Tag Archives: Çin Barışı

Feuerbach üzerine tezler — Karl Marx

devr2

1 [♈︎]

Önceki bütün maddeciliklerin kusuru –Feuerbach da dahil– Şey’i, gerçekliği, duyulanları, yalnızca nesne veya sezgi şeklinde kavramalarıdır; onu öznellikle kavramak, duyarlı insan faaliyetiyle pratikte kavramak dururken…

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri

Bence amin: Filiz Tin’de

Nahora’nızı yiyin! / Eat your Dasein!
(Lacan, Seminer 2)

Konjonktürel kayroanalizlerde görülür ki
11 Aralık 2015 Yay yeniayında yaşanan
Benjamin-Filistin kavuşumunda anlaşılır
Askıda bırakılan inanmazlıkların
Bir gün yere düşüverecekleri

Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Anti-şiir

Çin baharını düşünmek — Robert Walser

Çin kadını çiçeklenen bitki gibidir. Çin baharını düşünmek insanı mutlandırır. Dil leziz bir içkidir; o dili konuşan saadete varır, her söz bir öpücük tadındadır.

Nehirlerden geçen takalar hazla ve müzikle dolup taşar. Köprüler narin suları kateder. Sahilde yetişen ağaçlar örtü gibidir. Alımlı yamaçlar sık evlerle kaplanmıştır. Hisli olan herşey iyi olan herşeye komşudur. Seher ışıkları insanı büyüler ve akşamları herkes nezakete ve memnuniyete doymuş olur.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Astaroloji: Marksist müneccim değildir — Sushital Ray Chowdhury

Bu vaziyet ve mevzubahis çelişkilerin aslı astarı anlaşıldığı takdirde bütün bu çelişkilerin ister istemez giderek keskinleşerek mutlaka karşı konulmaz bir toplumsal kalkışma çıkaracağını görmek pek zor olmasa gerek. Bunun nesnel şartları gelişmektedir. Aslolan budur. “Devrimci sel kesinlikle kabaracak” fikrini izah etmek üzere Mao Zedong’un sözünü anımsayalım:

Marksist müneccim değildir; gidişatın getirdiği değişimlerin ancak genel yönünü gösterebilir; sadece o kadar, fazlası değil. Hangi gün ve saatte olacağını mekanik olarak öngöremez ve asla bu işe kalkışmamalıdır.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Semanın altı mı karmakarışık yoksa kendisi mi? — Slavoj Žižek

Mao Zedong’un en ünlü deyişlerinden biri şudur:

Semanın altı karmakarışık, vaziyet fevkalade!

Mao’nun burada dile getirdiği derdi anlamak kolaydır: Mevcut toplum düzeni parçalanırken beliren kargaşa, kararlı eylemlerle politik gücü ele geçirebilecek devrimci güçlere müthiş fırsatlar sunar… Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Çince fısıldama oyunu (kulaktan kulağa)

whis

Britanya dilinde Çince fısıldama, Amerika ve Kanada dilinde telefon, Türkçede kulaktan kulağa denen bu oyun uluslararası üne sahip bir çocuk oyunudur. Kültürel evrim araştırmalarında hangi malumatların kişiden kişiye daha kolay aktarıldığını tespit etmek için yapılan “iletim zinciri deneyleri”nin de modelidir. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

İki Tip Ahmak (Budala, Bön) ve Aptal/Abdal — Slavoj Žižek

Ahmaklığın iki zıt tipi vardır. Birincisi bir türlü “jetonu düşmeyen” (kimi zaman) aşırı zeki öznedir; durumun mantığını kavrar ama bağlamda gizlenen kuralları gözden kaçırır. Mesela ilk New York ziyaretimde kafeteryadaki garson bana “Gününüz nasıl geçti?” deyince sahiden soru sorduğunu zannedip cevap vermiştim (“Çok yoruldum, gündüzüm gecem altüst oldu, içim sıkıldı…”), tabi o da öylece yüzüme baktı, tam bir budalaymışım gibi… Haklıydı da, işte bu tip ahmaklık budalalıktır (idiot). Okumaya devam et →

30 Yorum

Filed under Çeviri

Çelişki ve Çatışkı — Işık Barış Fidaner

Çatışkı ve çelişki hiç de aynı şey değildir. Sosyalizmde birincisi yok olacaktır ama ikincisi varlığını sürdürecektir. (Vladimir Lenin, kaynak)

Çelişki-çatışkı farkının sezgisel betimlemesi çelme-tekme farkıdır: Çelişmek birbirini çelmektir, çelme henüz tekme değildir ama bugünkü örtük çelişki (kendinde-çelişki) yarınki tekmelerin yolunu yapar. Çelişki şiddetlenip birbirini tepmeye dönerse çatışkı çıkmıştır. Çatışkı kendini besleyerek şiddetlenen çelişkidir (kendi-için-çelişki). Maocu teori bu farka dikkat çeker ve düşmanlarla yaşanan çatışkılı çelişkiler (antagonistic contradiction, 矛盾) ve müttefiklerle yaşanan çatışkısız çelişkileri birbirinden ayrı tutar.

Çelişki sütur ile karşı-süturun burun buruna gelmesidir, çatışkı ise südur ile karşı-südurun birbirini bozundurmasıdır [1]. Çelişen taraflar karşılıklı dikilirler, birbirine batan iğnelerdir. Çatışan taraflar ise karşılıklı cepheleşirler, birbirini iten karşıt yayılımlardır. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Rüyalar ve Çince üzerine — Sigmund Freud

Çok çok eski olmasına rağmen hala 400 milyon kişinin kullandığı bir dil ve yazı Çincedir. Çinceyi anladığımı düşünmeyin, Çinceyle ilgili biraz bilgi topladım çünkü rüyaların tanımsızlığı ile Çince arasında bir analoji bulmayı umdum, ve beklentim karşılıksız kalmadı. Çin dili bizde telaş yaratabilen tanımsızlık örnekleriyle doludur. Bilindiği gibi Çince bir dizi hece sesinden oluşur, bunlar ya tek başına ya da çiftler halinde telaffuz edilirler. Temel lehçelerden birinde bu seslerden 400 tane vardır. Fakat bu lehçenin kelime haznesi tahminen 4000 sözcükten oluştuğuna göre bu seslerin her birinin ortalama on farklı anlama gelmesi gerekir – bazı sesler daha az anlama gelir, bazı sesler daha çok anlama gelir. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Çince karakter üzerine — Ezra Pound

Fenollosa meselenin köküne ulaşmıştır, Çin düşüncesinde geçerli olan şey ile Avrupalı düşünce ve dilde geçersiz veya yanıltıcı olan şey arasındaki farkın köküne ulaşmıştır [1].

Onun ne kastettiğine dair yapabileceğim en basit açıklama şöyledir:

Avrupa’da bir kişiden herhangi bir şeyi tanımlamasını isterseniz, yapacağı tanım her zaman kusursuzca bildiği basit şeylerden uzaklaşarak bilinmez bir bölgeye doğru çekilecektir, mesafeli ve giderek daha da mesafelenen bir soyutlama bölgesine doğru çekilecektir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri