Monthly Archives: Mart 2022

Çekim Alanları — Işık Barış Fidaner

Siber uzayda sürüklenen kum taneleri olarak toplaşma içine gireceksek (ören beyan ve güden beyan yoluyla örgütleneceksek) belli çekim alanları oluşturmamız şart. Bu süreç dört aşama izliyor:
1) Özçekim
2) Çiçekim
3) Gerçekim
4) Yerçekim
Şimdi bunları tek tek ele alalım. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Can: Alıcı — Slavoj Žižek

Eckhart İsa’yı almak isteyen her kişinin “henüz yokmuş gibi” (dünyaya doğmadan önceki gibi) bütün temsillerden arınmış olması gerektiğini yazarken elbette Platon’a atıf yapar, Platon’un canın bedende barınmadan önceki hali mefhumuna atıf yapar; fakat Platon’un aksine Eckhart’ta önvarolan can, duyusal şey imgeleri ona bulaşmadığı zaman ebedi fikirlerle karşılaşmaz; bu can kendini bütün “şeylerden” arındırmıştır, fikirler de buna dahildir (bizzat Tanrının Şey olması fikri de dahildir) – o bir boş levhadır (tabula rasa), boş bir alıcıdır (receptacle). Ancak böylesine saf bir alımlama (receptivity) halinde, kendi başına bir hiç olduğu ölçüde herşey(e yer) olabilecek bu halde, sahiden özgür olurum, ledic, yani bütün imgeler karşısında “bakir” olurum. Eckhart Meryem’in bakireliğini böyle yorumlar: Ancak bir bakire (bütün fani şeylerden arınmış bir can) İsa-Sözü almaya/kavramaya ve sonra onu doğurmaya açık olur. Sonraki bir ayrımı tanıtırsak, Eckhart’a göre özgürlük hem “bir şeyden arınmış” (freedom from) hem de “bir şeye yönelmiş” (freedom for) olmadır: Özgürlük bütün fani imgelerden arınmıştır ve böylece Tanrı’yı kavramaya ve onu doğurmaya yönelmiştir: “… gebe bir kadın gibi hiçlikle büyümüştü. Bu hiçlikte Tanrı doğdu. O hiçliğin meyvesiydi. Tanrı hiçlikte doğdu.”

İsa’nın Canavarlığı’ndan

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: “okumlamak” ve “çekemeyen anten taksın” sözlerindeki espriler işte bu alımlama ile ilgilidir.

2 Yorum

Filed under Çeviri

Doğadışı Ana: Ama — Işık Barış Fidaner

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

portakal

Kaybolan Kız‘da (The Lost Daughter, 2021) Leda’nın doğaüstü değil ama “doğadışı ana” (unnatural mother) olması ne demektir? Filmi izlediyseniz gelin şimdi bunu anlamak için biraz kavramsal cambazlık yapalım.

Birine aldığınız hediyeyi paketlemeden önce neden üzerindeki fiyat etiketini sökersiniz? İlk bakışta bunun bir nezaket olduğu düşünülebilir, zira önemli olan ödediğiniz bedel değil düşünceli olmanız ve arkadaşınızı sevmenizdir.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Tehlikeler Kasırgası — Polonya devrimci marşı

Tehlikeler kasırgası sarsa da etrafımızı
Büyük karanlık güçler bize hücum etse de
Kavgadayız ve ilerleyişimiz sürmektedir
Kızıl özgürlük bayrağı üstün gelecektir

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Cinyıs Olmadan Adam Çarpmak — Işık Barış Fidaner

İki ilişkili kavramı ayıralım:
1) Cin bildirdiğiniz dileğinizi yerine getirendir (lambadan çıkan cin).
2) Cinyıs ise farkında bile olmadığınız dileğinizi yerine getirendir.

“Müşteri her zaman haklıdır” ilkesiyle size hizmet eden cinin aksine cinyıs huzurunuzu kaçırır çünkü iyi niyet numaralarınız (Ego) ile gerçek arzunuz (semptom) arasında aşılmaz bir mesafe olduğunu ifşa eder [1]. Bu mesafeye şahit olan kişi:
1) Ya ölüme doğru izlediği yolculuk üzerinde mutlak denetim sahibi olmadığını fark eder ve kabullenir (kendinibütün [2]).
2) Ya da cinyısı ve gösterdiği mesafeyi inkar ederek “Kendi ölümümü ben seçerim!” kibrinde ısrar eder (kendindar). Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Kozmik Böcekle Öz-deşim — Işık Barış Fidaner

Bilgisayar mühendisliğinde iki temel kip vardır:
1) Çalışıyorsa dokunma kipi
2) Böcek ayıklama kipi
Bunları mecazi olarak yemeğin müşterilere sunulduğu salon ve işçilerin yemeği pişirdiği mutfak gibi düşünebilirsiniz. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Söyleniş Öznesi ve Söyleyiş Öznesi — Jacques Lacan

Neden öznenin işlevini tanıtırken psişe konusundan ayrı tuttum? Size tam teorik bir açıklama veremem ama öznenin dildeki işleviyle bunun alakasını gösterebilirim; ikili bir işlev vardır.

Söylenişin (énoncé) öznesi vardır. O özneyi tespit etmek kolaydır. Ben ben dediğim anda konuşan kişi olan ben’dir. Ama özne her zaman söylenişe ait değildir çünkü bütün söylenişler ben içermez. Hiçbir ben olmadığında bile –“Yağmur yağıyor” dediğinizde bile– söyleyişin (énonciation) bir öznesi vardır, cümle onu artık tutamadığında bile söyleyişin bir öznesi vardır. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri

Konuşmak ve Koyuşmak — Jacques Lacan

[“Dürtüler ve Yazgıları” makalesinde] Freud bize defalarca yüceltimin dürtüyü de doyurduğunu söyler, amacı ketlenmiş (zielgehemmt) olsa da – amacına ulaşmasa da. Yine de yüceltim dürtüyü bastırmadan doyurur.

Başka bir deyişle – şu anda koyuşmuyorum (baise, fuck), sizinle konuşuyorum. Eh! Sanki koyuşuyormuş gibi tam olarak aynı doyumu alabilirim. Bu bu demektir. Bu sahiden şu anda acaba koyuşup koyuşmadığımı sorgulatır. Bu iki terim –dürtü ve doyum– arasında kurulan aşırı antinomi hatırlatır ki benim dürtü işlevine başvurmamın doyumdan ne kastedildiğini sorgulatmaktan başka hiçbir amacı yoktur.

Jacques Lacan, Seminer 11’den

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Koyuşuyorsan koyuşuyorsun” Reggie Watts

6 Yorum

Filed under Çeviri

Yanlış Anlama ve Yanlı Şanlama — Işık Barış Fidaner

Her anlama bir yanlış anlamadır.

Lacan’a atfedilen bu sözün doğrusu şöyledir [1]:

Hakikat yanılgıdan ortaya çıkar. (Seminer 1, 21’inci bölüm başlığı)

Aynı fikri başka ifadelere tercüme edersek:
1) Kendi yanılgısı üzerine düşünmeyen hakikat geçersiz kalır.
2) Önüne bakmadan yürüyenler yoldaki taşlara takılıp düşerler.
3) Doğru/yanlış ayrımını bozan çelişki ve paradokslar da akıl ve mantığa dahildir. Okumaya devam et →

15 Yorum

Filed under Şey

Çiçekleri Eleştirmek veya Çiçeksiz Meyve Olmaz — Işık Barış Fidaner

Apple_blossomsElma çiçeği

Sapkın Kılavuz Sinema‘da (2006) Slavoj Žižek çiçekleri eleştirir [1]:

Lalelere David Lynch gibi yaklaşıyorum. Ne kadar iğrenç görünüyorlar baksanıza. Vagina dentata denen yutucu dişli vajinalara benzemiyor mu? Bana kalırsa iğrençlik çiçeklerin fıtratında var. Halkımız bu çiçeklerin ne ürkünç varlıklar olduğunun bilincinde mi? Baksanıza şu haline, bütün böcek ve arıları alenen ‘gel beni şaap!’ diye davet etmiyor mu? Bence çiçekler çocuklara yasaklanmalı.

Okumaya devam et →

21 Yorum

Filed under Şey