Category Archives: Şey

Ben X: Efsaneler Ego Aynasına Sokulamaz — Işık Barış Fidaner


Ben X (2007) filminde otizmin şerefini kurtarmak için İsa’ya başvurulduğunu zannedebilirsiniz, oysa İsa’nın “şerefini kurtarmak” için “otizm”e başvurulmuştur. Yani amaç İsa’yı çarmıhtan indirip “normalleştirmektir” ama derste yapılan şakadaki gibi önce elleri serbest kalan İsa ayakları üzerine devrilir, yani sonuçta iyi bir film çıksa da niyet edilen amaç hasıl olmaz, daha iyisi hasıl olur.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Sonarlı Psikozalak


Sonar sonik bir almaçtır, ait olduğu Psikozalak ise psikotik bir duyargadır [1].

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Sosyal Medyada Üç Nakış: Hayali, Simgesel, Gerçek — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Sosyal Medya ve Üç Nakış: Hayali, Simgesel, Gerçek)

Önceki şemayı güncelliyorum çünkü hayatlar sosyal medyaya entegre edilince Facebook tarzı taahhütler (iş, aşk, vb.) yerine Youtube tarzı taahhütler baskın çıktı (podcast, program, vb.). Videotik simgeselin gerçek sınırı da X-Twitter’daki laflar yerine Tiktok’taki tiklerle çiziliyor (parapraksis). Hepsinin hayali dolgusu yine Instagram’da süregiden mıncıkland.

Hayali (Instagram), Simgesel (Youtube), Gerçek (Tiktok)

1) Instagram hayalidir çünkü orada insanlar imge alışverişi yaparak ayna evresini yeniden sahnelerler (alışıveriş).
2) Youtube simgeseldir çünkü insanlar orada simgesel bağlarını (podcast, program, vb.) ilan eder ve destekler.
3) Tiktok gerçektir çünkü uzunluk kısıtıyla satırlandığı için insanlar parapraksis sergilerler.

(sonrası: Yapay Zeka ve Üç Nakış: Hayali, Simgesel, Gerçek)

Bkz “Lacan’ın Arzu Şeması”

8 Yorum

Filed under Şey

İsevi Hipnoz Ne İsevidir Ne De Hipnozdur — Işık Barış Fidaner

Adını Anmaya Cüret Eden Bir Sol (A Left that Dares to Speak its Name, 2020) kitabında Slavoj Žižek faşizan ideolojilerde öne çıkan komplocu düşman heyulalarından söz eder:

Sadece “Postmodern Marksizm” terimi bile iki zıt temayülü tek bir düşman figüründe bileştiren tipik totaliter prosedürü aklıma getiriyor (faşizmde bahsedilen “Yahudi Bolşevik komplosu” gibi).

İşte Cemal Dindar’ın manifestosunda tümgüçlü bir kötülük atfederek suçladığı “İsevi Hipnoz” komplosu da aynen “Yahudi Bolşevizm” veya “Postmodern Marksizm” gibi bir ideolojik kurgudur, şu veya bu toplumsal kesimi faşizanca düşmanlaştıran bir heyuladır [1].

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Halkın İsevi Hipnozcuları Kimlerdir? — Işık Barış Fidaner

Simgesel düzen öz-göndergelidir yani kendine atıf yaparak yapılanır. Eğer bu yapısal özellik (1) tek bir mahalde yoğuşursa ve (2) tam orada gizemli bir figürle perdelenirse (3) simgesel ufkun o noktasında komplo teorilerinde rastlanan tarzda bir Tümgüçlü Odak belirir. İşte Cemal Dindar’ın Halk İçin Psikoterapi Manifestosu’nu okuyanların karşısına çıkan İsevi Hipnozcular böyle bir odak noktasıdır. İlgili alıntıyı inceleyelim:

Sorunun yapısal bir parçası olup onu tarif ederseniz, her koşulda çözümü de tasarlayabilirsiniz. İşe yaramakla kastedilenin muğlaklığı bir yana, belli bir zamansal kesitte ölçü bu olduğunda isevilik yüklü hipnoz uygulamalarının işe yararlılığını aşacak terapi yöntemi henüz yeryüzünde görülmemiştir.
(Halk İçin Psikoterapi Manifestosu, Özet, Açık Mektup)

Birinci cümle sorunları çözümlere bağlayan ‘işe yararlık’ kıstasının öz-göndergeli olduğunu bildirmektedir. İkinci cümle ise bu öz-gönderge noktasına İsevi Hipnoz diye bir Tümgüçlü Odak yerleştirmektedir öyle ki ‘onu aşacak’ hiçbirşey ‘yeryüzünde görülmemiştir’ (!). Bir metinde böyle gülünçlük raddesinde abartılı ifadeler gördüğünüz zaman onu yazan kişinin semptomatik düğümlerine yakından temas ettiğinizi algılarsınız. Bu İsevi Hipnozcular kim ola ki?

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Psikodiyalektik Teslis? Analist/Terapist Tarihin Kurumsal Babası Değildir! — Işık Barış Fidaner

Cemal Dindar Halk İçin Psikoterapi Manifestosu’nda ‘Baba’ olduğunu açıkladı:

Psikanalizin mevcut bilgi ve pratiğinin psikodiyalektik bir imkan olarak belirdiği mekanı toplumsallıktır ve grup, Chassequet-Smirgel’in Ben İdeali çalışmasında hayranlık uyandırıcı biçimde çözümlediği gibi, psikanalistin imkansız biçimde doldurmaya çalıştığı yeri, anne-bebek birliğini, ben idealini, temsil eder ve analist/terapist gerçek konumuna yerleşir; tarihin belli bir döneminde belli bir kurumsal sözün temsilcisi olan baba… Özgürlük bilinci olarak psikanaliz, bu üçgenleşmede, grup-terapist-kişi üçgeninde gerçek mekanına yerleşmiş olacaktır.
(Halk İçin Psikoterapi Manifestosu, Özet, vurgular: IBF)

Dikkatli okunursa Psikodiyalektik Teslis (grup-terapist-kişi) göze çarpar:
1) Cemal Dindar’ın çevresine topladığı ilgililer grubu anne ikamesi yapılmıştır.
2) Cemal Dindar’ın şahsı temelinde analist/terapist baba ikamesi yapılmıştır.
3) Cemal Dindar’ın terapileyeceği halk da bu Ersatz ailenin çocukları yapılmıştır.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Sosyal Medyada Bunanedersincilik — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Bunanedersincilik: Eleştiriyi Eleştiriyle Püskürtmek: Daha Mühim Konular Açmak)

Sosyal medya nasıl bir yapısal kısıtlamadır? Ekrandan akıp giden post’lar nedir?

Ekranın altında belirip üstünde kaybolan her post “Buna ne dersin?” diyordur.

Zaman akışında süreklileşme sizi dürtüsel bir yapıya sokar: Bunanedersincilik.

Neticede takip hesapları ve üretilen içeriklerden bağımsız, özel bir yapı oluşur.

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Bunanedersincilik: Eleştiriyi Eleştiriyle Püskürtmek: Daha Mühim Konular Açmak — Işık Barış Fidaner

Bunanedersincilik (whataboutism) bir eleştiriyi eleştiriyle püskürtme taktiğidir.

Bir konuda yapılan eleştiriyi dikkat kaydıran bir başka eleştiriyle iptal etmektir.

Bunanedersinciliğin günümüzde erdiği genellik seviyesi şu olguların neticesidir:

1) Eleştiri mantık yöntemi olmaktan çıkıp Eleştirellik Kimliğine dönüşmüştür.

2) Olası en ağır eleştiri kayıtsızlığa mahkum etmek, ilginizi esirgemek olmuştur.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Önce ve Sonra

1) Politik oyunlar
2) Ters tepmesi
3) Karşı saldırı
4) Daha da ters tepmesi
5) Dev iyi niyet gösterisi

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Dil Doğası Gereği Ağdalıdır — Işık Barış Fidaner

Dilde bir kavramın ismi kolay kolay değişmez, yani akışkanlığa direnç gösterilir.

Akmaya direnen maddeye viscous yani ağdalı denir: Dil doğası gereği ağdalıdır.

Dildeki bu direngenliği yoğuşturan dil kullanımı ‘ağdalı dil’ kavramıyla belirtilir.

Ağdalı dil gündelik dilden daha kıvamlıdır, daha koyudur, akışkanlığı azalmıştır.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey