Newtoncu toplum kuramı

(postmodern yabancılaşma)

Topluma bakışımız Newtoncudur. Çünkü yetki ve bedeni ayırt ederiz.

Yetki ve beden, kuvvet ve kütledir, yani F ve m. Bunlara güçler, sınıflar, kitleler, kesimler vb. deriz.

Newtoncu olmamız F=ma varsayımından ileri gelir, yani yetki = beden × ivme. Bu denklemde ivme, yetki ve beden arasındaki oranı verir. Gerçekte ise yalnızca ivme yani oran vardır, “ivme neyin neye oranıdır?” diye sorarak yetki ve bedeni biz uydururuz.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey

xwe

⏳⛰️🛡️ Süreç Heval ⏳⛰️🛡️

“etkinlik özünde kendine karşı tepkiseldir”

“bizav bi xwe ji xwe re vebizav e”

“activity is essentially reactive against itself”

Hegel

Sözün Kürtçe tercümesi için Furkan Kemer’e teşekkürler:

Çalakî bi esasî xwe ra reaktîf e.
Faaliyet kendinde de faaldir.

Çalakî bi esasî li dijî xwe ye.
Faaliyet kendi aleyhine faaldir.

Çalakî di eslê xwe de muxalefetê li xwe digire.
Faaliyet kendine karşı faaldir.

Çalakî di esasê xwe de nakok e.
Faaliyet kendine aykırı faaldir.

xwe

x/w/e = scission/immersion/engagement

2 Yorum

14 Nisan 2013 · 11:10 pm

Postmodern Yabancılaşma Modeli — Işık Barış Fidaner

>>> 👨‍💻🤖 Sibernetik Geri Bildirim 👨‍💻🤖 <<<

(Mayıs 2013’te birinci Yeni Medya Çalışmaları Kongresi‘nde sunulmuştu –Kongre e-kitabı– ilk hali – ingilizcesi)

Işık Barış Fidaner

ÖZET
Sohn-Rethel’in Marks’ı yorumlayarak işaret ettiği “gerçek soyutlama” kavramı, kapitalizmin anlaşılabilmesi için önemli bir çıkış noktası sunmaktadır. Bu çalışmada, kapitalizmin işlerliğini sağlayan “gerçek soyutlama”nın şemasını çıkarmayı deniyoruz. Şemanın kavramsal bağlamını oluştururken bilimsel söyleme dayanan Sohn-Rethel’in aksine, kapitalizmin gündelik kavrayışını temel alıyoruz. ‘Postmodern yabancılaşma modeli’ olarak adlandırdığımız şema, dört öznel tavır (tüketici, kullanıcı, oyuncu, geliştirici), üç mesele (bağımlılık, istismar, bencillik), iki odaklanma noktası (komplocu, kader), ölçülebilir nesnelliği oluşturan iki yan (yetki, beden) ve bu iki yanlı nesnelliğe hem dayanak hem kaynak olan iki zeminden (irade, sistem) oluşuyor. Şemanın tamamı, ‘lüzum’ ve ‘keyfiyet’ olarak adlandırdığımız iki boyutun karşılıklı dolayımlanışları olarak biçimlenmektedir.

ANAHTAR KELİMELER: yetki, beden, irade, sistem

Okumaya devam et →

57 Yorum

Filed under Bildiri, Bilim, Makale, Oyun, Programlama

Hobaraklar firarda — Işık Barış Fidaner

Bir varmış bir yokmuş, uzak ülkenin birinde küçük şirin bir firma varmış. Bu firmada bir patronla üç çalışanı yaşarmış. Patrona sorarsanız, Berkcan atak, Alican yenilikçi, Arzucan ise azimliymiş. Kendilerine göreyse her birinin ayrı bir değişikmiş. Bu üç hobarak mühendisi, müşterilerden gelen himinileri gubartarak geçinip giderlermiş. Bazen müşteri gelmez olurmuş, paralar azalırmış. Böyle zamanlarda patron da ortadan kaybolurmuş. Ama olsun, bizim hobaraklar idare etmesini bilir, güle eğlene zamanlarını geçirirlermiş.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Kurgu

tarihin yeniden yazılışları

A = [imparatorluk]

B = antik demokrasi -> (A = feodalizm) -> [aydınlanma]

C = ilkel komünal -> (B = kölecilik -> feodalizm -> kapitalizm) -> [sosyalizm]

D = (C = totem -> tabu -> fetişizm)

E = ?

Işık Barış Fidaner

1 Yorum

Filed under Şey

Endgame Syria: Sayılara dikkat

Bir savaş ne zaman biter? Belki de savaşlar sürekli bitiyorlardır. Çünkü savaş boyu taraflar birbirlerini bitirirler. Ama savaş aynı zamanda hiç bitmez. Çünkü savaş sürdükçe hem herkes ölür, hem de herkes ölümsüz olur. Öldüğümüz ve ölmediğimiz iki dünya yüz yüze gelir. İki zaman yan yana gibi. Aslında bir zaman bir de zamandışılık… Ölenlerin zamanı ve ölmeyenlerin zamandışılığında, ölmeyenler bile hep ölürmüş gibi oldukça, bitmeyen savaş da sanki hep bitiyormuş gibi olur. Barış savaşın bitmesi midir? O zaman savaş her şeyi ve kendisini bitirip tüketirken kendisiyle nasıl bir barış içindedir?

“Suriye Son Oyun”, ingilizce adıyla “Endgame Syria“, Suriye’de yürütülen savaşın keşfedilmesini amaçlayan küçük bir oyun. Aslında bir “kart” oyunu. Hani haberlerde denir ya şu taraf şu kartı kullandı, bu taraf bu kartı kullandı… Suriyeli isyancılar adına Suriye devletine “kart atıyorsunuz”, sonra sayıları yüksek olanlar kazanıyor… İşte tanıtım metni:

military_phase

“Son Oyun Suriye; sürmekte olan iç savaşta etkileşimli bir yolculuk; savaşın yanında barışı da kazanacak seçimleri yapabilecek misiniz?

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Makale, Oyun, Programlama

Aaron öldü – Tim Berners-Lee

Aaron öldü.

Bu çılgın dünyadaki gezginler,
bir akıl hocasını, bir bilge büyüğümüzü yitirdik.

Hak davasında hackerlar, bir kayıp verdik,
içimizden birini yitirdik.

Yetişiler, uğraşılar, dinleyiler, besleyiler,
bütün ebeveynler,
bir çocuğu yitirdik.

Hep birlikte ağlayalım.

timbl

~~~

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

***

Gerilla Açık Erişim Manifestosu – Aaron Swartz 2008

1 Yorum

Filed under Çeviri, Deneyim

meta biçiminde oyuncu/beden/irade

“The body of the commodity, which serves as the equivalent, always figures as the embodiment of abstract human labour, and is always the product of some specific useful and concrete labour” Capital Vol 1, sayfa 150

abstract human labour = “oyuncu/bencillik”, genel başarı/varolma ilkesi

body/equivalent/embodiment = “beden”, oyuncunun avatarı

useful concrete labour = “irade”: yani “sistem”le dolaylanmış, “yetki” altına girmiş özgürlük

(postmodern yabancılaşma)

Işık Barış Fidaner

1 Yorum

Filed under Şey

“Devrimden Sonra” neyin filmidir?

“Devrimden Sonra”, SİP/TKP geleneğinden kaynaklanmış, o geleneğin temsil ettiği sosyalizm anlayışını ortaya koyan bir sinema filmi. SİP/TKP’nin kendini temsil konusunda genel olarak gösterdiği özeni de hesaba katarsak, bu filmle ilgili söylenen her şeyin SİP/TKP eleştirisine veya savunusuna dönüşmesi kaçınılmaz. Fakat tartışma “film sosyalizmi anlatıyor mu anlatmıyor mu” ikilemine düşerse esas soruyu atlamış oluruz: Bu film neyi anlatıyor, bu film neyin filmidir? Yani adı “sosyalizm” olsun veya olmasın, bunca insanı yanyana getiren bu ortaklık nedir? Bir filmden bahsettiğimiz için “hangi arzu?” diye de ekleyebiliriz.

Sosyalizm bir politikaysa, ve herkesin yaşadığı ilk politikaların “aile içi” politikalar olduğunu düşünürsek, politik biçimi aile biçimine göre tespit etmek verimli olabilir. Freud’un gösterdiği “Ödip kompleksi”ni hatırlayalım: Belirli bir aile yapısında (buna “batılı” diyebiliriz belki) yetişen erkek çocuklar “anneye kavuşma” ve “babayı öldürme” gibi arzular taşırlar ve ileriki yaşamlarında da yer değiştirmiş olarak bu arzularını tekrar ederler. Dolayısıyla rüyaların içeriğinde olduğu gibi, sanatsal sahnelerde de bu ilk arzuların izleri bulunabilir.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Makale

üretici güçler, üretim ilişkileri

(postmodern yabancılaşma)

marx’ın (kötü) ünlü iki kavramını alalım ve id + süperego olmak üzere ikiye bölelim:
— üretim ilişkileri = beden + yetki
— üretici güçler = irade + sistem

kullanıcı(istismar) = süperego
oyuncu(bencillik) = id
tüketici(bağımlılık) = ego

Işık Barış Fidaner

1 Yorum

Filed under Şey