Tag Archives: Sinem Atik

Neon Genesis Evangelion 1: Melek Saldırısı — Işık Barış Fidaner

Neon Genesis Evangelion’u Lacancı cinsiyetlenme şemasıyla eşleştirmiştim [1]. Bu yazıda dizinin birinci bölümünde yer bulan belirgin ipuçlarına bir bakalım.

nerv2

Babasının çağrısıyla gelen Shinji telefonla ulaşamadığı Misato’nun fotoğrafına bakar, ardından Rei sokakta hayalet gibi belirip kaybolur, aniden kuşlar ürküp havalanır, çevredeki yapılar zangır zangır sallanır ve Ordu-Melek savaşı ufukta belirir. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Neon Genesis Evangelion’da Lacancı Cinsiyetlenme — Işık Barış Fidaner

Mecha janrının yapısökümü sayılan Neon Genesis Evangelion’da Lacancı cinsiyetlenme şeması sahnelenmiştir [1]. Aşağıdaki eşleştirmeleri açıklayalım:

nerv

Angel’lar iğdişten muaf istisnadır, Japon ordusu iğdiş edilen kuralcı toplumdur. Japon ordusunu imha eden Angel’lar, erkek kardeşleri tarumar eden Erbaba’dır.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Kagemusha: Çöküşü Geciktirmek — Işık Barış Fidaner

Korkma Evladım derlemesinde incelenen filmleri gözden geçiriyorum.

(öncesi: Herşeye Rağmen: Memeli Tekinsizlik)

ates

Japonya’da birkaç yüzyıl ayakta kalan Takeda boyu 1575’te ağır bir yenilgi alıp çöküşe sürüklendi çünkü ölen babasından ağalığı devralan hırslı oğul Takeda ordusunu ölüme gönderdi.

Bu tarihsel yenilgi Kagemusha (Kurosawa, 1980) filminde bir doğa olayıyla kehanet edilir: Ordu savaşa sürülürken ufukta beliren gökkuşağı devlet adamlarına göre Tanrı’dan gelen bir ikazdır ama genç ağa kesin kararlıdır ve sonunda küçük kıyamet gerçekleşir [1]. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Müzik ve Dil: İki cephede birden savaş yürütmeliyiz — La Chinoise

Gördüğümüz herşeyde üç konumu hesaba katmalıyız: Gören göz, görülen nesne ve onu aydınlatan ışık. Belki de gerçeklik henüz daha kimseyi aydınlatmamıştır.

Kirilov: Bize gereken politikanın sanatla birliğidir. İçeriğin biçimle birliğidir. Devrimci bir içeriğin birliğidir ve olabildiğince kusursuz bir sanatsal biçimdir. Bir eylem politik açıdan ne kadar ileri olursa olsun, sanatsal değerden yoksunsa etkisiz kalır. Hem literatürde hem sanatta, iki cephede birden savaşmalıyız.

Guillaume: (Önce Véronique’e bakar) İki cephede birden savaşmak (sonra başını önüne eğer) kafamı karıştırıyor. (Pikapta caz müzik başlar) Ben tek seferde tek bir şey yapabilirim. Müzik dinlerken nasıl yazı yazabildiğini anlayamıyorum. (Sigara yakar) İki cephe. Kafa karıştırıcı. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Filmler

Herşeye Rağmen: Memeli Tekinsizlik — Işık Barış Fidaner

Korkma Evladım derlemesinde incelenen filmleri gözden geçiriyorum.

(öncesi: Gece Yolculuğu: Benim Nazım Size Hikmettir)

Nuray Oğuz’un yazıp Orhan Oğuz’un yönettiği Herşeye Rağmen (1987) filmine ‘kadın eli değdiği’ (!) her halinden bellidir: Standart fallik ego inşalarının tam aksi yönünde ilerleyen film daha afişinden itibaren jenerik memeli tekinsizliklerle kaplanmıştır. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Gece Yolculuğu: Benim Nazım Size Hikmettir — Işık Barış Fidaner

Korkma Evladım derlemesinde incelenen filmleri gözden geçiriyorum.

(öncesi: Suyunun Suyunun Suyu ~ (Nazım Hikmet))

Şair Nazım Hikmet’le alakası netleşemese de yurdumuz solcularında kendi nazının hikmet olduğuna inananlara pek az rastlanmadığı bir gerçek.

Su da Yanar (1987) gibi Gece Yolculuğu‘nda (1986) da “senaryo falan gerekmez benim hayatım film zaten” diyen bir başka yönetmen vakasıyla karşı karşıyayız. Ömer Kavur’un anlattığı yönetmen “Ali” olduğuna göre Ali Özgentürk’ün ertesi yıl anlattığı isimsiz yönetmenin de “Ömer” olduğu varsayılabilir. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Suyunun Suyunun Suyu ~ Nazım Hikmet

Korkma Evladım derlemesinde incelenen filmleri gözden geçiriyorum.

(öncesi: Anayurt Oteli: Gebertçek Bey)

Su da Yanar (1987) filmi vesilesiyle:

Kamera başında durmuşlar,
Japon sponsor ve Türk yönetmen.
Filmde suretleri çıkıyor,
Japon sponsor ve Türk yönetmenin
Perdenin nazı çarpıyor gözlerine,
Japon sponsora ve Türk yönetmene Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Anayurt Oteli: Gebertçek Bey — Işık Barış Fidaner

Korkma Evladım derlemesinde incelenen filmleri gözden geçiriyorum.

(öncesi: Tılsımım Koru Beni: Sınav Yapıldı Zaten)

Anayurt Oteli‘ndeki Zebercet bey Aaahh Belinda‘daki Hulusi bey (Macit Koper) olmak hasebiyle kendisi aslen bıyıksız olmakla birlikte aynalara bakınca beliren hulusinatif bir bıyığın sahibidir [1]. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Tılsımım Koru Beni: Sınav Yapıldı Zaten — Işık Barış Fidaner

Korkma Evladım derlemesinde incelenen filmleri gözden geçiriyorum.

(öncesi: Sandalye: Utandırılma Kaygısını Suçlanma Korkusuna Çevirememek)

Tılsımım Koru Beni (1986) filminde düellonun tarafları İngilizce okunmalıdır:

Puşkin = push kin = hısımları zorlamak = Ödip
d’Anthès = done test = sınav yapıldı zaten = Ödip

Bu kodlar da filmin tek bir anında teyit edilir (51:40):

sinav

Не надо подвергать таким испытаниям друзей.
It’s unnecessary to put friends to such tests.
Arkadaşları böyle sınavlara sokmak gerekmez. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Sandalye: Utandırılma Kaygısını Suçlanma Korkusuna Çevirememek — Işık Barış Fidaner

Korkma Evladım derlemesinde incelenen filmleri gözden geçiriyorum.

(öncesi: Sağ Yaka, Sol Yaka: Lazer Göz Tedavisi)

Tali Bir Tanrının Evlatları (1986) filminde ‘çok başarılı bir hoca adamın sağır dilsiz (ama pek de güzel!) bir temizlikçi kadınla yarı-kurumsal aşk-evlilik münasebetleri’ adeta ‘insanlığın asil temsilcileri medeniyet adına uzaylı yaratıklarla irtibata geçiyormuş’ gibi bir edayla kurgulanmış. Bu yazının konusuysa filmin başında yaşanıp sonunda anımsatılan tek bir olayda sahnelenen espridir:

1) Adam ‘kolayca haberleşmek’ adına kadına “gel otur” der ve kendisi de sandalyeye oturur.
2) Kadın oturmaz, adamın isteğini duymamış gibi durur, okunaksız bir yüzle ona bakar.
3) Mesajının hedefine ulaşmadığını algılayan adam ‘denkleşmek’ adına yeniden ayağa kalkar.
4) Adamın haberleşme isteğini ‘kolaylaşma’ yerine ‘denkleşme’ kıstasına sevkettiğini gören kadın gönül rahatlığıyla adamın karşısındaki sandalyeye oturur.
5) Adam bu davranışa şaşırır ve yeniden aynı sandalyeye oturur – sonuç olarak kadın ‘kendini okunaklı kılmayacağını’ adama sessizce bildirmiş olur, sonra da adamın bacak hareketlerini taklit ederek Ekho rolüne girer [1]. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey