Bir Stalinci, şahıslar adına eylemez, ‘halk’ adına eyler: Hiçbir ampirik şahıs ona inanmıyor olsa bile o sanal [vampirik] büyük Öteki inançlı kalır. Stalinci de böylece şahsi alaycılığını ‘nesnel’ bir samimiyetle bileştirebilir: Davaya inanması gerekmez, inandığı varsayılan ‘halk’a inanması yeter… Bu da bizi Stalinci Komünistin öznel konumuna getirir: Sapkınlık. Bir politikacı, şayet sahiden Stalinciyse, insanlığı çok sevdiği halde ürkünç tasfiyeler ve infazlar yapıyordur; o esnada kalbi çıt diye kırılsa da elinde değildir çünkü İnsanlığın İlerleyişinde ona düşen Ödev de budur işte. Bu sapkın tavır büyük Ötekinin İradesine kendini düpedüz araçlaştırma konumunu benimsemektir: Ben sorumlu değilim, fiilen eyleyen ben değilim, ben sadece yüksek Tarihsel Lüzumun bir aracından ibaretim. Bu sapkın öznel konumun bünyesi konusunda Bolşevik hareketin tıpla –önderlere bakan hekimlerle– kurduğu ilişkinin detaylarını incelemek ilginç olacaktır. Üç belge mühimdir. Okumaya devam et
Bilgi ne? İmle gine! — mesel
Döşünceli vatandaş bir gün sormuş bir bilgine:
— Hocam peki o zaman bilgi ne?
İrkilen bilgin onu süzünce de izah edivermiş:
— İşte onu bilebilemirem.
Empatik bilgin biraz döşünüp halkın talebini karşılamış:
— Olsun sen bil gine! Okumaya devam et
Yeni iliğe doğru ~ Sezen Aksu, Mevlana
Her gün bir yerden daha kovulmak niye?
Bulanı anmadan donanmak nahoş
Her gün bir yere daha tutunmak niye?
Bulanı anmadan donanmak nahoş Okumaya devam et
Filed under Anti-şiir, Laf sal atası
Seni gördüğüme sevindim
Seçimin de hikmet bize nazın gibi
Sana da lazımdı bir ilk eski sevgili
Dur daha yorulacaksın idman bitmedi
Ne kadar orijinalsin hep olduğu gibi
Akşamdan sabaha gönlün mü çark etti?
Yoksa üstünü çizmek daha mı kolay geldi?
Amma da anlayış dolusun ve de şefkatli
Seni gördüğüme sevindim geldin iyi ki
Nasıl “sen” diyecektin olmasam herkes gibi?
Özyaşamöyküne kaydedince ne oldu sanki?
Biraz öfkelensen düşünmene yarardı bari
Seni gördüğüme sevindim geldin iyi ki
yy: IBF
Lakant: Hesap Günü yaklaşımı ve tam etik özerklik — Slavoj Žižek
Lenin’in Materyalizm ve Ampiryokritisizm kitabının 1939 tarihli baskısının arka sayfasına Stalin kızıl kalemiyle şu notu düşmüştü:
1) Zayıflık
2) Aylaklık
3) Ahmaklık
Kusur denebilecekler yalnızca bunlardır. Bu sayılanlar haricindeki herşey kesinlikle erdemdir.Unutma! Bir insan eğer:
1) güçlüyse (ruhen)
2) faalse
3) akıllıysa (veya yetkinse)
o zaman iyidir, diğer ‘kusurları’ ne olursa olsun!1)‘e 3)‘ü ekleyince 2) elde edilir.
Ahlakdışı etiğin en özet formülü budur; bu formülün tam aksine ahlak kurallarına itaat eden ve suçlu olabileceğinden endişelenen bir pısırık ise etikdışı ahlakın temsilcisidir ve Nietzsche’nin hınç eleştirisinin hedefidir. Gerçi Stalinciler bir yere kadar gelir ve orada takılıp kalırlar: Onların ahlak konusunda fazla aşmış olduklarını sanmayın, aksine gizliden gizliye ahlakçıdırlar, büyük Öteki figürüne yaslanmayı sürdürürler. Okumaya devam et
3D’ne abandın! ~ anonim
O fol!
Sor baklayı nerden, çift teki derken…
Amma an, amma an!
O kızı doğurmadan düş de gördün mü?
Ama ne ayandın!
Ama anı armağanı mayandı
3D ne 3D? Ne abandın!
Bre davamı sattın, parasempati yaptım
3D ne 3D ne? 3D’ne abandın! / Soyut ana abandın!
Filed under Anti-şiir, Laf sal atası, Şarkı
Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (































