Hanımefendinin Erkek Düşmanlığı Kıskanç Beyefendinin “Öteki Erkek” Düşmanlığıdır — Işık Barış Fidaner

Bir insanın hayatında gördüğü en büyük sevgi kıskançlıkla “öteki erkek”lerden sakınılmak olmuşsa, bu insanın özsaygısını korumak için kıskanılmakla özdeşim kurması ve bir başkasına ait olan “öteki erkek” düşmanlığını şahsen benimsemesi anlaşılır bir durumdur.

Kıskanç beyefendi için “öteki erkek” onun hayallerine dadanan bir hayaletti. Kıskanılmakla özdeşim kuran hanımefendi içinse (1) beyefendi istisnai bir hayalet, kırılmaz hatta görünmez bir hayal olur, (2) “öteki erkek” ise bütün gerçel (actual) erkekleri kapsayan en genel kategori olur. İşte bu ikincisine “kırılgan erkeklik” deniyor. Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Üç ünlem: Oy Gottenyu! Oh my God! Allah allah! — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Dinler ve Ötekinin Ötekisi)

Bu yazıda üç büyük dinde Tanrı’ya hitap eden üç tane ünlemi ele alacağız:
1) Yahudilerin hitabı “Oy Gottenyu!”
2) Hristiyanların hitabı “Oh my God!”
3) Müslümanların hitabı “Allah allah!” Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

İptal Kültürü: Sesli İptal (Eritme) ve Sessiz İptal (Buharlaştırma) — Işık Barış Fidaner

“İptal kültürü” denince hedef alınan kişilerin rezil edilerek itibarlarının eritilmesi, yani “sesli iptal” pratiği anlaşılır. Oysa simgesel düzeyde cereyan eden sesli iptali tetikleyen asıl travma gerçek düzeyde cereyan eden sessiz iptaldir, yani buharlaştırmadır. Buharlaştırmanın örneği mesela bir sabah işyerine gelen işçinin kapıda giriş kartının iptal edildiğini fark etmesi olabilir, veya bir cemaatte herkesin sözleşerek belli bir üyeden bir anda selamı sabahı kesmesi olabilir, veya bir devlet görevlisinin bir vatandaşa “ölmüş olduğunu” bildirmesi olabilir, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz‘da (1977) ve The Net‘te (1995) anlatıldığı gibi. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Günü ve Geceyi Bitirebilmek: Rahatlar, Rahatsızlar ve Felekten İntikam Almak — Işık Barış Fidaner

Tanıl Bora “günün sonunda” tabirinin yaygınlaşması üzerine bir yazı yazdı [1]. Aynı konuyu dört kavramlı bir diyalektik üzerinden ele alalım:
1) Günün sonu: evening = evening out
2) Güne ara vermek: uneven, odd
3) Gecenin sonu: morning = mourning
4) Geceye ara vermek: unmourned, remorse

“Günün sonu”, akşam, evening = evening out, günlük hesabı denkleştirip zihin rahatlığıyla dışarıya çıkıp boş vakit geçirebilmek anlamındaysa eğer, kapitalizmi tanımlayan gerçeklik bu değildir, aksine sermayenin çalıştırdığı insanlara gösterdiği hayaldir bu, eşeğin önünde sallanan havuçtur. Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

İkrar Özürlü Toplum: ‘Lütfen’ Okuyanlar Lütfen Okumasın! — Işık Barış Fidaner

Birkaç kez başıma gelen bir olayı özetleyeyim:
1) Bir okur Görce Yazıları üzerine çalıştığını çekinerek de olsa açığa vurur.
2) Gösterdiği çabadan duyduğum sevinci belli ederim.
3) Bu sevinç karşısında korkuya kapılan okur derhal Ego savunmasına çekilir: “Yanlış anlaşılmasın, aslında yazılarınız çaba gösterilmeyi hak etmiyor (içi boş, retorik, safsata, akıldışı, vb.) ama ben üstün zekalı ve yüce gönüllü olduğum için lütfederek onları okuyorum, o da size saygımdan.”

Kendini bu okur profiline yakın hissedenlerden rica ediyorum, “lütfen” okuyorsanız lütfen okumayın. Yanında hakaret hediyesiyle gelen sözde “saygı” gösterilerine kimsenin ihtiyacı yok; benim de yok, sizin de yok, başkalarının da yok. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Dinler ve Ötekinin Ötekisi — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Dine Geçiş Formülleri: Sütur ve Südur)

Lacan’a göre üst-dil yoktur, yani Ötekinin Ötekisi yoktur. Dinlerin temel işlevi bu yokluğun üzerini örtmektir. Her din kendine özgü bir modelle bu yokluğu kapatarak Ötekinin Ötekisini var etmeye çabalar, yani belli bir taslama tarzını sahneler. Bu yazıda üç büyük dinin bu amaçla benimsediği üç modeli tanımlayıp inceleyeceğiz. Önceki yazıda yer verdiğimiz dine geçiş formüllerini hatırlatarak üç dini tek tek ele alalım. Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Doğurultu — derleme

AdsızYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Doğurultu) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

— Dosya/Soruşturma: Çeviride sansür ve çevirmenlerin misyonu

— Dramatik Arzu ve Drama Ötesi Arzu

— Doğurultu

— Kut, Aykut, Aykent: Bengi Dönüş Bengi Düşüş’tür

— Dine Geçiş Formülleri: Sütur ve Südur

— Devrim Ağbinin Devrimci Nazarı

— “Sanal ağanın intihal hakkı” nedir?

Diğer derlemeler

孕 : gebe

Yorum bırakın

Filed under Kitap

Dramatik Arzu ve Drama Ötesi Arzu — Işık Barış Fidaner

Michelle Hoover’a göre dramatik gerilim bir karakterin “somut arzusu” ile başlar ve “soyut arzusuna” doğru ilerler. Birincisi daha yüzeysel ve bilinçle algılanan bir arzudur, mesela bir kıza kavuşmak istiyordur. İkincisi ise daha derindedir, görünen arzunun altında yatan asıl nedendir, mesela bir yuvası olsun istiyordur [1].

Hoover’ın fikrini geliştirmek için gelin işleri tersine çeviren başka bir formül önerelim:
1) Dramatik arzu: somut bir şeye duyulan soyut arzu.
2) Drama ötesi arzu: soyut bir şeye duyulan somut arzu. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Dine Geçiş Formülleri: Sütur ve Südur — Işık Barış Fidaner

Bu yazıda üç büyük dinde (Yahudilik, Hristiyanlık, İslam) uygulanan din değiştirme / dine geçiş yöntemlerini sütur ve südur (dikişleme ve yayılım) terimleriyle formülleştireceğiz. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Devrim Ağbinin Devrimci Nazarı — Işık Barış Fidaner

(Robot şarkı)

Hak savaşında boynumuz kıldan incedir. Sol değerlerle bize bir bakış, bir söz utanmamız için yeterlidir. Ama bunu yapamıyorsanız size bir sözümüz var. İktidar savaşına dönüşmüş bu çıkar savaşında lütfen kurumumuzu kirletmeyin.

(“Dayanışma” adına gönüllü ve sözleşmesiz olarak çevrilmiş bir kitapta çevirmenin sonradan meslek birliği yoluyla hak iddia etmesi üzerine Otonom Yayıncılık adına Çevirmenler Birliği’ne gönderilen deklarasyondan)

Lacan’da çok önemli bir kavram olan “nazar” (gaze, regard, bakış) gerçekliğin ufkunu çizen gerçektir [1]. George Orwell’in 1984 eseriyle birlikte bu nazarın kişiliksiz olmadığı, hayali bir Ağbi’ye ait olduğu anlaşılır, zira “Big Brother” Ağbi demektir. Fakat “Ağbi!” hitabında cisimleşen olumlu nazar (Ben İdeali) Türkiye’deki bütün toplumsal bağların mütemmim cüzü olduğundan, Ağbilik “kurumunu kirletmemek” için, Orwell’in anlattığı kötücül nazara (Üstben) Türkçe çeviride “Büyük Birader” adı verilmiştir, o zamanki Ağbiler böyle uygun görmüşlerdir [2]. Asıl mesele elbette Ben İdeali (Ağbi) ile Üstben’in (Büyük Birader) aynı nazarın iki yüzünü oluşturmasıdır.

bigbrother1
Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey