Category Archives: Çeviri

Er eren er: Erbaba — Jacques Lacan

Freud’un bütün kadınların keyfini süren Erbaba’dan söz etmesi mantıksızdır/saçmantıklıdır zira herkes bilir ki bir adam tek bir kadına bile zar zor yetebilir ve yetebildiğinde dahi öyle fazla havaya girmemelidir. (s. 100)

“Ölmüş olduğumu bilmeyen bir şey var.”

Ölmüşüm, orası kesin, ölmeye yazgılıyım – ama bunu bilmeyen şey adına ben de bunu bilmek istemiyorum.

Böylece “herkes”i mantığın merkezine koymamız mümkün olur: Herkes ölümlüdür. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Ödip efsanesi ve Erbaba efsanesi — Slavoj Žižek

Ödip efsanesi ve Erbaba efsanesi (Totem ve Tabu: Urvater) genelde aynı efsanenin iki versiyonu gibi düşünülür, adeta Ödip efsanesi öznenin ontogenezini (bireyoluş) ifade eden temeldir, Erbaba efsanesi de o temelin filogenez (soyoluş) olarak tarih öncesi geçmişe yansıtılması gibidir.

Ama yakından bakılırsa iki efsane arasında derin bir asimetri hatta terslik olduğu görülür. Okumaya devam et →

15 Yorum

Filed under Çeviri

Eryazgı (predestination) — Slavoj Žižek

🌀🎭💢 Raumdeutung 🌀🎭💢

Birinci ölüm: Biyolojinin gerektirdiği ölüm.
İkinci ölüm: Öznenin huzur içinde ölmesi (yası tutulması), hesaplarının görülmesi, hatırasına dadanan simgesel borçların kapatılması.

İkinci ölüm mefhumuyla Wagner’in şu iddiasını yerli yerine oturtabiliriz: Kendi çöküşüne gönüllü olan Wotan trajedinin doruğuna varmıştır:

İnsanlık tarihinden öğrenmemiz gereken sadece budur: Kaçınılmaz olana gönüllü olmak ve bizzat onu yerine getirmek.

devr2

“Ey Yoldaşlar! İki gün sonra Marx retrodan çıkınca Kışlık Sarayı basıyoruz!”

Wagner’in bu isabetli formülü harfiyen okunmalıdır, getirdiği saçmantıkla (paradoks) birlikte: Eğer bir şey kendi içinde kaçınılmazsa, ona fiilen gönüllü olmamız ve onu gerçekleştirmeye çalışmamız neden gereksin ki?

Okumaya devam et →

14 Yorum

Filed under Çeviri, Resim

Ben bir kek miyim? Keksen çık karşıma! — Slavoj Žižek

Asıl özgürlük güvenli bir mesafeden şunu veya bunu tercih etme özgürlüğü değildir, çilekli keki ya da çikolatalı keki seçme özgürlüğü değildir; asıl özgürlük mecburiyetle örtüşür, sahiden özgürce bir seçimde insan kendi varoluşunu ortaya koymuştur – bir şeyi seçip yapıyorsa “başka türlü yapamadığı” içindir. Ülkenizi yabancılar işgal etmişken bir direniş önderi sizi işgalcilere karşı savaşmaya çağırıyorsa, “Hadi şimdi özgürce seç bakalım” demeyecektir, “Haysiyetini korumanın bundan başka hiçbir yolu olmadığını görmüyor musun?” diyecektir. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Çeviri

İyiliği düşünmek bir mazerettir — Slavoj Žižek

Lacancı etikte vazife ile İyiliği düşünmek kökünden ayrılır. Lacan bu yüzden Kant’a atıf yapar, etik eylemin İyilikle güdülenmesini dışlayan Kantçı jeste atıf yapar: Lacan’ın ısrarlı savına göre en tehlikeli ihanet tarzı doğrudan “patolojik” itkilere kapılmaktan ziyade bir tür İyiliğe atıf yapmaktır, İyilik zedelenebilir (benim iyiliğim veya ortak iyilik zedelenebilir) mazeretiyle vazifeden kaytarmakta [shirk, şirk, şirk-et] olduğu gibi Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Eşik Başı: Geçemezsin! Nayır, nolamaz! — Michael F. Haspil

image_2022-05-05_173427535

— Ölüm Köprüsü’nden kim geçecekse ilkin benim üç soruma yanıt vermeli. Bilahare öte yanı görmeli.
(Köprü bekçisi, Monty Python ve Kutsal Kase)

— Geçenden otuz akçe, geçmeyenden döverek kırk akçe!
(Deli Dumrul)

— Biz burda eşek başı mıyız?
— Yok ağbi hiç olur mu estağfurullah, Eşik Başısınız, saygılar.

Kahraman maceranın eşiğine geldiğinde öyle elini kolunu sallaya sallaya geçemez. İzin almalıdır, geçiş hakkı kazanmalıdır. O bunu yapabilsin diye (ve layık olmayan kişiler yoldan geri çevrilsin diye) Eşik Başı diye biri vardır (threshold guardian / gatekeeper). Stiks nehrinin kayıkçısı Kharon ve Hades’in muhafızı Kerberos klasik Eşik Başı örnekleridir. Kahraman macerada ilerleyecekse bunları bir şekilde aşmalıdır. Eşik Başı kimi zaman barizdir, bir eşiğin başında duran birisidir (kulağa basit gelse de). Bunun iyi bir örneği Monty Python ve Kutsal Kase‘deki köprü bekçisidir, kahramanlar köprüden geçiş izni (cevaz) almak için üç soruya yanıt vermelidir. Bir diğer Eşik Başı örneği Prenses Gelin filminde (ve kitabında) Prenses Düğünçiçeği’ne ulaşabilmek için Wesley’nin (Siyahlı Adam olarak) aşması gereken üç rakiptir. Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri

Sanat eserinin afrası (aura) — Walter Benjamin

Mekanik yinelendirme çağında solup giden şey sanat eserinin afrasıdır (aura)…

Doğal nesnenin afrasını, o nesne size ne kadar yakın olsa da aranızda kalan eşsiz bir mesafe fenomeni olarak tanımlarız. Diyelim ki bir yaz günü dinlenirken ufuktaki sıradağları veya sizi gölgeleyen ağacın dalını gözden geçiriyorsanız, o dağın veya o dalın afrasını hissedersiniz. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Küllerinden doğan Feniks — William Shakespeare

Barış ondan sonra uyutulacak değil ya;
Nasıl ki muhteşem kuş Feniks hanım ölünce
Küllerinden doğan yeni halef
Onun kadar hayran eden bir yücelik oluyorsa
Onun uğurları da öyle birine varacak ki
Gökler onu bu kara buluttan çıkmaya çağırınca
Şanlı ve kutlu küllerinden doğacak o halef
Yıldız gibi yükselecek ona denk bir şöhretle
At fava bekle

(çev. Işık Barış Fidaner) Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Feniks’in mür topağı — Herodot

Mısırlıların Feniks (phoenix, zümrüdüanka, simurg) dedikleri bir kutsal kuşları daha varmış ama ben resimlerini görebildim sadece. Mısır’da bile ona sahiden çok ender rastlanırmış, Heliopolislilerin [güneş kenti sakinlerinin] dediğine göre 500 yılda bir gelirmiş, ihtiyar Feniks ölünce. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri, Şey

Tarihçiler ışığa duyarlı bir zara eşilmiş negatif filmin müstakbel banyocularıdır — Walter Benjamin

Tarihi bir metin gibi görürsek, Monglond’un edebi eserler için söylediğini tarih için de söyleyebiliriz:

Geçmişe ait imgeler tarihi oluşturmak üzere ışığa duyarlı bir zara eşilmiş negatif film gibidir.

O imgenin bütün detaylarını açığa vurmaya yetkin müstakbel film banyocuları ancak ileride gelecektir. Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri