Category Archives: Şey

Doğru ve Yanlı: Şşş! — fıkra

Bir varmış, bir yokmuş…

Evvel zaman içinde Doğru ve Yanlı adında iki güzel kardeş varmış.

Gelgelelim kalbur saman içinde bunlar sevişip evlenmişler, tabu olduğu halde.

Bittabi derhal bunu duyan develer tellâl iken müdahale etmiş:

Durun siz kardeşsiniz! Hem doğru hem yanlı olur mu! Doğruysa yanlı olamaz, yanlıysa doğru olamaz!

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Kurgu, Şey

Dörtlük

Dağ doruğu deler geçer gökleri,
dağ dibinde ak evler mini mini,
evdekiler! Yok mu yemek istiyen
dağ doruğundan getirdiğim çileği?

[*]

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Esnaf Usulü Meşgulpesent Tarihçilik Nedir? — Işık Barış Fidaner

Bir bakkala 100 yıl önceki İstanbul’u en kolay nasıl anlatırsınız? Şöyle:

O zamanlar da aynı senin gibi bakkallar vardı.

Akabinde gündeme gelecek müteakip soru da besbellidir:

Meşgul müydüler bari? (Çok iş yapıyorlar mıydı?)

Esnaflık tabiatı gereği (1) meşgulpesenttir, (2) çokluk sevicidir, (3) çeşitlendiricidir, çünkü müşteri trafiğiyle değerlenir: Esnaflık meşgalesi (business) müşteriler çoğalsın diye ürünleri çeşitlendirmekten mürekkeptir.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Fısıldama artık bağırmak zamanıdır — Radiohead

Zat-ı muhterem sesimi duymak istemiyormuş
Zat-ı muhteris sesimi duymak istemiyormuş
Yaftalıyorlar da beni, kesmek için sesimi
Ne diyeyim ki ben şimdi, ne yapayım ki?

Fısıldama artık bağırmak zamanıdır
Fısıldama artık bağırmak zamanıdır Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Eril ve Dişil Örtbas: Bedenime Sahip Olabilirsin Ama Ruhuma Asla! — Işık Barış Fidaner

tate

Yeşilçam klişelerinden biri de tecavüzü örtbas eden şu cümledir:
Bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla!

Eril veya dişil tarzda olmasına göre örtbastaki vurgu yer değiştirir:
1) Eril örtbas: (Bedenime sahip olabilirsin ama) Ruhuma asla!
2) Dişil örtbas: Bedenime sahip olabilirsin… (ama ruhuma asla!) Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey

Müşkül Şehir: Seda-Kavram Bağının Politik Karşılığı — Işık Barış Fidaner

mesgul

Saussure’cü dilbilim seda-kavram bağının ‘keyfi=arbitraire’ niteliği üzerine kuruludur, Lacancı psikanalizde ‘keyfiyet=jouissance’ aynı bağın politik yönüne işaret eder, standart dilbilimin ufkunu aşan ses benzerliklerinin politik karşılığına Lacanca ‘lalangue=dilmeden’ denir [1]. Son günlerde duyurulan bir serginin başlığı tam olarak bu gerçekliğin bir tezahürüdür:

Meşgul Şehir: İşgal İstanbul’unda Siyaset ve Gündelik Hayat

Sergi afişinde ‘işgal altında’ yerine ‘meşgul’ denmesiyle kulakları tırmalanan kamuoyu iki ana gruba ayrıldı:
1) ‘Pek hoş olmuş, yaratıcı esprinizi beğendim, tebrikler’ diyenler.
2) ‘Kuralları ihlal etmeniz gülünç olmuş, bir daha olmasın’ diyenler.

Benimse kulaklarım tırmalanmadı çünkü afişteki semptomu yorumladım:
3) ‘İşgal altında’ya ‘meşgul’ demek ‘tecavüz’e ‘ilişki’ deme eşdeğeridir.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Seda Kavramı İmletir, Sessel İmge Kavramı Göstermez: Tahsin Yücel Saussure’ü Anlamayınca Biz De Anlamamış Sayıldık — Işık Barış Fidaner

Tahsin Yücel’in Saussure yorumunu temellendiren Dilsel Teslis (gösterge-gösteren-gösterilen) şu formülle desteklenir [1]:

Sessel imge kavramı gösterir.

Bu formülü şöyle okuyun:

A B A’ B’.

Bu formülün işlevi A‘ların gizemini (ses-kavram bağını) B‘lerin totolojisiyle (imgenin göstericiliği ile) dikişlemektir:

A) Dildeki ses-kavram bağı gizemlidir, onu kimse bilemez.
B) İmgeler her zaman göstericidir ve bunu herkes bilir.

Dikkat edin: A’ların derin gizemini B’lerin sığ totolojisiyle dikişlemek sahteciliktir! A’lar dilin kendisidir, yani formülün varlık sebebini oluşturan evsahipleridir, B’ler ise salonu ele geçirip evsahiplerini mutfağa gönderen davetsiz misafir rolündedir. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Jaklakanya Seyrüseferi 4: Turistik Animatör, Yerliş Rehber, Gerçek Rehber — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

raiders

İlk Indiana Jones filminin en başında dehşete kapılan yerliş rehber fıymak üzere

(öncesi: Jaklakanya Seyrüseferi 3: Bilgilenmek Değil Bilebilmek İçin)

Jaklakanya rehberleri üçe ayrılır (hayali, simgesel, gerçek):

1) Turistik Animatör: Atraksiyoncudur, biraz şundan biraz bundan bahsederek lunaparktaki korku tüneli veya komik aynalı labirent gibi şovlarla hoşça vakit geçirmenizi sağlar. Ona göre siz eğlendirilecek anonim kalabalıktaki herhangi birisiniz. Havalı kostümler giydiğinde dahi şövalye görünümlü ‘şov al ye!’dir. Onda bulacağınız Hayali Lacan, kendi kişisel gölgenizi yansıtan bir göldür olsa olsa. O tatlısu ortamında inşa edilen Egolara fazla güvenmeyin çünkü orada ‘her anlama bir yanlış anlamadır’, Ekho’ya kulaklarını tıkayan Narkissos göldeki hayaline hapsolur [1].

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Ne Yazık Ki Kandırılmış Olmak: Muhaberat ve Hazımsızlık: Sıfırıncı ve Altıncı Hisler — Işık Barış Fidaner

Beş duyuyu temel bir senaryoyla sıraya dizelim:

1) Ötelerden ‘pat!’ diye bir ses işittim.
2) Ağacın yanına gelip yerdeki meyveyi gördüm.
3) Eğilip meyveyi elime aldım, ona dokundum.
4) Nasıl bir şeymiş diye meyveyi kokladım.
5) Sonra meyveyi ısırıp yedim, tattım.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey

Zanla Telafi: Oku Baban Gibi Eşek Olma — Işık Barış Fidaner

Bilindik sözü ele alalım:

Kendini bir şey zannediyorsun.

Bu sözün yanlış okunuşu şöyledir:

“Bir şey olabilmek” anlamındaki en asgari kavrama bile layık olamıyorsun.

Bu okuma insanı çıkmaz sokaklara gark eder çünkü pederane üstbene özgü kontr-Ödipal veya Boğaçhanvari örtük saldırgan dürtünün dışavurumudur [1]:

Senden (ben olmasam!) hiçbirşey olmaz(dı), ne köy ne kasaba…

Aynı sözün doğru okunuşu şöyledir:

Kendini bir şey (X) zannetmekle bir şey (Y) oluşunu telafi ediyorsun.

Bu yapıya Zanla Telafi diyelim: Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey