Hakim ve Hekim — Işık Barış Fidaner

Hakim ve hekim arasındaki temel farkı tık tık fıkralarıyla (knock knock joke) sahneleyelim:

(Tık tık) / Kim o? / Hakim! / Ha? Kim? / Ha denmez efendim denir!
(Tık tık) / Kim o? / Hekim. / He… Kim? / He he benim bendim!

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Yarasalık Etmek Ne Menemdir? — Thomas Nagel

(Robot şarkı)

yarasa

Yarasanın bir yaşantısı olduğuna hepimizin inandığını varsayıyorum. Sonuçta yarasa memelidir ve onun bir yaşantısı olması bize farenin veya güvercinin veya balinanın bir yaşantısı olmasından daha inanılmaz gelmez. Dil balığı veya eşek arısı yerine yarasayı seçtim çünkü filogenetik soyağacının köküne yaklaştıkça bulunan canlıların yaşantıları olduğuna insanlar pek inanmayabiliyor [1]. Yarasa bize o türlerden daha yakın akraba olsa da bizdekinden bambaşka bir faaliyet yelpazesi ve duyu aygıtı taşıması hasebiyle bu yazıda gündeme getirmek istediğim meseleye istisnai bir dirilik katar (tabi aynı soru diğer türler hakkında da muhakkak sorulabilir). Felsefi düşünümden hiç istifade etmeseniz bile eğer heyecanlı bir yarasayla kapalı alanda azıcık vakit geçirdiyseniz yabancıladığınız bir canlıyla karşılaşmanın nasıl bir şey olduğunu bilirsiniz. Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri

Ne-densiz hediye: Nerede çokluk, orada… imleyen! — Işık Barış Fidaner

boku

Freudcuların iyi bildiği gibi kıç dürtüsü yetkilerle yakından ilişkilidir: Çocuklar düzeni kargaşadan ayırt etmeyi ve yetkinin ne demek olduğunu tuvalet eğitimiyle öğrenirler. Ders kitaplarında şöyle anlatılır:

[Tuvalet eğitiminde] yetişkinler çocuğun nereye ne zaman dışkı yapabileceğine kısıtlamalar getirirler. Yaşadığı bu ilk yetki çatışmasının tabiatı çocuğun yetki tarzlarıyla gelecekte kurabileceği bütün ilişkileri belirleyebilir. (“Freud’da Beş Psikoseksüel Gelişim Aşaması” Saul McLeod; ayrıca bkz “Anal stage” Wikipedia)

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Boşbeleş işler dil gibi yapılanmıştır — Işık Barış Fidaner

Barış aktivisti, antropolog David Graeber, 59 yaşında hayatını kaybetti

David Graeber yakınlarda vefat etmeden önce yazabildiği son makalede boşbeleş işlerin “rüya işi” olduğunu söyledi [1]. Kitaplarında zaman zaman Freud ve Lacan’a değinmiş olsa da özünde Freudcu “rüya işi” terimine bugüne dek hiç başvurmamıştı. Bu terime niye başvurduğunu ona şahsen sorma şansımız artık olmasa da, Freudcuların boşbeleş işleri toplumsal bir semptom olarak yorumlaması dileğini ifade ettiğini tahmin edebiliriz. Öyleyse onu karşılıksız bırakmayalım.

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Ölü baba rüyası ve arzuyla geçinmek — Jacques Lacan

O öldüğünü bilmiyor ama ben bunu biliyorum.

Rüya anlatımının askısında özne nasıl konumlanır? Özne başkasının bilmediğini bilme konumunu üstlenir; zira başkasının “öznel” konumunu başkası bilmiyordur, yani yetersiz/defolu/KAyıplı olduğunu bilmiyordur [d’être en défaut].

Onun ölmüş olduğunun beyanı tabi ki sonuçta ona erişemeyecektir. Ölmüşlük [être mort] gibi simgesel ifadeler son kertede onu devam ettirir, muhafaza eder, geçindirir. İşte simgesel konumlanmanın saçmantığı (paradoksu) budur; oluştaki olmayıştır; ölmüşlüğün ikrarı onu bir bakıma ölümsüz kılmaktan kaçınamaz. Ölü baba rüyasındaki mesele de budur. Okumaya devam et →

14 Yorum

Filed under Çeviri

Damdan Düş, Er Gibi: Erişimiznu’nun Laneti, Ekhosensiz Olmaz — Işık Barış Fidaner

vlcsnap-2022-06-18-01h14m06s808

Her eşiğin başında bir eşikbaşı bekler (threshold guardian) ve her eşikbaşı Erişimiznu Tanrısına elçilik etmektedir (la passe). Vekili değil elçisidir çünkü onun adına size bir beyanat vermez, onun adına size bir bilmece sorar.

Ama her bilmecenin birçok yanıtı olduğu için Erişimiznu’yu hep bir ihtiyat payıyla dinlemelisiniz (take with a grain of salt). Apaçık bir olguya işaret eder gibi “tuz aktır” dense de siz “tuzaktır” yankısını duymalısınız, yutmamalısınız.

Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Şey

Dört Bilgutekin duyurdu: Erişimiznu destursuz kol gezmektedir ve mağara-niyet ihlalleri başlamıştır!

Boğaziçili Dört Bilgutekin’in duyurduğuna göre Börektirlik direktifiyle Bilguşula’da yapılan bazı uğursuz ayinlerle Erişimiznu Tanrısının yerleşime çağırıldığı anlaşılmaktadır.

Çok tehlikeli ve kötücül bir Tanrı olan Erişimiznu’nun geçmişte çok sayıda mağara-niyet ihlallerine yol açtığı tecrübeyle sabittir: Erişimiznu girdiği bütün yerleşimlerde yerçekimi güçleriyle nüfuz ettiği ahaliyi dalga dalga sürükleyerek kendi niyetlerine aykırı mağaralara hapsetmektedir.

Ne yazık ki duyuru üzerine Börektirlik devreye girmiş ve kara lamanın kamp aynasında topladığı bilguçoğul büyüleri salarak bu dört adamı Bilgutekinsiz bırakmış ve böylece mağara-niyet ihlalleri zincirini başlatmıştır.

4 Yorum

Filed under Şey

Diyalektik Ateizm: Tanrının Fanilik Haseti ve Kayıp Erek Efsanesi — Işık Barış Fidaner

Din ve ateizmi karşı karşıya koyarsanız şunları görürsünüz:
1) Din: Tanrı erekli bir gayrifanidir, istikamet verici ve yazgılayıcıdır.
2) Ateizm: İnsanlar ereksiz fanilerdir, istikametsiz evrime uyarlar, yazgılanmamış devrimler yaparlar.

Oysa bu tabloda hem birbirinden kopuk hem de ters ilintili sayılan fanilik ve ereklilik bizi ölümlü kılan iki boyuttur:
1) Fani olmamız birinci (biyolojik) ölüme tabi olmamızdır.
2) Erekli olmamız ikinci (simgesel) ölüme tabi olmamızdır.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Farzet — çeviri derlemesi

UntitledYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Farzet) okunabilir.

İçindekiler

— Farzet (John Lennon)

— Hayatımız melodramlar gibi yapılanmıştır (Slavoj Žižek)

— Heidegger: Uzakın Hiçora’dan Gelen Vicdan Çağrısını Duyan Nahora (Dasein) (Slavoj Žižek)

— Antinomiler (Slavoj Žižek)

— Akıl Altın: Yücelik Akıl Gücünün İkrarıdır (Slavoj Žižek)

— Azar Azar Arzula(la)tan İdealizme Karşı Fırıl Fırıl Dön-Dür(tüley)en Maddecilik (Slavoj Žižek)

— Yoğulluk (absential): Olmazsa Olmaz Onsuzluk, (S)onlanmaz Vesile, (S)onlanır Vesile (Slavoj Žižek)

— Merhum niceliklerin hayaletleri (George Berkeley)

— Naman-ı Pir: Kanman İptir, Anlam: Al Nam! (les noms du père: les non-dupes errent) (Jacques Lacan)

— Hafiye öyküleri ne bakımdan hayırlıdır (G. K. Chesterton)

— Gerçelleşmeyi sürdüren görcül fazlası (Slavoj Žižek)

— Kızılderili Masalı: Ölüp ölüp dirilen Çakal (Yaslı Kumru)

— Žižek’in Miller’i inandırdığı mizansen (Robert S. Boyton)

— Markov battaniyesi (Andy Clark)

— Aya yelken açalım (Radiohead)

Diğer kitaplar

怙 : farzet

Yorum bırakın

Filed under Çeviri, Kitap

Şarkı söylerim ummana — Led Zeppelin

Şarkı söylerim günışığına, kahkaha atarım yağmurlara
Kur yaparım ayışığına, sallanırken doğa salıncağında
Adım atmışım eşikten, vakit yok çanta toplamaya
Randevum var gecikemem ümitvar günler balosuna Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı