Monthly Archives: Aralık 2022

Anlatılamayan Şey Sahnelenir: Kelimeler Tamamen Kifayetsiz Değildir — Işık Barış Fidaner

hylas

Ben her zaman hakikati dile getiririm. Hakikatin tamamını değil, çünkü tamamını söylemenin bir yolu yoktur. Tamamını söylemek harfiyen imkansızdır: kelimeler kifayetsizdir. Yine de bu imkansızlık yoluyla hakikat gerçeğe tutunur. (Lacan, Televizyon)

Bir Lacancı eğer bu alıntının son cümlesine henüz varamamışken ‘Aman tanrım kelimeler nasıl da kifayetsiz!’ diye takılıp kaldıysa muğlaklık havuzunda oynaşan bir tatlısu Lacancısı olmuş demektir, yani kendi çapında takılan bir su perisi veya ‘güzel can’ (beautiful soul, belle âme, schöne Seele) kılığında şöylemesine şarkılar mırıldanarak (di)yosunlu sularda dans eder:

İstediğim her ne varsa / İhtiyacım olan ne varsa / Burada kollarımda / Kelimeler çok gereksizdir / Zarar verirler olsa olsa / Verilen sözler / Bozulmak içindir / Hissiyat yeğindir / Kelimeler hafif / Kalıcıdır hazlar / Bir de acılar / Kelimeler anlamsızdır / Ve unutulabilirler
(Depeche Mode, Sessizlik Ne Güzel / Enjoy the Silence)

Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey

Matematik: İki Kere İki Dört Ulan! — Işık Barış Fidaner

— İki kere iki dört ulan!
— Madem öyleyse neden ‘ulan’ buyurdunuz?

Bir önerme size cebren iteleniyorsa onun ardında bir iğdiş kompleksi olduğunu sezmeniz doğaldır:

— İyi de neden inanayım ki buna?
— İşte ben söylüyorum ya! (fallus bende işte baksana!)

Cebren itelenen önermeler Ego inşası ve erkeklik ispatıyla iç içe geçmiştir: Konu ne olursa olsun kabul ettirmek için öne sürülen her savda örtük bir savaş tehlikesi sezilebilir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Çift Kabuklu Yavşakça Familyası Nedir? — Işık Barış Fidaner

İnsan bir yandan kuş gibi havalara uçmanın hayalini kuran bir hayvandır, öte yandan kök saldığı simgesel düzen onu bir bitkiye veya mantara daha çok benzetir. Freud rüyaları mantarlara (miselyum/mikoriza) benzetmişti, Saussure imleyen/imlenen ikilisini ağaç (arbor) ile örneklemişti, Jung’u müteakip Deleuze & Guattari semiyotik alanı köksap (rhizome) ile simgelemişti. Bütün bu örnekler insanda kök salma ve dallanmanın (sütur ve südur) önemine dikkat çeker. Hayallerinde kuş veya kelebek gibi kanatlarını çırpsa da insan aslında simgelerden kendini katiyen koparamaz, ne kadar çırpınsa da o zeminden ayağını bile kaldıramaz; yerçek budur [1]. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Hemseslenme — derleme

UntitledYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Hemseslenme) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

— Tanrı = Boo: Fleabag’de Büyük Öteki Bihaber Hayalettir

— Ve jak prize girer…

— Hemseslenme: İmleme, İmleyiş, İmletim, İmlendirme

— Ünlenmek İmlenmek Değildir: Çoğul Gösteren ve Çoğul İmleyen

— Tatlısu Lacancılarının üçkağıdına gelmeyin: Anlamlar hayalidir, Anlama eylemi simgeseldir

— Kopya çekme evladım!

— Skandal! Hep kendini atıflayan yazar yapmışlar!

Diğer derlemeler

泛 : muğlak, taşkın

Yorum bırakın

Filed under Kitap

Tanrı = Boo: Fleabag’de Büyük Öteki Bihaber Hayalettir — Işık Barış Fidaner

fleabag-2-sezon-filmloverss

(Dikkat: Spoiler)

Fleabag dizisi Brechtçi mesafelenme etkisi üzerine kuruludur: Kahraman sık sık kameraya dönüp doğrudan hitap ettiği seyircileri büyük Öteki konumuna yerleştirir (dördüncü duvarı kırar) [1]. Seyirciye zaman zaman gösterilen hatıralar da kahramanın büyük Öteki ile bastırdığı şeylerin geri dönüşünü sahneler. Ne kadar havalı ve fütursuz gözükse de kahraman hikayenin arkaplanını ve ufkunu oluşturan iki büyük travmayla sürekli cebelleşmektedir: Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Tatlısu Lacancılarının üçkağıdına gelmeyin: Anlamlar hayalidir, Anlama eylemi simgeseldir — Işık Barış Fidaner

(Robot şarkı)

Nami Başer Lacan (2010) kitabında ‘signifier = gösteren’ eşleşmesinin çok yanlış olduğunu açıkça ilan eder (tabi onu duyabilen kulaklara) [1]:

[Signifier’lar] öznenin oluşumunu belirlemektedirler, onların tetiklemesi olmasa özne başkalarıyla ilişkiye geçemez, onları duyamaz. “Aga, gigi, agu” vs diye diye büyüyen bebek için onlar önceleri anlamları bile olmayan birer dayanaktır sonra yavaş yavaş başkalarının yönlendirmesiyle kapı, kaya, kar, kadın, kaş vs gibi anlamlar ortaya çıkar. Bunlara “gösteren” adını vermek çok yanlıştır, çünkü hiçbir şey göstermedikleri için zaten özneyi bir zincirleme dünya oluşumuna iterler. Biz bu kitapta bunlara “tetikleyici” diyoruz… (Geçen gün doktora gittiğimde bana, “sıcak da bu hastalığınızı tetikleyebilir” demişti de oradan kaptım zaten bu sözcüğü) (s. 127-128)

Duyabilen kulaklar diye özellikle vurguladım çünkü Türkiyeli Lacancıların çoğu hâlâ sanki her yerde kabul görmüş en geçerli bilgiyi tebliğ eder gibi ‘signifier = gösteren’ eşleşmesini öğrencilerine aktarmayı sürdürüyor. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Aksiseda ile Narkisve — Yunan efsanesi

Yankee ile Marksisos (1968 efsanesi)

e64d7ca047700a18d24899c7c0825619

Ormanları ve tepeleri seven güzel peri Aksiseda (Ekho) ağaçlar arasında kovalamaca oynardı. Onu çok seven Diana da bu oyunlara katılırdı. Ama Aksiseda’nın bir zaafı vardı, konuşmaya bayılırdı, sohbetlerde ve tartışmalarda son sözü hep o söylerdi.

Bir gün Juno kocasını arıyordu çünkü perilerle alem yaptığından kuşkulanmıştı. Aksiseda Juno’yu lafa tutup oyaladı ki periler oradan kaçabilsin. Fakat Juno vaziyeti çakınca şu sözlerle Aksiseda’yı mahkum etti:

— Beni kandıran o dilin artık senin hiçbir işine yaramayacak, o çok bayıldığın iş hariç: yanıt vermek. Son sözü yine sen söyleyeceksin ama önceki sözlere asla katılamayışının acziyetiyle.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Çeviri

Validevi Yutucu Kuş — Slavoj Žižek

🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️

Hitchcock’un üç filminde ortak bir özellik daha var: Kuş kılığına bürünen bir tehdit bir filmden diğerine giderek baskınlaşır.

1) North by Northwest‘te güneşle kavrulan düz ovada kahramanı kovalayan uçağın –çelik kuşun– saldırısı vardır, en ünlü Hitchcockçu sahne bu olabilir.

2) Psycho‘da Norman’ın odasının duvarlarına doldurulmuş kuşlar asılmıştır, hatta annesinin mumyalanmış bedeni de doldurulmuş bir kuşu andırır.

3) Kuşlar‘da (mecazi) çelik kuş ve (mecaz-ı mürselli) doldurulmuş kuşların ardından nihayet canlı canlı kasabaya saldıran gerçek kuşlar gelir.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Çeviri

Patolojik Narkissos Çağımızın Toplumsal Mecburi Öznellik Tipidir — Slavoj Žižek

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

zizekciddi

(İngilizcesi, Almancası)

Pathological Narcissus as a Socially Mandatory Form of Subjectivity. Bu makale ilk olarak Christopher Lasch’ın Narsisizm Kültürü kitabının Hırvatça baskısında yayınlanmıştı (Narcisistička kultura, Naprijed, Zagreb, 1986). Türkçesi: Işık Barış Fidaner, Özcan Esentürk (görüntüler Astra Taylor’ın Žižek Ünlem belgeselinden)

İlk bakışta Christopher Lasch’ın Narsisizm Kültürü kitabında öyle skandalvari bir şey görmezsiniz, hatta kimileri onu çağdaş tüketim toplumundan yakınan tutucu bir eleştiri bile zannedebilir. David Liesman’ın (The Lonely Crowd: yalnızlık çeken kalabalık) ve William Whyte’ın (The Organization Man: örgüt/kurum insanı) eserlerindeki klasik analizlere yaslanan Lasch Marksist tabirle ‘toplumsal mecburi karakter’in (socially necessary character, gesellschaftlich notwendiger Charakter) geç kapitalizmde nasıl bir tipe dönüştüğünü göstermiştir. Protestan etiğin otonom (özerk) bireyinden ve bürokratik kapitalizmin heteronom (başkacıl) bireyinden sonra endüstri sonrası topluma geçerken yeni bir narsisist birey tipi oluştuğunu anlatır. ‘Narkissos’ tipini alenen eleştirmesine bakılırsa Lasch’ın otoriter değerleri eriten çağdaş hazcılığı reddeden bir tutucu olduğu zannedilebilir kolayca.

Okumaya devam et →

28 Yorum

Filed under Çeviri

Ve jak prize girer…

Jak lakap:
— Allah vere de sürgit delirme priz!

Sör priz:
— Lafım ne ki sizde? Pas!

Jak lakap:
— El ne yapa? Dök rantı otur!

Sör priz:
— Ne bahseder! Sürsün de sır…

Jak lakap:
— Len um diyip eğer…

Sör priz:
— Yat lan.

Tercümeleri:
1) La vérité surgit de la méprise: Hakikat yanılgıdan ortaya çıkar.
2) La femme n’existe pas: Kadın varolmaz.
3) Il n’y a pas de grand Autre: Büyük Öteki yoktur.
4) Ne pas céder sur son désir: Arzundan taviz verme.
5) Les noms du père: Babanın adları, naman-ı pir.
6) Y a d’l’un: Birerlik vardır.

Bkz “Yuva-havuç peşinde koşan tavşan ile ev-semptomu dinleyen kaplumbağa”, “Anlama, Anlaşma, Antlaşma, Anıtlaşma”, “Fallik Kadın Dini: Penis Olmazsa Çocuk Olmazsa Başarı Olmazsa Kimlik Verelim”, “Mavi Hap ya da Kızıl hap: Masturbate ya da Master-bait, Asılıyom ya da Asıl-yem”, “Büyük Öteki: suçu üstlenilen, anlam güvencesi, keyfiyete tehdit, zevahiri kurtarılacak” Slavoj Žižek, “Kendine Selam Vermek: Vicdan Üstben Değil Arzu Yasasıdır”, “Naman-ı Pir: Kanman İptir, Anlam: Al Nam! (les noms du père: les non-dupes errent)” Jacques Lacan, “Birerlik vardır! Yad’lun!” Jacques Lacan

8 Yorum

Filed under Laf sal atası