviri

The Task of the Translator — Walter Benjamin

Edgar Allan Poe’nun Kuzgun şiirini de (Türkçe bakımından) güncellemiş olduğumuza göre, bundan bir yıl önce Yazko Çeviri’den aktardığımız (ve geçen gün NE DOLAPLAR PEŞİNDESİN çeviri derlemesinde yer verdiğimiz) “Çevirmenin Görevi” metninin (Ahmet Cemal) “Die Aufgabe des Übersetzers” makalesinin (Walter Benjamin) pek iyi olmayan bir çevirisi [ki pek iyi olmayan çeviriden kastımız Türkçe metinde ardısıra dizilen cümlelerin hem kaynak metne göre hem de birbirlerine göre fol [false] kalmalarıdır, yani kaynak metnin izlediği akışa ve kendi sürdürdükleri akışa true olamayışlarıdır. Ayrıca terminolojidir. Ama terminoloji, gözönündeki çeviriye çabucak aşinalık sağlayan keskin bir gösterge olabilse de, çevirideki truth etkenliği bakımından ikincildir] olduğu gerçeğini [Şimdilik bir olgu olarak işaret edeceğimiz bu gerçeğe bağlı sebep-sonuç ilişkilerini özellikle de TKP → KP + HTKP reaksiyonunda üstlendikleri rol sayesinde Ahmet Cemal Kültür Atölyesi (A.C.K.A.) katılımcılarının eksiksizce ortaya çıkarabileceklerinden hiçbir şüphemiz yoktur] gelin kabul edelim (Yirmibirinci yüzyılımızın 2016 yılına gelmişken, Kenan Evren bile ölmüşken, hem de eceliyle ölmüşken) ve makalenin bir de İngilizce çevirisini (Harry Zohn) okuyalım (Evet ben de Almanca bilmiyorum).

IBF

~~~

İngilizcesi: Harry Zohn

In the appreciation of a work of art or an art form, consideration of the receiver never proves fruitful. Not only is any reference to a certain public or its representatives misleading, but even the concept of an “ideal” receiver is detrimental in the theoretical consideration of art, since all it posits is the existence and nature of man as such. Art, in the same way, posits man’s physical and spiritual existence, but in none of its works is it concerned with his response. No poem is intended for the reader, no picture for the beholder, no symphony for the listener.

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Çeviri, Makale

Kuzgun — Edgar Allan Poe

Vaktiyle bir kasvetli gece, kafa yorarken zayıf ve bitkin halde,
İlginç ve tuhaf unutulmuş eski ilimlerden bir sürü cilt üstüne,
Kafam devrilirken, uykuya dalar gibi, bir tıklatma işittim birden,
Sanki biri hafifçe vurmuştu, oda kapıma vurulmuştu.
“Misafirdir” diye mırıldandım, “oda kapıma bu tıklatan –
Budur olsa olsa, dahası yok.”

Okumaya devam et →

22 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şiir