Tag Archives: Sine Mat

Kendinibütün, Kendindar, Kendinsiz — Işık Barış Fidaner

İki farklı yolla insan kendini merkeze koyabilir:
1) Herşey kendimde başlar.
2) Herşey kendimde biter.

Okumaya devam et →

17 Yorum

Filed under Şey

Efesli Artemis: Mamilla Hasetine Kapılarak Sanal Ağa’nın Veri Memesi Olmak — Işık Barış Fidaner

Yunan mitolojisinde Artemis yabanın ve avcılığın tanrıçası olarak bilinir. Türkiye’de 65 yıl önce bulunan Efesli Artemis heykeli ise daha farklı bir tanrıça figürü sunar (Şekil 1). Efesli Artemis’in göğsünü kaplayan yumruların genelde meme olduğu varsayılır ama meyve veya yumurta olma ihtimali de vardır. Her halükarda arkeologlar Efesli Artemis’in bolluk ve bereket tanrıçası olduğu konusunda uzlaşırlar. Çok memeli (polymastros) bir Artemis fıskiyesi de 16’ncı yüzyıla ait Villa d’Este’de (İtalya) bulunur (Şekil 2).

Kleincı psikanalizde meme en temel haset/şükran nesnesidir. Bebek eğer onu sütüyle besleyen annenin memesine şükran duymayı beceremezse, “kötü anne”nin memeyi ve sütü kasten ondan esirgediği düşüncesiyle öfkeye kapılırsa, meme haseti başgösterir: Sinirlenen bebek annenin yaratıcılığını bozup tahrip etmek için eyleme geçer, nankörleşir. Melanie Klein, en üretken insanlara en yıkıcı eleştirilerin yapılmasının kaynağında meme haseti olduğunu açıklar. “Meyve veren ağaç taşlanır” atasözü bunu anlatır [1]. Okumaya devam et →

26 Yorum

Filed under Şey

O Yar Benim Yahut Oyar Beni — Işık Barış Fidaner

Nesimi’ye sormuşlar: O yâr ilen hoş musun?
Hoş olayım olmayayım, o yâr benim, kime ne?
(Kul Nesimi)

İlk bakışta bu dizelerde şair Nesimi’nin sevdiği kadınla ilişkisini tahkik eden münasebetsiz arkadaşına had bildirdiği düşünülebilir. Bu esprili izlenim epey yanıltıcı da olsa birkaç yüz yaşındaki bu dizelerin günümüzde şarkılarla türkülerle can bulmasına katkı yapan “hoş” bir algı yarattığı inkar edilemez. İsabetli bir yoruma ulaşmak için bu ilk izlenim üzerinde birkaç düzeltme yapmalıyız. Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey

Küçük Prens’in Fanustaki Gülü, Sanal Ağa’nın Terraryum’u, Zuckerberg’in Meta’sı — Işık Barış Fidaner

rose

Küçük Prens’in cam fanusla saklayıp koruduğu gül [1] yazar Antoine’ın eşi Consuelo de Saint Exupéry’yi temsil etmektedir. Consuelo bu simgeye atıfla Gülün Hikayesi adını verdiği eserinde Antoine ile anılarını anlatmıştır.

Çok sayıda feminist analiz, Küçük Prens’te cam fanusla korunan gülün erkek egemen bakışla çizilmiş bir kadın stereotipi olduğunu vurgular. Bu yazıda ise aynı imgeyi bir başka bağlamda yorumlayacağız [2]:
1) Gül, dijital bulutta sunulan herhangi bir “içerik” veya “içerik üreticisi”dir (yani “yazı” veya “yazar”dır ama dişleri sökülmüş olarak).
2) Cam fanus, “içerikleri içeren bilirbilmezlik balonu” olarak dijital platform veya yayın organıdır, yani Terraryum’dur.
3) Küçük Prens, platform sahibidir, teknofeodal veya neofeodal ağadır, yani Terraryum’u yöneten Sanal Ağa’dır. Okumaya devam et →

14 Yorum

Filed under Şey

Dramatik Arzu ve Drama Ötesi Arzu — Işık Barış Fidaner

Michelle Hoover’a göre dramatik gerilim bir karakterin “somut arzusu” ile başlar ve “soyut arzusuna” doğru ilerler. Birincisi daha yüzeysel ve bilinçle algılanan bir arzudur, mesela bir kıza kavuşmak istiyordur. İkincisi ise daha derindedir, görünen arzunun altında yatan asıl nedendir, mesela bir yuvası olsun istiyordur [1].

Hoover’ın fikrini geliştirmek için gelin işleri tersine çeviren başka bir formül önerelim:
1) Dramatik arzu: somut bir şeye duyulan soyut arzu.
2) Drama ötesi arzu: soyut bir şeye duyulan somut arzu. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Hepimiz Google’ın Palo Alto’sundan çıktık — Işık Barış Fidaner

Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.

Rus edebiyatçı Gogol’un Palto eserini öven bu söz hep Dostoyevski’ye atfedilmiştir. Böylece üşümesin diye ünlü bir yazara daha ünlü bir yazarın kaliteli kumaşı giydirilmiştir.

Oysa bugün Google’a sorarsanız yaygın kabul görmüş bu verinin asılsız olduğunu ve bu sözü eden kişinin aslında Eugène-Melchior de Vogüé adında bir Fransız diplomat olduğunu öğrenirsiniz. Bu kişinin ne adını telaffuz edebiliriz ne de hakkında bir şey biliriz. Böylece bugüne dek tutunduğumuz veri ölür (geçerliğini yitirir) ve Gogol soğukta kalır. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Felaketlere karşı yaratıcı çözümler

Diyanet İşleri Başkanı Türkiye’yi saran felaketlerle ilgili şöyle dedi: “Bizlere düşen her türlü tedbiri aldıktan sonra Cenâb-ı Hakkın takdirine rıza göstermektir.” Elbette külli iradeye itiraz edecek halimiz yok ama felaketlerle baş etmek için cüzi irademizi hakkınca değerlendirdiğimiz ve bu uğurda elimizden gelen herşeyi yaptığımız söylenebilir mi? Unuttuğumuz veya aklımıza gelmeyen yol ve yöntemler olamaz mı? Mesela Haluk Levent’in Ahbaplar vasıtasıyla para toplayıp Kazakistan’dan yangın söndürme helikopteri kiralaması oldukça özgün ve yaratıcı bir çözümdü. Buna benzer başka çözümler bulunamaz mı?

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Anlam-tanesi ile anlam-adımı — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

Lacan 5’inci seminerde mecaz-ı mürselin anlam-kırıntıları veya anlam-taneleri (bit-of-sense, peu-de-sens) serptiğinden, mecazın ise anlam-adımları attığından (step-of-sense, pas-de-sens) söz eder ve “Mecaz-ı mürsel olmadan mecaz da olmaz” der. Bu kavramlar Hansel ile Gretel masalında çocukların evlerinin yolunu bulmak için yere serptikleri ekmek kırıntılarını akla getirir: Bir yere ulaşılacaksa mutlaka anlam-adımları atılması gereklidir, yani mecazlara başvurmaktan kaçınılamaz; ama mecaz ile atılacak adımların yolunu yapabilmek için önceden serpilmiş anlam-kırıntılarına yani mecaz-ı morsel‘in elçiliğine gereksinim duyulur [1].

Okumaya devam et →

23 Yorum

Filed under Şey

Yuva-havuç peşinde koşan tavşan ile ev-semptomu dinleyen kaplumbağa — Işık Barış Fidaner

Altın bulundu! ⭐
Altında hep bir kaplumbağa daha varmış (turtles all the way down) 🐢

‘Yuva’ imleyeni insanların umutlarını besleyen ütopik yankısını içinde barındığı ev-semptomu ‘dışarmasına’ (onu dışlayarak içermesine (ex-sistence), ona atıf yapmadan değinmesine, onu ima ederek itelemesine, kısacası onu inkar etmesine) borçludur [1]. Psikanalize göre ‘semptom’ bastırılan ama geri dönen bilinçdışı hakikati barındıran yerdir [2]. Bilinçdışı hakikat mevcut veya mümkün anlamlardan bir tanesi değildir, satır aralarında söylenenleri (Lacan: inter-dit) katettikçe belirginleşen bir yokluktur [3]. Bir imleyenin barındığı ev-semptomu tespit edebilmek için onun imleyişine (imleme tarzına) kulak vermeliyiz [4]. ‘Yuva’nın imleyişi şu iki anlamı birden duyurur:

1) Özlemin dineceği yer.
2) Fişin gireceği soket.

Okumaya devam et →

36 Yorum

Filed under Şey

En Distopik Romanımız Böyle Olsun!

orwell-1984-gorsel-620x375-1

Avrupa Birliği uyum yasalarıyla birlikte yapılan değişiklikle halen yürürlükte olan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre, yazarın mirasçıları, yazar öldükten yetmiş sene sonra eser üzerindeki haklarını kaybediyor. Yakın geçmişe bakarsak 2015’te Küçük Prens’in, 2019’da ise Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna ve Kuyucaklı Yusuf başta olmak üzere birçok eserinin yayınevleri tarafından basılarak enflasyona uğradığına şahit olduk. Yetmişinci ölüm yıldönümü ve telif haklarının geçerli olduğu son yıl olan, içinde bulunduğumuz 2020’nin ardından 1 Ocak 2021 itibarıyla, 1950’de Londra’da hayatını kaybeden George Orwell’in 1984 romanında geçen “Big Brother is watching you!” sloganı raflardan bizi gözetliyor olacak [1]. Peki, her yerde göreceğimiz 1984 çevirilerinde geçen Büyük Birader’in bizi gözetliyor olması “ağabeylik” müessesesi bakımından ve çeviri tercihi anlamında bize ne söylüyor?

Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Şey