Category Archives: Şey

Doğru Haklı Olandır, Sahi Hakkını Verendir — Işık Barış Fidaner

Sahi’yi (True) Doğru’dan (Right) ayırt etme konusu bugüne dek birçok açıdan ele alındı [1]. Sevgi, nefret ve hak üzerinden bu ayrımı biraz daha netleştirelim.

Doğruluk kavramı haklı olmakla ilgilidir. Bir sözün veya işin doğru olması, onu söyleyen veya yapan kişinin haklı olmasıdır. Birine “doğrusun” veya “haklısın” demek o kişiye hak vermektir, haklılık payesi yüklemektir.

Okumaya devam et →

16 Yorum

Filed under Şey

İnsanlık Filosu: Vatandaş ile Batandaş — Işık Barış Fidaner

800px-RMS_Titanic_3

İnsanlığı kendisinden kaçarken kendisini kovalayan kocaman bir deniz filosu gibi düşünelim. Bu filo her zaman Atlas okyanusundadır ve hep Batıya doğru ilerler (aynı Güneş gibi) ama ilerledikçe hep yerinde sayar çünkü sonsuza dek Avrupa’dan yola çıkıp tekrar tekrar Amerika’yı keşfetmeye mahkum edilmiştir.

İnsanlık filosunun ön cephesinde kümelenen en büyük gemiler ufukta gördükleri “Atlantis adası” hakkında hayaller kurarlar. Tabi bu aslında bir seraptır. Bu serap bir buz dağını gizler. İnsanlığa öncülük eden bu büyük gemiler tam farkına varamasalar da çarpacakları buz dağına doğru ilerleyen Titaniklerdir. Yine de ufuktaki hayal etrafında bir araya gelerek onları yüzdüren vasıtaya “vatan”, kendilerine “vatandaş” derler.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey

Siyaset ve Politika: At ile Eşeğin İmkansız Hemşehriliği — Işık Barış Fidaner

Adsız

Politikanın Türkçesinin siyaset olduğu varsayılır ama iki kavram farklıdır. Etimolojilerine bakılırsa politika yurttaşlık ve hemşehrilikle ilgilidir; siyaset ise seyislikle ilgilidir, yani at yahut eşek bakıcılığı ile ilgilidir.

Bu bilginin uyandırdığı ilk düşünce şöyledir: Başta Batı dünyası olmak üzere muasır ve gelişmiş medeniyetler politika ile yönetilirler, yani oradaki yönetimler özgür yurttaşların beraberce razı oldukları bir mutabakata dayanan Toplumsal Sözleşme’ye (Rousseau) tabidir. Dolayısıyla o ülkelerde vatandaş olmak daha anlamlı ve daha değerlidir, neoliberal hamle sosyal devleti epey törpülemiş de olsa oradaki yurttaşlar en azından insan muamelesi görürler.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Emek-gücünün Sapkın Nüvesi: Kendini Kullandırmak — Işık Barış Fidaner

Modern-Times-kultalt.com-1

Kapitalizm ve sapkınlık konusu açıldığında çoğu zaman bütün suç tüketiciliğe veya meta fetişizmine (ve onun timsali olarak medya “gösteri”sinde (Debord) nesneleştirilen dişi bedenlere) atılır ve böylece (hâlâ aslen eril olarak tahayyül edilen) emek-gücünün üretken alanı temize çıkarılır ve ayıptan muaf tutulur.

Okumaya devam et →

22 Yorum

Filed under Şey

Hakikatetme, Hakikatlanma, Hakikatkı — Işık Barış Fidaner

Parrhasius11DandyWeb copy(öncesi: Ego Çıkmazı ve Özneleşme)

Ego iki taraflı bir perdedir. Bir yüzü onu harcayan İd’e, öbür yüzü onu boşaltan Süperego’ya dönüktür. Süperego’nun “Sana sunduğum potansiyeli çarçur ettin” eleştirisine Ego “Ben değil O (Ego değil İd) harcadı, Ben elimden geleni yaptım” diye yanıt verir. İd’in “Sen amma boş, yersiz ve işe yaramazsın” itirazına Ego “Süperego Beni (Ego’yu) tutmasaydı ohoo aslında neler yapardım” diye yanıt verir. Kısacası Ego’nun kaderi iki taraftan birden silinmektir, bir yandaki harcama ile öbür yandaki boşaltma arada kalan “kullanım” ihtimalini siler; Ego’nun elinden gelense kendi silinişine mazeretler uydurarak varımsı halini sürdürmektir.

Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Şey

Ego Çıkmazı ve Özneleşme — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Gerçek ve Salbırak)

okenerji

Gerçek-Salbırak devresi şöyle işler: Gerçek’teki potansiyel enerji Salbırak’ta kinetik enerjiye çevrilerek kullanılır, harcanır veya boşaltılır.

Freud’un haz ilkesi, Salbırak’ın Gerçek’ten gelen yararsız enerjiyi boşaltma işlevine odaklanır; gerçeklik ilkesi, Salbırak’ın Gerçek’ten gelen yararlı enerjiyi koruma işlevine odaklanır. İkisini ortaklaştıran ilke, “Gerçek’in Salbırak’a hizmet ettiği” düşüncesidir.

Organizmanın dış dünyayla bağlantı noktası Salbırak olduğuna göre, bedende yoğunlaşan Gerçek potansiyelin bedenin sınırlarını çizen Salbırak’ı tatmin etmek üzere şekillendiği düşüncesi, iç dünyayı dış dünyaya uyumlandırarak bireyi hayatta tutma ve türü devam ettirme amacına uygundur.

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Gerçek ve Salbırak — Işık Barış Fidaner

okcu

Freud’un dürtü kavramının gelişimini üç adımda özetleyelim:

1) Haz ilkesi: Ruhsal enerji insanın vücudunda birikir ve nahoş bir gerilim yaratır. İnsanın hayalleri ve davranışları bu gerilimi boşaltıp rahatlamaya yöneliktir çünkü hazzın bilindik anlamı budur. Buna “haz ilkesi” denir. Bu ilkeye dayanarak Freud rüyaların istek doyumu amacıyla şekillendiğini öne sürmüştür. Buna göre en can sıkıcı rüyalarda bile dolaylı yoldan belli bir isteğin tatmin edildiği tespit edilebilir. Günlük hayatta haz ilkesine ayrılan yer “teneffüs” veya “boş zaman”dır: Derin bir nefes alıp gerilimi boşaltma ve rahatlama zamanıdır.

Okumaya devam et →

20 Yorum

Filed under Şey

Koronavirüsü Kapsayarak Aşı — Işık Barış Fidaner

syringe-vaccine-pngrepo-comHegelci diyalektiğin önemli kavramlarından Aufhebung, bir şeyi (1) hem iptal etmek, (2) hem muhafaza etmek, (3) hem de bir üst seviyeye çıkarmak (modern tabirle “güncellemek”) demektir. İngilizcede “sublation”, Türkçede “kapsayarak aşma” ile karşılanan bu kavram, dolaysız ve soyut bir karşılaşmayı kavramsal dolayımlar kurarak geliştirmeyi ve somutlaştırmayı ifade eder. “Dil oluşun evidir” (Heidegger) düşüncesine uygun olarak, kapsayarak aşmayı “olayları kavrayarak evcilleştirmek” şeklinde tanımlayabiliriz.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Sanal Ağanın Yüksek Mertebesi: Reziller Ağası ve Dadı Toplum — Işık Barış Fidaner

Sanal Ağa insanların gerçekleri inkar etme güdüsüne yaslanarak kendine iktidar alanı açan kişidir [1]. Temel işlevi çevresinde inkar edilen rezillikleri kendi ego inşasıyla örtmesidir. Sıradan bir Sanal Ağa kendi zümresindekiler için bir savunma mekanizması ve dengeleme unsuru olmanın ötesine geçmez. İnsanların “ayıp örtme” güdülerinin tek bir figür etrafında bir araya getirilmesidir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Öncül Başka’nın sahiliğinden Öncü Başkan’ın doğruluğuna — Işık Barış Fidaner

Kamusal gerçeklik iki zeminin art arda kurulması yoluyla şekillenir.

Bunlardan birincisi sahilik zeminidir. Bu zemin şöyle der [1]: Başkasının hayalinin bağlamadığı hiçkimse yoktur. Buna göre insanlar eğer toplumsal bağlar kurmayı tasarlıyorlarsa birbirlerini hiçe sayarak hareket edemezler. Bu düşünce insanlara pozitif anlamda nasıl hareket etmeleri gerektiğini telkin etmez ama daha öncül ve negatif bir anlamda bağlayıcıdır. Sahilik zeminini oluşturan Öncül Başka, şu emirde cisimleşir: “Hiçkimse kuralsız davranamaz!” Sahilik zemininde “herkes” diye bir şey yoktur, orada ancak “hiçkimse”den söz edilebilir.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey