Tag Archives: Slavoj Žižek

Hegel’de Diyalektik Dramatizasyon: Örnekleyerek Devirmek — Slavoj Žižek

Ruhun Fenomenolojisi‘nde (Hegel) “Efendilik ve Kölelik”, “Mutsuz Bilinç”, “Kalbin Yasası”, “Mutlak Özgürlük” gibi başlıklar soyut teorik konumlardan ibaret değildir; bunların her birisi teorik bir konumun “varoluşsal dramatizasyon”undan üreyen bir fazlalığı adlandırır: “Dramatizasyon” teorik konumun örtük önvarsayımlarını açığa vurarak onu boşa düşürür. Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Semanın altı mı karmakarışık yoksa kendisi mi? — Slavoj Žižek

Mao Zedong’un en ünlü deyişlerinden biri şudur:

Semanın altı karmakarışık, vaziyet fevkalade!

Mao’nun burada dile getirdiği derdi anlamak kolaydır: Mevcut toplum düzeni parçalanırken beliren kargaşa, kararlı eylemlerle politik gücü ele geçirebilecek devrimci güçlere müthiş fırsatlar sunar… Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Diyalektik Materyalizm — Slavoj Žižek

Stalin diyalektik materyalizmin dört özelliğini saymıştı:

— Doğayı birbirinden kopuk, yalıtık ve bağımsız fenomen ve nesnelerin rastlantısal bir toplaşması sayan metafiziğin aksine diyalektiğe göre doğa bağlı ve birleşik bir bütündür, fenomen ve nesneler arasında organik bağlar vardır, onlar birbirine bağlıdır ve birbirini belirler. Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Angelus Novus — Walter Benjamin, Slavoj Žižek

Angelus-novus

Kanadım hazır savrulmaya
Artık geri dönsem ya
Süregidersem zira
Küseceğim şansıma
(Gerherd Scholem, Melekten Selamlar)

Klee’nin Angelus Novus resmindeki melek sanki dikkatle incelediği bir şeyden uzaklaşmak üzeredir. Gözleri dikmiş, ağzı açık, kanatlar havada. Tarihin meleği işte böyle olmalı. Okumaya devam et →

16 Yorum

Filed under Çeviri, Resim

İnanmadan inandırmanın etik güzelliği — Slavoj Žižek

(öncesi: Kadın inandığına inandırır, erkek inandırdığına inanır)

İnanmış gibi davranırsan, inandığına inandırırsan, inancın maskesini takarsan, inanacaksın, inanç sana azar azar gelecek.

Pascal’ın bu formülüne konuyu nasıl bağlarız? Kadınlar birinci evreye takılmış insanlar mıdır? Peki ya inançta boğulmamak için inandırma (mış gibi yapma) fikri ne olacak? Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Aşkınsal Nesne: Düşünşey — Slavoj Žižek

“Gerçekliğe ait” nesnenin temsilinde duyu çokluğu sentezlenirken boş bir fazlalık imlenir. Bu fazlalık, algılanan fenomenal duyumların bilinmez temeli olan X’in kondurulmasıdır. Findlay’in isabetli formülüne bakalım:

Görünüşler hep bir Aşkınsal Nesne’ye –X’e– atıf yapar, hakkında hiçbirşey bilmesek de o X yine de düşünen özbilincin bileştirici sentez eylemlerinin nesnel eşleniğidir. Böyle kavranırsa Aşkınsal Nesne bir Numen veya Düşünşey (Gedankending) sayılabilir. Gerçi Düşünşey’e bu tarzda atıf yaparsanız kategorilere başvurmuş olmazsınız, önünüze gerçekte hiçbir nesnel şey koymayan boş bir sentez jesti yapmış olursunuz. (Kant ve Aşkınsal Nesne)

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

İstihzamane: Alay ve İroni — Slavoj Žižek

Ne Google ne de Türk Dil Kurumu’nun umursadığı bu ayrımı öğrenelim:

Normal bir insan inanamayacağı kadar ahlaksızdır ama bilemeyeceği kadar da ahlaklıdır. (Sigmund Freud)

Aptal abdal olmadığına inanamaz ama abdal aptal olmadığını bilemez. (Biliyom Şakaespri)

Aralarında diyalektik geçişler yaptığımız karşıtların simetrik olduğunu varsaymamalıyız: Hegel iki geçişin (‘sahici’ yetkilenme ile hariçten zorlama arasında) ne aynı mantığı izlediğini ne de birbirini ikame edebileceğini söyler. Bu diyalektik asimetrinin en iyi örneği alaycılık-ironi ikiliğidir. Okumaya devam et →

33 Yorum

Filed under Çeviri

İki Tip Ahmak (Budala, Bön) ve Aptal/Abdal — Slavoj Žižek

Ahmaklığın iki zıt tipi vardır. Birincisi bir türlü “jetonu düşmeyen” (kimi zaman) aşırı zeki öznedir; durumun mantığını kavrar ama bağlamda gizlenen kuralları gözden kaçırır. Mesela ilk New York ziyaretimde kafeteryadaki garson bana “Gününüz nasıl geçti?” deyince sahiden soru sorduğunu zannedip cevap vermiştim (“Çok yoruldum, gündüzüm gecem altüst oldu, içim sıkıldı…”), tabi o da öylece yüzüme baktı, tam bir budalaymışım gibi… Haklıydı da, işte bu tip ahmaklık budalalıktır (idiot). Okumaya devam et →

30 Yorum

Filed under Çeviri

Žižek’in Miller’i inandırdığı mizansen — Robert S. Boyton

Žižek’in hocası, rehberi ve sponsoru olan Jacques-Alain Miller onun analisti de oldu. Analist-analizan yakınlığını Freudcular teşvik etmez ama Lacancıların hastalarla sosyalleşmesi olağandır. Tabi Lacan’ın en tartışmalı psikanalitik icadı değişken veya “kısa” seanslardı, bu araçla terapi sürecini kesintiye uğratarak hastanın direncini yeniyordu. Freud’un elli dakika süren “saat”lerinin aksine Lacan’ın seansları hastanın önemli bir söz sarf ettiğini sezdiği an sona ererdi – Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Heidegger: Uzakın Hiçora’dan Gelen Vicdan Çağrısını Duyan Nahora (Dasein) — Slavoj Žižek

Kant’ta etik vazife ile Heidegger’de Vicdan Çağrısı arasında bir bağ yok mudur?

Heidegger’in Vicdan Çağrısı kavramı çoğu zaman formel kararcılığı yüzünden eleştirilir: Bu salt formel Ses, Nahora’ya (Dasein) sahici bir seçim yapmasını söyler ama özneye hangi seçimin sahici olduğunu anlamasına yarayacak hiçbir somut kıstas sunmaz. Okumaya devam et →

15 Yorum

Filed under Çeviri