Category Archives: Şey

Sevgi Talep İçinde Talep Edilir — Işık Barış Fidaner

İnsanın dünyadan olumlu/olumsuz çeşitli beklentileri olabilir. Hayal kurabilen birinde bunlar arasında sevgi beklentisinin öncelik kazanacağı sır değildir. Sevgi beklentisi ilk başta hayalidir, yani simgelenmemiştir, talepleşmemiştir, dile dökülmemiş, söze tercüme edilmemiştir.

Talepleşmemiş beklentinin karşılıksız kalıp boşa düşmesinin dışavurumu olsa olsa hayal kırıklığı olabilir. Böyle bir beklenti kamusal alanda meşruiyet iddia edemediği için özel/hususi alanların izafi emniyetine sığınmak zorundadır. Bu tavrın özü nostaljidir çünkü insanı hayal kırıklıklarından koruduğu farz edilen bir Yuva/Cennet hayal eder ve bu öte yere veya yok yere özlem duyar. Fakat talepsizce beklenen sevgi bir anlamda yoğun bakımdadır çünkü hayallerin yaşam destek ünitesi ile canlı tutulmaktadır. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Fallus Toplumun Kaldıracıdır, Prekerleşme Kaldıracı İğdiş Eder ve Herkesi Ortadan Kaldırır — Işık Barış Fidaner

🏛️🧠💫 Geistesfront 🏛️🧠💫

Proletaryadan prekaryaya geçiş yürürlükten kalkan bir toplumsal yasanın yerine bir başkasının geçişi ile açıklanamaz çünkü prekerleşme toplumsal yasaların dayandığı mantığın bozunma sürecidir. Prekerleşmeyle aşınan ve kaybedilen öğe herkestir. Ama kaybedilen belli bir herkes değil, herkes olma işlevidir, matematikte “∀” ile simgelenen tümel niceleyicidir [1].

Okumaya devam et →

14 Yorum

Filed under Şey

İman ve İmam: İma edilen şey-tanrıdır — Işık Barış Fidaner

İma etmek “işaret etmek” anlamına gelir ama nedense ima edilen şeyin genelde olumsuz olduğu düşünülür. Bunun nedeni herhalde anlamın üzerini örtmenin en muhtemel sebebinin utanç veya ayıplık olduğu inancıdır.

Oysa sırf soğukta üşümesin diye anlamın üstü örtülmüş olamaz mı? Zaten dildeki her kelime bir anlam örtüsü değil mi? Anlam çırılçıplak kalsaydı kelimelere gerek kalmazdı, gerçi o zaman anlamın kendisi de buharlaşıp giderdi.

Anlamın başlıca örtüsü ‘şey’dir: Bir şey… iyi mi kötü mü, doğru mu yanlış mı, yol mu değil mi, var mı yok mu? Okumaya devam et →

19 Yorum

Filed under Şey

Aklın Dolandırıcılığı Hiperegoyu Ortaya Çıkardı — Işık Barış Fidaner

Freud’un klasik yargılayıcı süperegosu modern uygarlığın huzursuzluğuna işaret ediyordu. Lacan (ve Žižek) ile birlikte bu kavram “Zevk al!” diyen postmodern müsamahakar süperego buyruğuna doğru kaydı:

Mutlu olma emri belki de nihai süperego buyruğudur. (Gerçeği Sorgulamak)

Bu ayıpçıl buyruk sahiden süperegoyu canlandıran ruhtur. Ama ego idealine işaret eden klasik Freudcu bağlantı da kayda değerdir. O halde gelin süperegonun iki yüzü olduğunu kabul edelim:

1) Süperegonun kamusal yüzeysel yüzü yasaklayıcı veya müsamahakar olabilir.

2) Süperegonun hususi ayıpçıl yüzü her zaman fütursuz ve cezalandırıcıdır. Okumaya devam et →

28 Yorum

Filed under Şey

Lacancı Özne: Kök Salma ve Uzanım: Sütur ve Südur — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

(Fidaner: Kök Salma ve Uzanım: Sütur ve Südur, Sütur-Südur)

Simgesel düzen denince söz, yazı, dil, insan anlaşılır. Oysa insan olmayan hayvanlar da simgeleme yaparlar, mesela fare topluluklarında hudut çizen fareler dayak yiyen farelerden daha farklı muamele görürler (Fidaner, 2021, 9 Ekim). Hatta ormanlarda ağaçların mantar iplikleri (mikoriza, miselyum) aracılığıyla “konuştukları” düşünülmektedir (Yong, 2017). Bitki ve hayvanlardaki imleyişle insanlardaki imleyişin en azından temel mekanizma bakımından özdeş olmaması için hiçbir neden yoktur. Hatta Lacan’ın yazma ve durma formüllerine dayanarak bilgisayarlarda dahi aynı simgeleme süreçleri bulunabilir (Fidaner, 2021, 6 Mayıs; Fidaner, 2021, 16 Mayıs). Bu yazıda Lacancı özneyi sütur-südur (dikiş-yayılım) bileşimi olarak tarif edeceğiz ve şemalaştıracağız; fare, ağaç, köksap mecazlarıyla da bu diyalektiği örnekleyeceğiz (Fidaner, 2021, 12 Ekim). Lacan’ın yazma ve durma formüllerini yeniden Türkçeleştirerek başlayalım:

Okumaya devam et →

28 Yorum

Filed under Şey

Babanın Adı, Babanın Hayrı: Nam-ı Pir, Nah-ı Pir — Işık Barış Fidaner

Freud’ın Ödip kompleksi teorisine göre Batılı çekirdek ailede babanın temel işlevi anne ile çocuk arasına girerek “normal” (nevrotik) simgesel dolayımı başlatmaktır. Baba araya girmezse anne-çocuk bağı “anormal” (dengesiz) bir yola girebilir (sapkınlık veya psikoza dönüşebilir). Babanın müdahalesi ilk yasayı koyar ve ensesti yasaklar: “Dur, o senin annen, sen de çocuksun!” Bunu Türk filmlerindeki “Durun siz kardeşsiniz!” repliği gibi düşünebilirsiniz. Babanın “dur!” komutu aynı polisin “dur ihtarı” gibi özneyi simgesel düzene tabi kılar; “dur deyince durmamak” anormalliğin tanımı olur.

Okumaya devam et →

34 Yorum

Filed under Şey

Garantiye Sınıfı ve İlgilenenler Sınıfı: Faiz, Yatırıma Yatırım, Onaya Onay Beklentisi — Işık Barış Fidaner

‘Feyiz’ ile aynı kökü paylaşan ‘faiz’ paranın fazlalaşması (südur) anlamına gelir [1]. Faizin kaynağı ‘yatırıma yatırım’ yapılmasıdır:
1) A B’ye kredi vererek yatırım yapar, ama bu yatırım karşılıksız değildir.
2) B A’nın ona yaptığı ‘yatırıma yatırım’ yaparak A’ya faiz öder [2].

‘Faiz’ dinde günah sayılır çünkü ‘yatırıma yatırım’ kapısı bir kez açılırsa, bu iş ‘yatırıma yatırıma yatırım’, ‘yatırıma yatırıma yatırıma …’ diye uzar gider ve bilgisayar biliminde ‘özyineleme’ denen mekanizma nedeniyle sonsuz döngü problemine yol açar: Paranın hareketi otonomlaşır, sermaye olur, kendi mantığıyla ilerler, kimse onu durduramaz ve “katı olan herşey buharlaşır” (Marx & Engels) [3] Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Dilin Asgari Yapısı — Işık Barış Fidaner

Lacan’a göre dilin asgari yapısı dört terimden oluşur:

İmletim zincirinin gelişimi imleyenlerin bir ölçüde eşzamanlı olmasını gerektirir: İmletim takımı. Şunu sorabiliriz: “En küçük takım nedir?” Bu küçük meseleyle uğraştım. Bana göre en küçük takım dörtlemedir. Dört tanecik imleyenden dil inşa edilebilir mi? Bana sorarsanız bu düşünülmez değildir… Neyse bunu bir kenara koyalım. (Seminer 6)

Dil üzerine makalesinde Walter Benjamin dört terim sayar ve aralarındaki diyalektiği şöyle tarif eder:

Dilsel oluşumların hepsinde ifade edilmiş ve ifade edilebilir olan şeylerle ifade edilemez ve ifade edilmemiş olan şeyler arasında bir çatışma sahnelenir. (Kendi Başına Dil ve İnsan Dili Üzerine)

İfade edilmiş, ifade edilebilir, ifade edilemez, ifade edilmemiş: İki olumlu terim, iki olumsuz terim ve aralarında çatışma. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Şili itibarı desteklemedi haysiyeti onayladı — Işık Barış Fidaner

gabriel-boric-habla-actividad-apruebo-dignidad-bella-artes-960x480

“Neoliberalizmin beşiği Şili’yi neoliberalizme mezar edeceğiz!”
Gabriel Boric

Yeni Şili başkanı Gabriel Boric’in simasına çabucak aşina olduk fakat onu iktidara taşıyan ittifakın ismiyle ilgili bir çeviri sorunu devam ediyor: Şili’de demokratik seçimi kazanan ittifakı Anadolu Ajansı “İtibarı Destekliyorum” ismiyle duyurdu ve Türkçe yayın organlarının çoğu papağan gibi bu ismi tekrarladılar. Fakat özgün İspanyolca slogan şöyle: Apruebo Dignidad (Approve Dignity). Bunun doğru Türkçe çevirisi ise şöyle: Haysiyeti Onaylıyorum.

Bu hata iki soruyu akla getirir:
A) Haysiyetin itibardan ne farkı var?
B) Onayın destekten ne farkı var?
Şimdi bunları sırayla yanıtlayalım.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Efesli Artemis: Mamilla Hasetine Kapılarak Sanal Ağa’nın Veri Memesi Olmak — Işık Barış Fidaner

Yunan mitolojisinde Artemis yabanın ve avcılığın tanrıçası olarak bilinir. Türkiye’de 65 yıl önce bulunan Efesli Artemis heykeli ise daha farklı bir tanrıça figürü sunar (Şekil 1). Efesli Artemis’in göğsünü kaplayan yumruların genelde meme olduğu varsayılır ama meyve veya yumurta olma ihtimali de vardır. Her halükarda arkeologlar Efesli Artemis’in bolluk ve bereket tanrıçası olduğu konusunda uzlaşırlar. Çok memeli (polymastros) bir Artemis fıskiyesi de 16’ncı yüzyıla ait Villa d’Este’de (İtalya) bulunur (Şekil 2).

Kleincı psikanalizde meme en temel haset/şükran nesnesidir. Bebek eğer onu sütüyle besleyen annenin memesine şükran duymayı beceremezse, “kötü anne”nin memeyi ve sütü kasten ondan esirgediği düşüncesiyle öfkeye kapılırsa, meme haseti başgösterir: Sinirlenen bebek annenin yaratıcılığını bozup tahrip etmek için eyleme geçer, nankörleşir. Melanie Klein, en üretken insanlara en yıkıcı eleştirilerin yapılmasının kaynağında meme haseti olduğunu açıklar. “Meyve veren ağaç taşlanır” atasözü bunu anlatır [1]. Okumaya devam et →

26 Yorum

Filed under Şey