Category Archives: Şey

Tikelsiz Tekil: Tekir — Işık Barış Fidaner

800px-Cat_November_2010-1aGerçek evrenselliğe ulaşmanın yolu tekili tikelden ayırt etmektir. Bu işlem üç adım izler:

1) Tikel tekil: Birey, kişi, ego’dur. Kar tanesi gibi biricik ve eşsizdir ama “Dünya” karşısında zayıf ve korumasızdır çünkü tikele gömülen tekil kar tanesi gibi kolayca eriyip yok oluverir.

2) Tekilsiz tikel: Sosyete, topluluk, cemaattir. Tekil birey tikel cemaatin potasında eriyip “entegre” (asimile) olmuştur. Cemaat bireye “Dünya”lık taslayan sahte evrenseldir. Tekilliği yitirilen “Dünya” çoğullaşır ve alternatiflere bölünür. Tikelliğe düşüp boğulan tekillik kurtarılamaz.

3) Tikelsiz tekil: Dünya’nın biricik olmasıdır, gerçek evrenseldir. Oraya giden tek yol tikeli devreden çıkarıp tekile en baştan başlamaktır. Bu çıkış noktası imleyenin öznesidir.

Tikelsiz tekil, Tekil Dünya’dır. Ona bir ad verelim: Tekir. Okumaya devam et →

22 Yorum

Filed under Şey

Düşmüş Meleği Yeniden Ayağa Kaldırmak — Işık Barış Fidaner

Melekler kural olarak Cennet’e aittir ama meleklerden özel bir tanesi Cehennem’e aittir. Malik adlı bu melek, meleklerle ilgili genel kuralı hem bozan hem de temellendiren istisna noktasını oluşturur.

Melek ve malik kelimeleri şeklen birbirine benzemesine rağmen iki ayrı etimolojik kaynaktan gelmiştir: Melek İbranice “elçi” anlamına gelir, malik ise Arapça “sahip” anlamına gelir. Bu kavramları iki temel dil mekanizmasıyla eşleştirelim [1]:

Melek (Cennet) ~ Sahiliğe elçilik eden mecaz-ı mürsel (metonimi)
Malik (Cehennem) ~ Hakikate sahip çıkan mecaz (metafor) Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Evrende Kızıllaşma ve Morlaşma: Marksizm ve Feminizm: Fallokristalden Başkası Değildir — Işık Barış Fidaner

Uzaydan gelen bir ışık dalgası eğer size ulaştığında kızıllaşmışsa (redshift) bunun üç farklı nedeni olabilir:
1) Yerçekimsel kızıllaşma (Einstein etkisi): Işığın ötesindeki büyük kütlelerin yerçekimi ışığın enerjisini azaltır.
2) İzafi kızıllaşma (Doppler etkisi): Işığın kaynaklandığı cismin hızla sizden uzaklaşması ışığın dalga boyunu genişletir.
3) Kozmolojik kızıllaşma (Hubble etkisi): Işık uzaktan geliyorsa evrenin genişlemesi ışığın dalga boyunu genişletir. Okumaya devam et →

20 Yorum

Filed under Şey

Alın Teri, Ecel Teri, His-teri — Işık Barış Fidaner

Çalışarak insanca bir ücret almanız mümkünse buna alın teri denir. Yok eğer bu mümkün değilse alın terinin yerini ecel terleri alır.

Ecel teri dökmeyen kimse yoktur. Ecel terinin kaynağı hem o devrin egemenidir hem de onun temsil ettiği ölüm gerçeğidir. Alın teriyle çalışan işçi, egemenle iş sözleşmesi yaparak ecel terini uzaklaştırmaya çalışır. Okumaya devam et →

15 Yorum

Filed under Şey

O Yar Benim Yahut Oyar Beni — Işık Barış Fidaner

Nesimi’ye sormuşlar: O yâr ilen hoş musun?
Hoş olayım olmayayım, o yâr benim, kime ne?
(Kul Nesimi)

İlk bakışta bu dizelerde şair Nesimi’nin sevdiği kadınla ilişkisini tahkik eden münasebetsiz arkadaşına had bildirdiği düşünülebilir. Bu esprili izlenim epey yanıltıcı da olsa birkaç yüz yaşındaki bu dizelerin günümüzde şarkılarla türkülerle can bulmasına katkı yapan “hoş” bir algı yarattığı inkar edilemez. İsabetli bir yoruma ulaşmak için bu ilk izlenim üzerinde birkaç düzeltme yapmalıyız. Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey

Gelmiş ve Geçecek — Işık Barış Fidaner

Zaman, iki parçadır: Şimdi ve şimdi değil.

Şimdi değil, iki parçadır: Geçmiş ve gelecek. Bunu hepimiz biliriz. Ama şu da var:

Şimdi de iki parçadır: Gelmiş ve geçecek. Bu son iki terim arasındaki ayrım ve koşutluk birçok farklı eksende yinelenir ve yenilenir.

gelmis Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Muhtaçlaşma ve Arzu: Politik Muhalefet ve Siyasi Muhalefet — Işık Barış Fidaner

Žižek’e göre bir ülkede devrimci durum oluşabilmesi veya en azından politik muhalefetin etkili olabilmesi için muktedirin halka uyguladığı siyasi baskının bir ölçüde frenlenmesi şarttır:

devrimlerin patlak vermesi zulüm zirve yaptığında değil, “uygun” veya “makul” bir düzeye indiği zaman olur, bu azalma baskıları kabul edilir kılan haleyi dağıtır. (Hiçten Az)

İktidarın zulmüne “siyaset” terimi, muhalefetin mücadelesine “politika” terimi uygun düşer, çünkü etimolojik olarak “siyaset” seyislik yani at veya eşek bakıcılığı kavramı ile akrabadır, “politika” ise yurttaşlık ve hemşehrilik kavramlarıyla akrabadır [1]. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Aşka Dayanmak: Semptom Ego’nun Ötekisidir, Semptom Düşerse Ego da Düşer — Işık Barış Fidaner

vlcsnap-2021-11-20-22h09m32s062

Aşka Dayanmak (Enduring Love, 2004) filmi bir balon kazasıyla başlar ve filmin tamamı bu kazanın travmasıyla uğraşmakla geçer. Olayı özetleyelim: Yeşillik açık alanda bir sıcak hava balonu aracı yere inmekte zorlanır ve çevredeki adamlar yardıma gelirler. Esas oğlan da yardıma koşanlar arasındadır, onunla piknik yapmaya gelmiş esas kız ise geride kalıp meselenin çözülmesini beklemeye koyulur.

Tam adamlar balonu yerde tutup sepetteki çocuğu yere indirecekken bir anda büyük bir rüzgar eser ve balonu göklere doğru savurur. O anda çocuk sepetin içine düşer ve beş adam balona asılı kalarak havaya doğru yükselirler. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Küçük Prens’in Fanustaki Gülü, Sanal Ağa’nın Terraryum’u, Zuckerberg’in Meta’sı — Işık Barış Fidaner

rose

Küçük Prens’in cam fanusla saklayıp koruduğu gül [1] yazar Antoine’ın eşi Consuelo de Saint Exupéry’yi temsil etmektedir. Consuelo bu simgeye atıfla Gülün Hikayesi adını verdiği eserinde Antoine ile anılarını anlatmıştır.

Çok sayıda feminist analiz, Küçük Prens’te cam fanusla korunan gülün erkek egemen bakışla çizilmiş bir kadın stereotipi olduğunu vurgular. Bu yazıda ise aynı imgeyi bir başka bağlamda yorumlayacağız [2]:
1) Gül, dijital bulutta sunulan herhangi bir “içerik” veya “içerik üreticisi”dir (yani “yazı” veya “yazar”dır ama dişleri sökülmüş olarak).
2) Cam fanus, “içerikleri içeren bilirbilmezlik balonu” olarak dijital platform veya yayın organıdır, yani Terraryum’dur.
3) Küçük Prens, platform sahibidir, teknofeodal veya neofeodal ağadır, yani Terraryum’u yöneten Sanal Ağa’dır. Okumaya devam et →

14 Yorum

Filed under Şey

Sahiplik Sahiliğin Sanallığa Fedasıdır — Işık Barış Fidaner

Sahilik ve sahiplik arasında diyalektik bir çelişki vardır:
1) Bir yerde sahilik olmazsa orada sahiplik de olamaz.
2) Ama sahiplik ancak sahiliğin fedasıyla kendini teşkil edebilir.

Sahilik olmadığı zaman sahipliğin boşa düşmesi “yalancı çoban” masalında anlatılır. Eğer bir yerde herkes doğruları kendi hayallerine göre eğip bükmeye başlamışsa, artık orada:
1) Kimse kimsenin sözüne güvenemez hale gelir.
2) İnsanlar simgesel bağlar kuramaz hale gelir.
Bu duruma “sanallaşma” diyelim: Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey