Category Archives: Çeviri

Türk başbakanı darbe kalkışmasını teyit etti, lira yere yuvarlandı

15 Temmuz 2016 — Financial Times

Türk ordusu bir darbe sahnelemeye kalkıştı, dedi ülke başbakanı Cuma günü fakat hayata geçirilmesine müsaade edilmeyeceğine de yemin etti.

Associated Press haberine göre Binali Yıldırım’ın Habertürk Televizyonu’nda orduda bir grubun ayaklanmaya kalkıştığını söylemesini takiben lirada yüzde 3.5’tan fazla düşüş oldu ve Türkiye’yle alakalı ticari münasebetlerle ilgili fon hisseleri akşama doğru New York’taki münasebetle birlikte dalışa geçti. Hükümetin halen iş başında olduğunu belirten Bay Yıldırım böyle “delice” eylemlere müsaade etmeyeceğini ifade etti.

Bay Yıldırım konuşurken Ankara göklerinde uçan askeri jet ve helikopterlere ve patlayan silahlara dair haberler gelmekteydi. Boğazda iki köprünün de kapatıldığı, havaalanı civarında ise tankların konuşlandığı bildirildi.

Lira yüzde 4 kadar düşerek dolar başına 2.99 olurken pazar kapanmadan hemen önce iShare MSCI Turkey ETF yüzde 2.5 düştü.

Hikaye sürüyor. Devamı gelecek.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Ona Annenden Bahset — Casey Schwartz

Casey Schwartz — 24 Haziran 2015 — nytimes.com

28analysis1-articleLarge-v2

Beyin taraması Freudcu psikanalizi kurtarmaya yardım edebilir mi?

1900 yılında Sigmund Freud, Viyanalı nöral bozukluklar uzmanı, zengin bir tanıdığının 18 yaşındaki kızıyla tedaviye başladı. 44 yaşındaki Freud, “konuşarak iyileşme” [talking cure] diye adını duyuracak psikanaliz pratiğine daha yeni başlamaktaydı. Freud’un sonradan “Dora” adını verdiği bu kız, açıklanamayan bir belirtiler öbeği taşıyordu: Keyifsizdi, bilincini yitirmeye meyilliydi ve bazen haftalarca en fazla fısıldayarak konuşabiliyordu. Freud ona histeri teşhisi koydu, bu terim fin de siècle Avrupa’sında psikolojik stresi fiziki belirtilerle dışavuran bir bozukluğu adlandırır. Dora’nın durumunun izini süren Freud, babasının cinsel şımarıklıklarına [infidelities] ulaştı, Dora ergenliği boyunca bu işlerin ayarlanmasına [orchestrate] yardım etme mecburiyeti duymuştu. Dora analiz sırasında Freud’a, babasının arkadaşının — Herr K., ondan onlarca yaş büyük evli bir adam — boş ofis binasında ona yavşadığını [accost], dudaklarını öpmeye kalktığını söylediği zaman, biyoloji eğitimiyle kendi bilimsel işlerine dalmış Freud, bu rahatsızlığına dair onunla empati kuramadı. Dora bir gün, daha 11 hafta tedavi görmüşken ve henüz hiç iyileşmemişken, görüşme biterken ayağa kalktı, Freud’a mutlu yıllar diledi ve bir daha geri dönmedi.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Görüşme

(Hoş rüya) — Radiohead

Onlar beni kardeşmişim gibi severler
Onlar beni korurlar, beni dinlerler
Benim kendi bahçemi onlar kazdılar
Bana günışığı verdiler, beni mutlu ettiler

Hoş rüya, hoş rüya, hoş rüya

Arkadaşımı arıyorum, iyilik meleğini
Ama telsiz telefonuyla dışarıdaymış
Gelip yardım etmeyi çok istermiş ama
Deniz hepimizi elektriklermiş

Hoş rüya, hoş rüya, hoş rüya, hoş rüya, hoş rüya, hoş rüya, hoş rüya

Yeterince güçlü olduğunu düşünüyorsan
Yeterince ait olduğunu düşünüyorsan
Yeterince güçlü olduğunu düşünüyorsan
Yeterince ait olduğunu düşünüyorsan

Hoş rüya, hoş rüya, hoş rüya, hoş rüya

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

‘Son kararım bu’ — Franz Kafka

Avukat sözünü bitirdiğinde, K. tamamen kendine hakimdi. Hatta avukatın son sözlerine karşı başını birçok kez oynatarak eski kanaatini doğrulamıştı: Avukat yine hep yaptığı gibi alakasız genellemelerle onun dikkatini dağıtıyor ve böylece esas konudan, yani K.’nin davasında fiilen yaptığı işin ne olduğundan sapıyordu. Avukat bu kez K.’nin her zamankinden daha şiddetle direndiğini fark etmiş olmalıydı zira sessiz kalarak K.’ye kendi adına konuşma fırsatı verdi, K. konuşmadığında, “Bugün aklınızda belli bir şeyle mi geldiniz?” dedi. “Evet,” dedi K., avukatı daha iyi görmek için gözlerini mumdan biraz koruyarak, “Size söylemek istediğim şu: Bugünden itibaren davamda beni temsil etmiyorsunuz.” “Doğru mu anlıyorum sizi?” dedi avukat, yatağa oturup bir eliyle yastıklardan kendine destek alarak. “Öyle zannediyorum,” dedi K., dimdik oturarak, uyarılmış gibi. “Peki bu planı konuşabiliriz,” dedi avukat kısa süre sonra. “Bu artık bir plan değil,” dedi K. “Öyle olabilir,” dedi avukat, “ama yine de acele etmek istemeyiz.” “Biz” adına konuşurken sanki K.’yi bırakmaya hiç niyeti yokmuş, onu temsil etmeyi sürdüremese de danışmanlık etmeye kararlıymış gibiydi. “Hiç acele edilmedi,” dedi K., yavaşça ayağa kalkıp sandalyesinin arkasına geçerek, “dikkatle düşünüldü, hatta belki fazla bile düşünüldü. Son kararım bu.” “O halde, birkaç şey dememe müsaade ediniz,” dedi avukat, yorganı kaldırıp yatağın kenarına oturarak. Çıplak, beyaz kıllı bacakları soğuktan titriyordu. K.’nin ona koltuktaki battaniyeyi vermesini istedi. K. ona battaniyeyi getirdi ve şöyle dedi: “Soğuk algınlığı kapma riskine girmeniz gayet gereksiz.” “Durum yeterince önemli,” dedi avukat, yorganı üst yarısına sarıp battaniyeyi bacaklarına örterek.

(Kafka’nın Der Prozeß’inden çevrilmiş The Trial’dan küçük bir kısmı çevirdim)

2 Yorum

Filed under Çeviri

Famillionaire: bana dengi gibi davrandı, gayet samilyonerce beni dostanatına kabul etti — Jacques Lacan

Geçen sefer bıraktığımız yerden anlatımıza devam edelim, yani Hirsch-Hyacinth’in Lucca kaplıcasında gördüğü Reisebilder yazarıyla konuşurken şunu dediği andan:

Ve Allah’ın bana tüm iyilikleri vereceği ne kadar doğruysa öyle, Salomon Rothschild’le oturdum ve bana dengi gibi davrandı, gayet samilyonerce beni dostanatına kabul etti. [*]

İşte başlayacağımız yer burasıdır, böylece kendi bahtı da açılmış samilyoner/dostanat (famillionaire) sözüdür. Bu söz Freud’un çıkış noktası olmakla bilinir. Ben de size bu yolla Freud’un şakalara nasıl yaklaştığını göstereyim.

Bu analiz amaçlarımız bakımından önemlidir –ve maalesef buna muhtacız– çünkü Freud’la birlikte bilinçdışı mekanizmalar diyeceğimiz yerde imleyenin taşıdığı tartışılmaz önemi bize göstermektedir.

[*] “And, as true as God shall grant me all good things, Doctor, I sat beside Salomon Rothschild and he treated me quite as his equal, quite famillionairely.” “Und so wahr mir Gott alles Gute geben soll, Herr Doktor, ich saß neben Salomon Rothschild und er behandelte mich ganz wie seinesgleichen, ganz famillionär.”

samimice + milyoner = samilyonerce
dostane + saltanat = dostanat

Seminer 5’ten

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

4 Yorum

Filed under Çeviri

Bıçaklar çıksın — Radiohead

Bilmeni isterim
O geri gelmeyecek
Gözümün içine bak
Geri gelmeyeceğim

O zaman bıçaklar çıksın
Yakala fareyi
Aşağıya bakma
Çiğne ağzında

Köpek olsaydın
Doğarken boğmuşlardı seni

Gözümün içine bak
Doğru söylediğimi anlamanın tek yolu bu

O zaman bıçaklar çıksın
Pişir onu
Ez başını
Koy kazana

Bilmeni isterim
O geri gelmeyecek
Şişmiş ve donmuştur
Yine de çöpe gitmesi hiçbir işe yaramazdı

O zaman bıçaklar çıksın
Yakala fareyi
Ez başını
Koy kazana

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Komünist arkadaşınızla nasıl sorun yaşamazsınız

Üç Yöntem: (1) Arkadaşlığınızı Geliştirin (2) Arkadaşınızın Görüşlerini Öğrenin (3) Sağlıklı Tartışmalar Yapın (wikihow.com).

Biz insanlar sosyal toplumsal varlıklarız. Birbirimizin çekimine kapılmamız çeşitli etkenlere bağlıdır. Birbirimizin güven ve arkadaşlığını kazandıkça, aramızdaki farklarla baş etmeyi de öğrenmemiz gerekir. Kişisel düzeyde hissedilen en yaygın fark politik görüşlerimizdir. Komünizmi destekleyen bir arkadaşınız varsa onunla geçinmek zaman zaman zor olabilir, fakat birbirinize saygı göstererek bu komünist arkadaşınızla sorun yaşamayabilirsiniz.

Yöntem 1: Arkadaşlığınızı Geliştirin

aid304020-900px-Be-Okay-with-Having-a-Communist-Friend-Step-1-Version-5

1) Hemfikir olmamakta hemfikir olun. Arkadaş edinmenin en iyi tarafı birbirinizi anlamaktır. Eğer arkadaşınız komünistse ve siz farklı bir ideoloji benimsemişseniz, gene de pek güzel geçinebilirsiniz. Politika tamamen hemfikir olmadığınız alanlardan biri olacak sadece. Arkadaşınızla geçinmek için onunla hemfikir olmanız gerekmediğini anlayın. [1]

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Geriye sürüklenir (Balayı bitti) – Radiohead

Çürümüş meyveyiz
Hasarlı ürünleriz
Aman neyse kaybedecek daha da bir şeyimiz yok
Bir patlama olsa muhtemelen parça parça oluruz
Geriye sürükleniyoruz

Buraya kadar fazlası değil
Bir daldan sarkmışım
Bir kırıcıda sallanırım
Bal şeker uykuya dalmış
Geriye kayıyorum

Kollarımıza düştün sen
Kollarımıza düştün sen
Denedik ama yapılacak bir şey yoktu
Yapılacak bir şey yoktu

Bütün deliller saklanmış
Bütün kayıtlar silinmiş
Ama attığın adımlar seni ele verir
Sen de geriye yürüyorsun

A-a-a!
Kollarımıza düştün sen
Kollarımıza düştün sen
Denedik ama yapılacak bir şey yoktu
Yapılacak bir şey yoktu
Kollarımıza düştün
Kollarımıza

Çürümüş meyveyiz
Hasarlı ürünleriz
Aman neyse kaybedecek daha da bir şeyimiz yok
Bir patlama olsa muhtemelen parça parça olacağız
Geriye sürükleniyoruz

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Suret olmayan bir söylem — Jacques Lacan

Suret olmayan bir söylem hangi kapsamdadır? O benim durduğum yerden ve önceki dediklerim bakımından söylenebilir, her halükarda onu söylediğim vakidir. Dikkat edin: O ben onu söyledim diye de vakidir. Onu alev sayabilirsiniz, yani düşünün ki o benim onu söyleyişimden ibarettir.

Size yapıntının söyleminden bahsettim çünkü yapmadan söylem vaki olmaz, yani söylem söylenmeden vaki olmaz. Söylenen vaka tamamen o söylemin vakasıdır. Yapıntı dediğim işte budur ve elbette onun derdi indirgemektir, ama yapıntı dedim diye farklı bir şey aklınıza gelmesin, zorluklarını göğüsleme hatasına düşerseniz içinden çıkamayacağınız bir tabiat aklınıza gelmesin.

“Söylenebilir mi yoksa söylenemez mi?” değildir mesele, şudur: Ya söylenmiştir ya da söylenmemiştir. Yapıntısıyla sizi orada tutabildiği farzedilen söylenmişliklerden yola çıkarsınız. İşte tam o anda kesin, sakın şunu eklemeyin: “keyif fazlası basıncı altında oradasınız”

O anda kesin dedim çünkü benim söylemim etrafında keyif fazlası telaşıyla toplanmadığınız ne malum? Kim ne düşünürse düşünsün vaka kararlaşmış değildir, size sunduğum beyanlar dizisiyle suret olmayan bir söyleme adım attığınız kesin değildir.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri

Rahatlıkla uyuştum – Pink Floyd

Merhaba
Orada kimse var mı?
Duyunca başını oynatsan yeter
Evde kimse var mı?

Gel anlat
Kötü hissettiğin belli
Bak ben acını hafifletebilirim
Seni ayağa kaldırabilirim gene

Rahatla
Önce biraz bilgi vermen lazım
En temel şeyleri söyle yeter
Nerenin acıdığını gösterir misin?

Acımıyor bir yerin, geri çekilmektesin
Uzaktaki geminin dumanı ufkunda ve
Dalgalar halinde işte sen geçmektesin
Dudağın oynar ama duyamam dediklerini
Çocukken ateşim çıkmıştı bir gün
İki balon gibi şişmişti ellerim
Şimdi gene o günkü gibi olmuş
Açıklayamam, anlaman mümkün değil
Aslında böyle değilim
Rahatlıkla uyuştum

Rahatlıkla uyuştum

Tamam
Bir tanecik iğne batmış
Bundan sonra aaaaaaaah! demek yok
Birazcık rahatsız hissedebilirsin

Ayağa kalkabilir misin?
İşe yarıyor işte bak, iyi
Şimdilik bu seni sahnede tutmaya yeter
Gel, gitme vakti geldi

Acımıyor bir yerin, geri çekilmektesin
Uzaktaki geminin dumanı ufkunda ve
Dalgalar halinde işte sen geçmektesin
Dudağın oynar ama duyamam dediklerini
Çocukken benim
Bir an gelip geçivermişti
Gözümün bir köşesinden
Dönüp baktım ama gitmişti
Şimdi bir yere koyamıyorum
Çocuk büyüdü
Rüya geçti
Rahatlıkla uyuştum

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı