Tag Archives: Friedrich Nietzsche

Niçe hakikatle varoluşu Dayanısoslamak, Sevfelek budur işte! — Friedrich Nietzsche

Beni ikrara götüren yol. Bugüne dek anlayıp yaşadığım kadarıyla felsefe, bile isteye varoluşun en horlanıp aşağılanan yanlarına yönelmektir. Bu buzullu ve kumullu uzun yürüyüşten edindiğim tecrübe sayesinde bugüne kadarki felsefelere farklı bir gözle bakmayı öğrendim: Felsefenin saklı tarihi, o büyük isimlerin halet-i ruhiyesi bana malum oldu.

Nice hakikate dayanabilir bir ruh, nice hakikate cüret eder? İşte benim asıl değer kıstasım bu oldu. Savrulmak korkaklıktan gelir. Bilebilginin her başarısı cesaretten gelir, kendine karşı elini korkak alıştırmayıp temiz tutmaktan gelir. Beni yaşatan deneysel felsefe en köklü hiççilik mümkünatlarına bile feraset gösterir; tabi o inkârcı anda, olmazlıkta, hayır’da, nah’ta mıhlanmak için değil. Onun derdi karşı yakaya geçmektir, dünya halini Dionysoslayıp olumlamaktır, eksiltmeden, istisnasız, seçmecesiz. Sonsuz devredir: Aynı şeylerdir, birbirine dolanıp düğümlenmiş hep o aynı mantık ve saçmantıktır. Bir filozofun erebileceği en üstün hal, varoluşu Dayanısoslamaktır; işte ben buna sevfelek diyorum (amor fati). Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Amor fati: Sevfelek aşkım olsun bundan böyle! — Friedrich Nietzsche

Yeni yıl adına: Yaşamaktayım, düşünmekteyim.
Yaşamakta olayım ki düşünmekte de olabileyim.

Sum, ergo cogito: Cogito, ergo sum
(Böyle, öyleyse şöyle: Şöyle, öyleyse böyle)

Mademki 1882 gelince herkes en içten dileklerini salıveriyor,
O zaman ben de güncel dileğimi, kalbime uğrayan ilk düşünceyi deyivereyim. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Adalet bir mukabeledir — Friedrich Nietzsche

Adaletin kaynağı. Adalet denk güçler arasından kaynaklanır, Thukididis bunu iyi anlamıştı (Atinalı ve Miloslu elçiler arasındaki dehşetli konuşmada) [1]. Hangi gücün üstün olduğu netleşemediği zaman savaşarak boşuna iki tarafa zarar vermek yerine iki tarafın iddialarını anlama ve müzakere etme düşüncesi belirir: Adaletin ilk karakteri takastır. Her bir taraf diğerini tatmin eder ve diğerinden daha çok değer verdiği bir şeye kavuşur. Her adam diğerine istediği şeyi verir, teslim eder, ve ona karşılık kendi dilediği şeyi alır. Yani adalet güç konumlarının denkliği varsayımına dayanan bir mukabele ve mübadeledir. Bu nedenle intikam öncelikle adalet boyutuna aittir: bir mübadeledir. Şükran da öyledir. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Efendi Ahlakı ve Köle Ahlakı — Friedrich Nietzsche

Dünyada bugüne dek hüküm sürmüş ve halen hüküm süren kaba ve incelikli ahlakları dolaştıkça hem düzenlice birlikte beliren hem de birbirine bağlanan belli unsurlar buldum ve sonunda iki başat tip bana kendini gösterdi ve köklü bir ayrım ortaya çıktı.

Efendi ahlakı vardır ve köle ahlakı vardır – gerçi yüksek ve karma medeniyetlerin hepsinde iki ahlakı barıştırma girişimleri olduğunu belirtmeliyim, yine de sıklıkla ikisi arasında karışıklık çıktığı ve birbirlerini yanlış anladıkları görülür, kimi zamansa yakın ve bitişik dururlar – aynı anda tek bir insanda, tek bir canda bile olabilirler. Ahlaki değer ayrımları ya hükmettiği sınıftan farklı olmaktan hoşnut bir egemen kasttan kaynaklanmıştır ya da hükmedilen sınıftan, yani her türlü köle ve uyruktan kaynaklanmıştır. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri

Şükran ve intikam — Friedrich Nietzsche

Şükran ve intikam. Güçlü adam şu nedenle şükran duyar: Ona iyilik yapan kişi bir anlamda güçlü adamın çeperini ihlal etmiş ve delmiştir. Buna karşılık güçlü adam şükran göstermekle iyilik yapan kişinin çeperini ihlal ederek intikam almaktadır. İntikamın daha hafif şeklidir bu. Şükran duygusu olmazsa güçlü adamın güçsüz olduğu anlaşılacak ve artık güçsüz sayılacaktır. O nedenle iyi adamlardan (özgün anlamıyla: güçlü adamlardan) oluşan toplumlarda şükran göstermek ilk görevlerden birisidir. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Niçe kimdir? – Alain Badiou

Niçe’nin düşüncesinin hakiki merkezi nedir? Veya: Niçe’nin “felsefe” dediği şey nedir?

Niçe için “felsefe” dediği şeyin bir yorum olmadığını, bir analiz olmadığını, bir kuram olmadığını anlamanın elzem olduğuna inanıyorum. Felsefe bir yorum, analiz veya kuram olduğu zaman olsa olsa başka türlü bir dindir. Hiççi rahip figürünün hakimiyetindedir. Sahte İsa’da Niçe filozofun “suçluların en büyüğü” olduğunu beyan eder. Bu beyanı ciddiye almalıyız.

Niçe bir filozof değildir, bir anti-filozoftur. Bu ifadenin belirli bir anlamı var: Niçe felsefenin spekülatif hiççiliğinin karşısına bir edimin bütünüyle onaylayıcı gerekliliğini koyar. Niçe’nin kendine verdiği rol diğer felsefelerin yanına bir felsefe eklemek değildir. Bunun yerine, rolü emsalsiz bir edimi, aslında felsefeyi yok edecek bir edimi ilan etmek ve üretmektir.

nice

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri