Category Archives: Şey

Beş Amelle Unlanmak 1: Pirinçdışı Çözümleme Yapmazsanız Çakıllığa Karşı Pirinç Yükselteyim Derken Evdeki Bulgurdan Olursunuz — Işık Barış Fidaner, Fatoş İrem

pirinc1

Sos yetemizde sevip saydığımız unlu zatların Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olduklarına defalarca şahit olmuşuzdur. Bilindik psikolojizmin yanısıra Freudcu psikanalizi de çaresiz bırakan bu ölümcül badirenin en doğru çözümü ise bu zat-ı muhteremlerin beş amelle unlanmasıdır [1].

Eğer unlularımıza beş amelsiz sos yala elleşmenin sakıncalarını anlatamazsak kendi sos yetemize yetememiş olacağımız aşikardır. Beş ameli unlulara güzel güzel anlatıp benimsetmeye giden yol ise pop-psikolojiye pepsikolacı destek babında bilinçdışı analizleri pirinçdışı çözümlemelerle beslemekten geçmektedir. Eğer bu görev yerine gelirse hem Dimyat’taki izdiham yatışabilir hem de evdeki bulgur evde kalmış olur. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Yanık Yerin Otu Tez Biter Evreleri: Ağcaotu, Yerfesleğeni, Akbaşotu — Işık Barış Fidaner

akbasotu

Diğer öğeler için tanımlı evreleri toprağa da uyarlayalım [1]:

Hava: Dert etme hava cıva evreleri
Su: Cıvalı zarf Allaha emanet evreleri
Ateş: Cıva gibisin evreleri
Toprak: Yanık yerin otu tez biter evreleri Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Ereksi yön rastyöneldir — Işık Barış Fidaner

Diyelim ki tavlada zarları attınız ve pencüse geldi. Bu tesadüf manidar mıdır?

Bir yandan, zarlar hileli olmadığı sürece ihtimaller bakımından pencüse rastgeledir, anlamsız bir rastlantıdır (ereksizdir). Öte yandan, oyunda işinize yarayıp yaramadığına göre pencüse talihli/talihsiz bir rastlantı olur, iyi/kötü rastgelmiştir, ona anlam yüklenebilir (erekli olur). Demek ki pencüse tamamen rastgele değildir, başınıza gelen tesadüfün manidar olup olmadığı içinde barındığınız bağlama göre değişiyordur, yaşadığınız olaya ancak rastgelemsi diyebilirsiniz (ereksi vasıflar atfedersiniz).

1) Rastgele: Ereksiz
2) Rastgelmiş: Erekli
3) Rastgelemsi: Ereksi Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

İrem türküsü — fıkra

Türkiye eski başbakanı Yıldırım Akbulut emeklilik yıllarında evde sıkkın sıkkın oturuyormuş, onun böylesine durgun ve düşünceli olduğunu gören kızlarından birisi şöyle demiş:
— Arkadaşlarla türkü bara gidicez şimdi, sen de gelsene baba, açılırsın!
— Kızım benim türkü barda ne işim olur?
— Baba küserim valla gelmezsen bak canlı müzik de varmış birlikte eğleniriz işte.

Türkü barda türk kahvesi içen eski başbakan bağlamacının okuduğu bazı nostaljik dizelerden duygulanmış:
— Altındır alay değil, umuttur kalay değil… Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Kurgu, Şey

Jaklakanya Seyrüseferi 3: Bilgilenmek Değil Bilebilmek İçin — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

tigris

(öncesi: Jaklakanya Seyrüseferi 2: Sizi Öcüleştiren Domuzcuklara (Yerliş Eleştirmenlere) Yem Olmayın)

Dicle nehri Hazar gölünün tatlısuyunu Basra körfezinin tuzlusuyuna akıtır. İşte Jaklakanya da Dicle gibi kişisel göl(ge) sularını alıp toplumsal (kimler)denizlere aktarır [1].

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Jaklakanya Seyrüseferi 2: Sizi Öcüleştiren Domuzcuklara (Yerliş Eleştirmenlere) Yem Olmayın — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

(öncesi: Jaklakanya Seyrüseferi 1: Jak’la kan kızılı)

19’uncu “…yahut daha beteri” seminerini önceleyen “tuğladan duvarlara konuşmasında” Lacan şöyle der:

Bir bilgi zemini var ki sanki psikanalist oraya hiç tesir edememiş gibidir. Sonuçta düzen böyledir. Bilgi zeminleri öyle akşamdan sabaha değişmez ki! Gelecek Tanrı’nındır, dedikleri gibi, yani şansı yaver gidenlerindir, onlara köşeyi döndüren bir ilhamla beni takip edenlerindir. İşte onlar bir yere varacak, yeter ki domuzcuklara yem olmasınlar. İyi talih dediğim budur (bonne chance). Geri kalanlarınsa talihle hiçbir alakası yok. Onların işlerini otomatizm kararlaştıracak, o da talihin tam tersidir, iyi olsun kötü olsun.

Fransızca bir halk deyimi olan “yeter ki domuzcuklara yem olmasınlar” ifadesi İngilizce çeviride “yeter ki öcülere yem olmasınlar” yapılmış:

si les petits cochons ne les mangent pas
so long as the bogeyman doesn’t get them

Bu ifadeye başvuran Fransız halkı belki sahiden de öcüleri kastediyordur ama konuşan Lacan olunca bu “domuzcuk” imleyenini hafife alamayız. Üç domuzcuk masalını hatırlayın: Orada öcüleşen taraf domuzcuklar değildir, onların evlerini yıkan kurttur (“…yahut daha beteri”).

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Öz ne? Çocuk gösterir, Baba imletir — Işık Barış Fidaner

Bir çocuk gösterdiği şeyin adını soruyor, babası da cevap veriyor:

Bu ne? / Ağaç. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Jaklakanya Seyrüseferi 1: Jak’la kan kızılı — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

Lacan ülkesinin adını koyalım:

Jaklakanya

Her adlandırmanın modeli bir fişin soketine girişmesidir: Eğer muhatap verilen ismi benimserse (eril) jak (dişil) prize/yuvaya girecektir [1]. O halde her adlandırma şöyle yakarıyordur:

Jak’la kan ya!

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Turist broşürü: Her anlama bir yanlış anlamadır — Işık Barış Fidaner

Atakan Yorulmaz’ın öngörülü bir kararla her anlama bir yanlış anlamadır adını verdiği turistik broşürü okuyanlar sahiden de her teorik bölümde ayrı bir yanılgıyla karşılaşırlar, bu yanılgılar da kimi hakikatleri ortaya çıkarabilir, zira hakikat yanılgıdan ortaya çıkar (la vérité surgit de la méprise) [1]. Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Babalizan ve Onun Telkinci Babalisti: Güçlü İstek Dışavurumlarına İhtiyaç Mı? Ha? Ne? — Işık Barış Fidaner

Özgür Öğütcen Lacancı Başlangıçlar‘da analistlere “ölçülü telkin” telkin eder:

[Analizan] ne söylediğini bilmediğini gitgide daha fazla oranda gördükçe henüz bilmediği şeyler olduğunun da gitgide daha fazla farkına varır. Bu noktada ya bunları daha fazla bilmek için ilerler ya da buradan ileri gitmez, bazı kişiler bu noktada analizi bırakabilir. İşte burada analistin analizanın bu noktadan geri dönme eğilimi karşısında ona destek çıkması, analizine devam etmesini istediğini belirtmesi daha da çok gerekir. Çoğu analizanın analistin onların psikanalize devam etmesi yönündeki isteğinin güçlü dışavurumlarına ihtiyacı vardır. O zaman analitik eylem hem analizanın hemde analistin tarafında birtakım öğeler içerir. Analizan kendi bilinçdışıyla ilgili bilmediği bir sürü şey olduğunu görünce bunları bilmek ister. Böylece başka bir konuma ulaşır: arzulayan-bir-özne olur. (s. 151-152)

Burada anlatılan durumu iki kelime oyunuyla kolayca dile getirebiliriz:

Psi kanal iz: Analizanın psikolojisi yani halet-i ruhiyesi aktarım kanalından geçerek gizemli izler bırakmış ve onu şaşkınlığa sevk etmiştir.

Psi kanal itik: Aktarım kanalı üzerinden semptomun iteklemesiyle beliren bu malumat fazlaları (surplus-information) yorumlanmaya uygundur. Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey