Category Archives: Şey

Anlatılamayan Şey Sahnelenir: Kelimeler Tamamen Kifayetsiz Değildir — Işık Barış Fidaner

hylas

Ben her zaman hakikati dile getiririm. Hakikatin tamamını değil, çünkü tamamını söylemenin bir yolu yoktur. Tamamını söylemek harfiyen imkansızdır: kelimeler kifayetsizdir. Yine de bu imkansızlık yoluyla hakikat gerçeğe tutunur. (Lacan, Televizyon)

Bir Lacancı eğer bu alıntının son cümlesine henüz varamamışken ‘Aman tanrım kelimeler nasıl da kifayetsiz!’ diye takılıp kaldıysa muğlaklık havuzunda oynaşan bir tatlısu Lacancısı olmuş demektir, yani kendi çapında takılan bir su perisi veya ‘güzel can’ (beautiful soul, belle âme, schöne Seele) kılığında şöylemesine şarkılar mırıldanarak (di)yosunlu sularda dans eder:

İstediğim her ne varsa / İhtiyacım olan ne varsa / Burada kollarımda / Kelimeler çok gereksizdir / Zarar verirler olsa olsa / Verilen sözler / Bozulmak içindir / Hissiyat yeğindir / Kelimeler hafif / Kalıcıdır hazlar / Bir de acılar / Kelimeler anlamsızdır / Ve unutulabilirler
(Depeche Mode, Sessizlik Ne Güzel / Enjoy the Silence)

Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey

Matematik: İki Kere İki Dört Ulan! — Işık Barış Fidaner

— İki kere iki dört ulan!
— Madem öyleyse neden ‘ulan’ buyurdunuz?

Bir önerme size cebren iteleniyorsa onun ardında bir iğdiş kompleksi olduğunu sezmeniz doğaldır:

— İyi de neden inanayım ki buna?
— İşte ben söylüyorum ya! (fallus bende işte baksana!)

Cebren itelenen önermeler Ego inşası ve erkeklik ispatıyla iç içe geçmiştir: Konu ne olursa olsun kabul ettirmek için öne sürülen her savda örtük bir savaş tehlikesi sezilebilir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Çift Kabuklu Yavşakça Familyası Nedir? — Işık Barış Fidaner

İnsan bir yandan kuş gibi havalara uçmanın hayalini kuran bir hayvandır, öte yandan kök saldığı simgesel düzen onu bir bitkiye veya mantara daha çok benzetir. Freud rüyaları mantarlara (miselyum/mikoriza) benzetmişti, Saussure imleyen/imlenen ikilisini ağaç (arbor) ile örneklemişti, Jung’u müteakip Deleuze & Guattari semiyotik alanı köksap (rhizome) ile simgelemişti. Bütün bu örnekler insanda kök salma ve dallanmanın (sütur ve südur) önemine dikkat çeker. Hayallerinde kuş veya kelebek gibi kanatlarını çırpsa da insan aslında simgelerden kendini katiyen koparamaz, ne kadar çırpınsa da o zeminden ayağını bile kaldıramaz; yerçek budur [1]. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Tanrı = Boo: Fleabag’de Büyük Öteki Bihaber Hayalettir — Işık Barış Fidaner

fleabag-2-sezon-filmloverss

(Dikkat: Spoiler)

Fleabag dizisi Brechtçi mesafelenme etkisi üzerine kuruludur: Kahraman sık sık kameraya dönüp doğrudan hitap ettiği seyircileri büyük Öteki konumuna yerleştirir (dördüncü duvarı kırar) [1]. Seyirciye zaman zaman gösterilen hatıralar da kahramanın büyük Öteki ile bastırdığı şeylerin geri dönüşünü sahneler. Ne kadar havalı ve fütursuz gözükse de kahraman hikayenin arkaplanını ve ufkunu oluşturan iki büyük travmayla sürekli cebelleşmektedir: Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Tatlısu Lacancılarının üçkağıdına gelmeyin: Anlamlar hayalidir, Anlama eylemi simgeseldir — Işık Barış Fidaner

(Robot şarkı)

Nami Başer Lacan (2010) kitabında ‘signifier = gösteren’ eşleşmesinin çok yanlış olduğunu açıkça ilan eder (tabi onu duyabilen kulaklara) [1]:

[Signifier’lar] öznenin oluşumunu belirlemektedirler, onların tetiklemesi olmasa özne başkalarıyla ilişkiye geçemez, onları duyamaz. “Aga, gigi, agu” vs diye diye büyüyen bebek için onlar önceleri anlamları bile olmayan birer dayanaktır sonra yavaş yavaş başkalarının yönlendirmesiyle kapı, kaya, kar, kadın, kaş vs gibi anlamlar ortaya çıkar. Bunlara “gösteren” adını vermek çok yanlıştır, çünkü hiçbir şey göstermedikleri için zaten özneyi bir zincirleme dünya oluşumuna iterler. Biz bu kitapta bunlara “tetikleyici” diyoruz… (Geçen gün doktora gittiğimde bana, “sıcak da bu hastalığınızı tetikleyebilir” demişti de oradan kaptım zaten bu sözcüğü) (s. 127-128)

Duyabilen kulaklar diye özellikle vurguladım çünkü Türkiyeli Lacancıların çoğu hâlâ sanki her yerde kabul görmüş en geçerli bilgiyi tebliğ eder gibi ‘signifier = gösteren’ eşleşmesini öğrencilerine aktarmayı sürdürüyor. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Hemseslenme: İmleme, İmleyiş, İmletim, İmlendirme — Işık Barış Fidaner

Lacan şöyle demişti:

Yorumlama yalnızca hemseslenme (équivoque) yoluyla işler. İmleyende yankılanan bir şeyler olmalıdır. (Seminer 23)

Hemseslenme imleyende yankılanan dört şeyden oluşur [1]:
1) İmleme
2) İmleyiş
3) İmletim
4) İmlendirme Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Şey

Skandal! Hep kendini atıflayan yazar yapmışlar! — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Kopya çekme evladım!)

Şimdi gelelim diğer konuya: Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Kopya çekme evladım! — Işık Barış Fidaner

Bu ay başıma gelen kopyacılık vakasını özet geçeyim: Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Ünlenmek İmlenmek Değildir: Çoğul Gösteren ve Çoğul İmleyen — Işık Barış Fidaner

Sözlerin anlamının güvencesi Nam-ı Pir’dir (Nom-du-Père, Name-of-the-Father, Babanın-Adı) [1]. Mesela insanlar Marksistiz derler, ben Žižekçiyim derim, başkaları Lacancıyız veya Freudcuyuz derler, bunların hepsi Nam-ı Pir örnekleridir. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

‘Gösteren’de Yoğunlaşan İmletici Hemseslenme — Işık Barış Fidaner

Lacan “işlerliğin kaynağını” şöyle adlandırır [1]:

d’équivoque signifiante / signifying equivoque / imletici hemseslenme

Bu kavramı şöyle özetleyelim: Bir söylersiniz bin çağrışım olur.

Siz tek bir şey anlatmak isteseniz de konuştuğunuz bağlam (dil) bire bin katarak anlattığınız konuyu çok çeşitli çelişik yönlere doğru çekiştirir.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey