Tag Archives: Slavoj Žižek

Fedakar anneyle ağlaşan aile — Slavoj Žižek

🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️

Acı çekerek ‘aileyi ayakta tutan’ annenin bakımvermesini ele alalım: Ailenin diğer bütün üyeleri –kocası, çocukları– onu acımasızca sömürüyordur; bütün ev işlerini o yapıyordur ve elbette sürekli homurdanır, ağlaşır, ömrü boyunca dile gelmez acılar çekmekten, ödülsüzce fedakarlık etmekten şikayet eder.

Fakat asıl mesele bu ‘sessiz fedakarlığın’ annenin hayali özdeşimi olduğudur: Bu rol onun öz-kimliğine tutarlılık verir – bu bitimsiz fedakarlığı annenin elinden alırsak geride hiçbirşey kalmayacaktır; anne harfiyen ‘boşa düşecektir’.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Mutluluk arayışı mı? — Slavoj Žižek

“Amerikan Rüyası” ideolojisinde “mutluluk arayışı” o kadar kilit bir öğedir ki bu tabirin nereden kaynaklandığı genelde unutulur:

Besbelli saydığımız hakikatler şunlardır: Her insan eşit yaratılmıştır; Yaradan herkese kimi devredilemez Haklar bahşetmiştir; Yaşamak, Özgürlük ve Mutluluk arayışı bu haklar arasındadır.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Çocuğun Ayartılması — Slavoj Žižek

Freudcu ayartı konusunun (seduction theory, Verführungstheorie) çıkmazlarını işleyen Jean Laplanche fiilen Kantçı antinomi yapısını yeniden üretir (Life and Death in Psychoanalysis).

Bir yanda anababa ayartısının acımasız [v]ampirik gerçekçiliği vardır: Sonraki travma ve patolojilerin asıl sebebi yetişkinlerin fiilen çocukları ayartması ve istismar etmesidir; öbür yanda ise ayartı sahnesinin hastanın düşlemine indirgenmesi vardır, ister hayra ister şerre yorulsun. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Büyük Öteki: suçu üstlenilen, anlam güvencesi, keyfiyete tehdit, zevahiri kurtarılacak — Slavoj Žižek

Suçluluktan kaçmayız sadece, suçluluğa doğru da kaçabiliriz, suçluluk haline sığınabiliriz. Bu saçmantığı/paradoksu kavramak için öznel suçluluk hissinin büyük Öteki’nin (simgesel düzenin) tutarsızlığı, yani büyük Öteki’nin “hep-zaten ölmüş” oluşu ile ilişkisine bakalım. Okumaya devam et →

18 Yorum

Filed under Çeviri

Lacan geç/erken: belirtiyi yorumlama, belirtiyle özdeşim, bilirtiyle baş etmek — Slavoj Žižek

Erken Lacan‘a göre hem simgesel gerçekleştirme etiği hem de Gerçek Şey’le yüzleşme etiği bizi gündelik çökkünlüğü (Verfallenheit) geride bırakmak için sınırlarımızı kahramanca zorlamaya çağırıyordu:

İnsan zengin hayali özdeşimlerini üstünden çıkarıp atmalıdır ve ‘kendi ölümünün öznelliğine’ varmalıdır, böylece egosu olmayan saf bir öznenin sınır-konumuna erişmelidir; simgesel düzenin sınırını hiddetle aşmalıdır ve Gerçek Şey’in tehlikeli Ötesiyle kahramanca yüzleşmelidir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Motif: zevkanlamlı bilirti — Slavoj Žižek

Hitchcock filmlerinde ve Wagner operalarında bir dizi (görsel, formel, maddi) motif buluruz, onlara anlam veren bağlamlar değişse de bu motifler “aynen kalır”. Bu direşken jest ve motifleri nasıl okuyacağız?

Böylesi bir motife çok derin anlamlar barındıran Jungcu bir arketip muamelesi yapma ayartısına direnmemiz şarttır – Wagner’de havaya kalkan ellere ölmüşlerin canlıları tehdit etmesi anlamı yüklemek böyledir; Hitchcock’ta boşlukta sallanan kişinin diğerinin eline tutunmasına ruhsal düşüş ve selamet anlamı yüklemek böyledir. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Küratör İsa gibidir — Slavoj Žižek

Çağdaş sanat faaliyetinde küratörün oynadığı rolün İsa’nın rolüne benzemesi tekinsizdir: O da Sanatçı-Yaratıcı (“Tanrı”) ile kamusal topluluk (“inançlılar”) arasında bir nevi “kaybolan aracı” değil mi?

Küratörlerin son dönemde oynadığı bu rol iki bağlı sürece dayanır:

1) Sanat eseri masumiyetini yitirmiştir: Sanatçı spontan bir yaratıcılıkla yaptığı işin yorumlanmasını başkalarına bırakmıyor artık. Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Asıl sanatçı üreten değil küratördür — Slavoj Žižek

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

Güncel malumatın nüfuz edilemez oluşu ‘karmaşıklık’tan öte düşünüm meselesidir (reflexivity): Mevcut matlık ve nüfuz edilemezlik (eylemlerimizin nihai neticelerinin tamamen belirsiz kalması) aşkın bir küresel Gücün (Kader, Tarihsel Gerekler, Piyasa) iplerini çektiği kuklalar olmamızdan kaynaklanmaz…

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Bilgi sürecinin performatif karakteri — Slavoj Žižek

Hegelci eleştirinin dayanağı, aşkınsal öznelliğin kurucu rolünü vurgulayan Kantçı eleştiriden çok farklıdır. Kant’a göre özne, aşkınsal kaynaktan (“Kendinde-Şey”den) gelen tözlü içeriğe evrensel biçimini verir. Kant özne ile töz (olası yaşantı tarzlarının aşkınsal ağı ile aşkınsal “Kendinde-Şey”) arasındaki karşıtlık çerçevesinde kalmıştır, Hegel’e göreyse tözün kendisine özne muamelesi yapılmalıdır. Bilgi, tözlü içeriğe nüfuz etmek değildir –bilme sürecinden etkilenmediği varsayılan içeriğe nüfuz etmek değildir– öznel bilgi eylemi kendi tözlü “nesnesinde” zaten içerilmiş haldedir; hakikate giden yol, hakikatin kendisine dahildir. Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Şofar: Erbaba’nın katlini müteakip Kanun koyan kurucu jest — Slavoj Žižek

sofar

Theodor Reik 1920’lerde yazdığı klasik makalesinde bitimsizce pes tonlarda acı acı uğuldayan ‘şofar’a dikkat çekmişti. Şofar, koç boynuzundan yapılan nefesli bir çalgıdır, Yom Kipur tefekkür gününün akşam ritüelinde kullanılır. Reik şofar sesini kadim Erbaba’nın katli sorunsalına bağlar (Totem ve Tabu‘da anlatılan Urvater): Tumturaklı kurşuni gürüldemesiyle ürküttüğü dinleyicilerde tekinsiz bir acı-zevk karışımı uyandıran şofar, Reik’ın yorumuna göre, Erbaba’nın can-tözünden kalan son izdir; inleyen-ölen-aciz-aşağılanmış babanın bitmek bilmez feryadıdır. Yani şofar ‘önbastırma’ izidir, simgeler gelmeden öldürülen keyfiyet tözünün sesli bir anıtıdır adeta: Şofar sesinde ölme feryadı yankılanan baba ‘iğdişsiz’ Keyfi-Babadır (Erbaba). Reik şofara benzeyen bir başka ilkel çalgıyı da delil gösterir: Böğürboğa (bullroarer) arenada katledilen boğanın böğürtüsünü taklit eden bir çalgıdır: Her boğa güreşinde Erbaba’nın katli bir kez daha sahnelenir. Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri