Solum ilkesini hazım ilkesinden ayırt eden yazıyla ilgili Kimera dergisi hakemlerinin çektiği hazımsızlığın ahmaklık çeşitlerini anlatan çevirinin üzerine denk gelmesi isabetli oldu [1]. Madem kural icabı “dergiye kabul edilen yazıların telif hakkı dergiye devredilmiş sayılır,” o zaman anonim maskeler adına yazara “iletilen raporları” cevaplama hakkı da ilke icabı yazara devredilmiş sayılır.
1) “Okurlarımız yorulabilir çünkü bütünsüzlük, hızlı geçişler, kopukluk, kayma…”
Descartes’ın ünlü durum bildirimini hatırlarsınız:
Düşünüyorum öyleyse varım!
Şimdi bu felsefi mantığı oluşturan sebep (düşünme) ve sonucu (öyleyse varım) irdeleyelim.
Sebep: Düşünüyorum Düşüncelerin içini açarsanız orada düşleri bulursunuz: hayaller sözlerin altını dolgulamıştır. Ama düşlerin de örtüsü kalkarsa bu sefer düşüş belirecektir: mutlanarak göklerde süzülmeye meyleden her hayalin arkasında kaybetmek, ayrılık, ölüm gibi korkutan ya da kaygı veren bir hayalet saklanmaktadır. O halde nüveden kabuğa doğru ruhsal katmanlar şunlardır: düşüş, düş, düşünce. İlk iki katman iki ayrı bileşim oluşturur:
Ahmaklığın iki zıt tipi vardır. Birincisi bir türlü “jetonu düşmeyen” (kimi zaman) aşırı zeki öznedir; durumun mantığını kavrar ama bağlamda gizlenen kuralları gözden kaçırır. Mesela ilk New York ziyaretimde kafeteryadaki garson bana “Gününüz nasıl geçti?” deyince sahiden soru sorduğunu zannedip cevap vermiştim (“Çok yoruldum, gündüzüm gecem altüst oldu, içim sıkıldı…”), tabi o da öylece yüzüme baktı, tam bir budalaymışım gibi… Haklıydı da, işte bu tip ahmaklık budalalıktır (idiot). Okumaya devam et →
Rüyayı gören özne kendi kendine şöyle diyebilir: Bu bir rüyadan ibaretti. Ama şunu diyen biri olduğunu gözden kaçırır: Sonuçta ben bu rüyanın bilinciyim. Okumaya devam et →
Argo bir özdeyişten uyarladığımız bu cümleye bakışım tamlaması adını verelim. Bakışan iki kişinin simetrisi bakışımdır, o çiftin üçüncüye atıfla geçerlenmesi de tamlamadır.
Dikkat ederseniz duyu bağımsız değişkendir, dolaysızca Ötekinin arzusundan kaynaklanır; görü ise duyu üzerinden tanımlanmıştır, Ötekine “duyduğunuz” arzuya “göre” şekillenir.
Geçeceğiniz köprüde sizi bekleyen Eşik Başı, Erişimiznu Tanrısı’ndan duyduğu bir bilmeceyi size soracaktır.
İfade tarzı ne olursa olsun, doğru bir cevabı olsa da olmasa da, her bilmece bir matlık-müphemlik yani gizleme-gizemleme bileşimidir.
Sizi durdurduğu anda duru olmasa da kafanızı çalıştırarak durulaşmanıza yol açabilir. Bilmece hem dur ikazı hem de durulaş ikazıdır (dur-ulaş: dur ki ulaşasın, ikaz: iyi-kaza: iyi-zafiyet: eucatastrophe) [1].