Category Archives: Makale

Postmodern Yabancılaşma Modeli — Işık Barış Fidaner

>>> 👨‍💻🤖 Sibernetik Geri Bildirim 👨‍💻🤖 <<<

(Mayıs 2013’te birinci Yeni Medya Çalışmaları Kongresi‘nde sunulmuştu –Kongre e-kitabı– ilk hali – ingilizcesi)

Işık Barış Fidaner

ÖZET
Sohn-Rethel’in Marks’ı yorumlayarak işaret ettiği “gerçek soyutlama” kavramı, kapitalizmin anlaşılabilmesi için önemli bir çıkış noktası sunmaktadır. Bu çalışmada, kapitalizmin işlerliğini sağlayan “gerçek soyutlama”nın şemasını çıkarmayı deniyoruz. Şemanın kavramsal bağlamını oluştururken bilimsel söyleme dayanan Sohn-Rethel’in aksine, kapitalizmin gündelik kavrayışını temel alıyoruz. ‘Postmodern yabancılaşma modeli’ olarak adlandırdığımız şema, dört öznel tavır (tüketici, kullanıcı, oyuncu, geliştirici), üç mesele (bağımlılık, istismar, bencillik), iki odaklanma noktası (komplocu, kader), ölçülebilir nesnelliği oluşturan iki yan (yetki, beden) ve bu iki yanlı nesnelliğe hem dayanak hem kaynak olan iki zeminden (irade, sistem) oluşuyor. Şemanın tamamı, ‘lüzum’ ve ‘keyfiyet’ olarak adlandırdığımız iki boyutun karşılıklı dolayımlanışları olarak biçimlenmektedir.

ANAHTAR KELİMELER: yetki, beden, irade, sistem

Okumaya devam et →

57 Yorum

Filed under Bildiri, Bilim, Makale, Oyun, Programlama

Endgame Syria: Sayılara dikkat

Bir savaş ne zaman biter? Belki de savaşlar sürekli bitiyorlardır. Çünkü savaş boyu taraflar birbirlerini bitirirler. Ama savaş aynı zamanda hiç bitmez. Çünkü savaş sürdükçe hem herkes ölür, hem de herkes ölümsüz olur. Öldüğümüz ve ölmediğimiz iki dünya yüz yüze gelir. İki zaman yan yana gibi. Aslında bir zaman bir de zamandışılık… Ölenlerin zamanı ve ölmeyenlerin zamandışılığında, ölmeyenler bile hep ölürmüş gibi oldukça, bitmeyen savaş da sanki hep bitiyormuş gibi olur. Barış savaşın bitmesi midir? O zaman savaş her şeyi ve kendisini bitirip tüketirken kendisiyle nasıl bir barış içindedir?

“Suriye Son Oyun”, ingilizce adıyla “Endgame Syria“, Suriye’de yürütülen savaşın keşfedilmesini amaçlayan küçük bir oyun. Aslında bir “kart” oyunu. Hani haberlerde denir ya şu taraf şu kartı kullandı, bu taraf bu kartı kullandı… Suriyeli isyancılar adına Suriye devletine “kart atıyorsunuz”, sonra sayıları yüksek olanlar kazanıyor… İşte tanıtım metni:

military_phase

“Son Oyun Suriye; sürmekte olan iç savaşta etkileşimli bir yolculuk; savaşın yanında barışı da kazanacak seçimleri yapabilecek misiniz?

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Makale, Oyun, Programlama

“Devrimden Sonra” neyin filmidir?

“Devrimden Sonra”, SİP/TKP geleneğinden kaynaklanmış, o geleneğin temsil ettiği sosyalizm anlayışını ortaya koyan bir sinema filmi. SİP/TKP’nin kendini temsil konusunda genel olarak gösterdiği özeni de hesaba katarsak, bu filmle ilgili söylenen her şeyin SİP/TKP eleştirisine veya savunusuna dönüşmesi kaçınılmaz. Fakat tartışma “film sosyalizmi anlatıyor mu anlatmıyor mu” ikilemine düşerse esas soruyu atlamış oluruz: Bu film neyi anlatıyor, bu film neyin filmidir? Yani adı “sosyalizm” olsun veya olmasın, bunca insanı yanyana getiren bu ortaklık nedir? Bir filmden bahsettiğimiz için “hangi arzu?” diye de ekleyebiliriz.

Sosyalizm bir politikaysa, ve herkesin yaşadığı ilk politikaların “aile içi” politikalar olduğunu düşünürsek, politik biçimi aile biçimine göre tespit etmek verimli olabilir. Freud’un gösterdiği “Ödip kompleksi”ni hatırlayalım: Belirli bir aile yapısında (buna “batılı” diyebiliriz belki) yetişen erkek çocuklar “anneye kavuşma” ve “babayı öldürme” gibi arzular taşırlar ve ileriki yaşamlarında da yer değiştirmiş olarak bu arzularını tekrar ederler. Dolayısıyla rüyaların içeriğinde olduğu gibi, sanatsal sahnelerde de bu ilk arzuların izleri bulunabilir.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Makale

‘Postmodern’ yabancılaşma için bir model önerisi

(tam metin)

‘Başka dünyalara ihtiyacımız yok. Aynalara ihtiyacımız var.’
Stanislaw Lem, Solaris, 1961

Işık Barış Fidaner

Frankfurt okulunun yol arkadaşlarından sayılan Marksist düşünür Alfred Sohn-Rethel, meta ve mübadele olgularını toplumsal etkinliklerde bilinçsizce işlev gösteren ‘gerçek soyutlamalar’ olarak açıklamış, bunların bilimsel söylemde bulunan ‘kavramsal soyutlamalar’ ile tarihsel bağını kurmuş, böylece 20. yüzyılın üretim biçiminde zihin emeği/kol emeği arasında bulunan pratik ayrışmanın kapitalist uygarlığın içinde bulunduğu düşünsel sınırlar ile ilişkisini ortaya çıkarmıştı [1]. Bu soyutlamalar aynı zamanda ‘yabancılaşma’ kavramının da temelini oluşturur [2].

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Makale

Dijital oyun endüstrisi diye bir şey var mı? — Işık Barış Fidaner

“Eğer ebediyetten sonsuz zamansal süre değil de zamandışılık anlaşılırsa, denebilir ki, şimdiki zamanda yaşayan kişi ebediyen yaşar.”
(Ludwig Wittgenstein, Tractatus Logico-Philosophicus, 1921)

Işık Barış Fidaner

‘Dijital Oyun Endüstrisi’ dediğimiz anda, ekonomi dersinde öğrendiğimiz birçok varsayımı unutabiliriz. Oyunlar homojen değildir, her biri kendine özgüdür. Standart bir kullanımları yoktur, oyun türüne, oyuncu türüne göre bambaşka haller alır. Çoğu oyunu bir ‘ürün’ olarak elimize alamayız veya market raflarına koyamayız. Hatta kimi oyunları ‘açamayız’ bile, kapısından ‘gireriz’ veya ‘çıkarız’ ancak. Oyun olarak satılan şey aslında bir bilete benzer. Süreğen bir sanal dünyaya giriş bileti, veya sizin için o anda yaratılacak bir sanal dünyaya giriş bileti. Tek seferlik bilet vardır, aylık bilet vardır, sınırsız bilet vardır. Bazen kapı açık tutulur ve sadece sanal dünyanın sanal raflarından satın aldığımız ‘şeyler’ vardır. Bunlar işin oyuncu tarafı.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Makale, Oyun

Hacker nedir?

(postmodern yabancılaşma)

Hacker nedir? Hacker’lık, sistemi hedef alan bir iradedir diyebiliriz. Fakat bu noktaya ulaşmak için en baştan başlamamız gerekiyor. Tarif edilen kavramları şema üzerinden takip edebilirsiniz:

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Makale

Yıkım mantığına karşı ‘kendi-için zaman’ — Emek Dünyası

Tahsin Yücel’in 1992’de yayınlanan Peygamberin Son Beş Günü romanının baş karakteri, ‘peygamber’ lakaplı yaşlı bir ‘marksçı ozan’ olan Rahmi Sönmez, bir gün bütün kitaplarını satmaya karar veriyor. Kitapçı soruyor:
Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Makale

Sermaye = Yaşamı saymak

özet:
önce her an yeni şeyler var. sonra aradan bir şeyi işaretliyoruz, 1 diyoruz tekrar etmek istiyoruz… sonra bir anı önceki işaretle eş tutuyoruz, 2 diyoruz. sonra tanıdıkça saymaya başlıyoruz ve bir sermaye biriktiriyoruz. 3, 4, 5… sonra tanıyamaz ve sayamaz olduğumuzda buna arıza diyoruz. arıza tekrarlandıkça buna “düşman” diyoruz. sayamaz olduğumuzda o şeyi kaybetmişiz. kaybetme geçmişte olmuş, uzak geçmişle yakın geçmişi birbirinden ayırmış: yakın geçmiş halen tekrar edebildiklerimiz, sayabildiklerimiz, biriktirebildiklerimiz. uzak geçmiş ise tek olan, tekrarlanamayan, kaybedilmiş olan. yani tarih.

***

– Sermaye ne zaman ortaya çıkar?

– Bir şeyleri biriktirdiğimizde, hesabını tuttuğumuzda, saymaya başladığımızda.

– Peki bir şeyleri ne zaman sayabilir hale geliriz?

– Birbiriyle özdeş kabul edebildiğimizde.

– Peki öz nedir insan için öncelikle?

– Öznel olandır, yani yaşamdır.

– Peki yaşam nasıl ayrılır parçalara?

– Zamanlarına göre ayrılır, yani şimdi, bugün, dün, önceki gün, vb. şeklinde.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Makale

Türkiye’de Dijital Gözetim – Önsöz

(e-kitap)

Işık Barış Fidaner

İşaret edilmekten kaygı duyarız. Ama bizi esas kaygılandıran, muhatap alınmadan işaret edilmektir. Yani yanıt veremediğimiz cümlelerin içinde geçmektir. Bizden bahseden bu kaygılandırıcı cümle, resmi bir açıklamada, gizli bir raporda, komşular arasındaki bir muhabbette veya sevdiğimiz bir insanın aklından geçiyor olabilir. Yasal süreçler, veya mesela bankaların veritabanlarında işleyen otomatik süreçler de böyle kaygı verici cümleler kurabilir. Reddedilmek, hep böyle bir cümleyi düşündürür: “X güvenilir birine benzemiyor”

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Bildiri, Makale, Programlama

izafiyet için basit bir formül

soruları çoğalttıkça zamanı yavaşlatırız, soruları azalttıkça hızlandırırız (tek tek yanıtlayarak veya birkaç temel soruyla özetleyerek).

yanıtı belli olmayan her bir soru, bir ‘zaman kırılması’ gibidir.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Makale