Tag Archives: Slavoj Žižek

Lola’nın üç canı — Slavoj Žižek

Tom Tykwer’ın Koş Lola Koş (1998) filmi bir anlamda Krzysztof Kieślowski’nin Kör Talih (1987) filminin postmodern ve coşkulu bir yinelenişidir. Berlin’li punk kız Lola (Franka Potente) erkek arkadaşını öldürülmekten kurtarmak için öyle ya da böyle yirmi dakikada yüzbin Alman markı bulmak zorundadır; devamında üç alternatif netice sahnelenir:
1) Lola öldürülür.
2) Erkek arkadaşı öldürülür.
3) Lola işi becerir, erkek arkadaşı kayıp parayı bulur ve ikisi beraber yüz bin Alman markı kazançla mutlu son.
Ayrıca bir dizi işarete bakılırsa hem Lola hem de diğer insanlar önceki versiyonları sanki gizemli bir yolla hatırlıyor gibidirler. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Ölünceye dek yaşamak — Slavoj Žižek

Untitled

Günümüzde yaşadığımız sağlık krizi, küresel ısınma, toplumsal-ekonomik ve benzeri çatışkılardan oluşan komplike vaziyete hangi etik duruş uygun düşer?

İlk akla gelen figür, yetkililerin dayattığı özel bir görevle iştigal eden uzmanlardır; uzman bir kişi yürüttüğü faaliyetin geniş toplumsal bağlamını fütursuzca yoksayabilir.

İkinci akla gelen figür, radikalimsi entelektüellerdir; mevcut düzeni eleştiren bu kişiler ahlaki üstünlüğün rahat konumuna sığındıkları için yaptıkları eleştirinin gerçel etkileri olmayacağını çok iyi bilirler [ç.n. entelijansiya = entel jantiler + entel jartiyer].

Peki fol eleştirel duruşların bizi gark ettiği yanılsamadan sıyrıldıktan sonra yaşantımıza nasıl devam edeceğiz?

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri

Arzuyu yönelten nesne-sebep (objet a) ve arzuyu bulandıran iğret-illet (abject) — Slavoj Žižek

İğret [abject] acaba Lacan’ın küçük a nesnesine [objet petit a] yakın olabilir mi? Simgesel temsil sürecinin ‘bölünemez kalanı’ olan küçük a nesnesi arzunun hep-zaten kaybedilmiş nesne-sebebi işlevi görür ve kendi taşkın tabiatıyla simgesel süreçte içkin bir rol oynar, (simgesel) Kanun ile sürdürülen arzuyu güdüleyen eksikliğin ele avuca gelmeyen hayaletsi bedenlenişidir. Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Çeviri

Eyleme Dökme ve Eyleme Vurma — Slavoj Žižek

Psikanaliz sürecinin sonunu anlamak için eyleme dökme (acting out) ile eyleme vurmayı (passage à l’acte) ayırt etmeliyiz. Genel anlamda eyleme dökme simgesel bir eylem olmayı sürdürür, büyük Ötekine hitap eden bir eylemdir; eyleme vurma ise büyük Öteki boyutunu askıya alır ve gerçek boyutuna tercüme edilir. Eyleme dökme bir eylem yoluyla simgesel bir açmazdan çıkma girişimidir (simgelemenin, dile getirmenin imkansızlığı), gerçi bu eylemin işlevi şifreli bir mesaj taşımaktır. Bu eylemle (“delice” de olsa) bir borcu ödemeye, bir suçu süpürmeye, Ötekine sitem etmeye, vb. çalışırız… Eyleme vurma ise aksine simgesel ağdan çıkar, toplumsal bağı eritir. Eyleme dökme yoluyla konuşabiliriz, Lacan’ın 1950’lerde kavradığı anlamda semptomla özdeşleşiriz (Ötekine hitap eden şifreli mesajla özdeşleşiriz), eyleme vurmada ise keyfiyetimizin gerçek nüvesini yapılandıran marazi “tik” olan sinthome ile özdeşleşiriz… “Öznel yoksunlaşma” yaşayan kişi isimsiz kalır, onu temsil eden bir imleyen yoktur, o da ancak semptomuyla özdeşleşerek tutarlılığını korur. Bu “öznel yoksunlaşma” ile birlikte kişinin hakikatle olan ilişkisi kökten değişir: Histeride (ve “lehçesi” olan obsesyonel nevrozda) hep hakikatin diyalektik hareketine katılırız, bu yüzden histeri krizinin doruğundaki eyleme dökme baştan sona hakikat ekseniyle belirlenir, eyleme vurma ise bir anlamda hakikat boyutunu askıya alır. Hakikat bir (simgesel) kurgu yapısında olduğu ölçüde keyfiyetin gerçeği onunla uyumsuz kalır.

Yan Bakmak’tan

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

7 Yorum

Filed under Çeviri

Vamplık ve Zomluk — Slavoj Žižek

Kant’tan çıkarılacak Hegelci sonuca göre her sınırlama kendi “ötesindeki” şeylerin öncülü sayılmalıdır, buna göre Kant’ın Kendinde-Şey mefhumu bile fazla “şeyleşmiş” kalır.

Hegel bu konuda nüanslıdır: Duyu-üstü “görünüş olan görünüştür” dediği zaman tam da Kendinde-Şey’in fenomenlerin sınırlaması olduğunu öne sürmektedir. “Duyu-üstü nesneler (duyu-üstü sezgi nesneleri)” kimerik “tersine dünya”ya aittir; orada olsa olsa duyulur sezginin içeriği bir başka sezginin duyulmaz biçimi altında tersine sunulmuştur, bir akis gibi yansımıştır [veya hemseda gibi yankılanmıştır: Hiçpekora] Okumaya devam et →

16 Yorum

Filed under Çeviri

Bürokratik sosyalizm çağrısı — Slavoj Žižek

Eğer sağ kalacaksak “yabancılaştıran” kurumsal mekanizmalar topluma sıkça dokunmalıdır (thick texture): Elektrik ve su nereden gelecek? Kanun hükmünü kim emniyet altına alacak? Sağlık için kime başvuracağız? Bir topluluk kendi yönetimine ne kadar hakimse bu kurumsal ağ o kadar pürüzsüzce ve dikkat çekmeden işlemelidir. Belki de özgürleşme mücadelesinin hedefi “yabancılaşmadan kurtulmak” olmamalıdır, doğru bir yabancılaşmayı dayatmak olmalıdır, “yabancılaşmamış” topluluklara yer açabilmek için gereken “yabancılaştırıcı” (görünmez) toplumsal mekanizmaların pürüzsüzce işlemesini sağlamak olmalıdır.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Bilişsel İşçi ve Terhane İşçisi: İki Yakayı Bir Araya Getiren Sermaye — Slavoj Žižek

Günümüzde üretim süreci Marx’ın öngörmediği ikili bir biçime bürünmüştür:
1) “Özgürlük alemi” [keyfiyet] “bilişsel iş” alanıdır.
2) “Gerekler alemi” [lüzum] maddi üretim alanıdır. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Dişil can taşkınlığı — Slavoj Žižek

En kötüsü de kadının ölçüsüz arzusu ve şehvetidir. [1]

İnsanlığın asıl karakterini yoğuşturan tekinsiz can taşkınlığı (psikanalizin konusu budur) cinsiyetsiz değildir, dişildir. Cinsel fark son kertede insanlığın iki cinsi olan erkek ile kadın arasındaki fark değildir, cins olan adam (insanoğlu) ile onun (dişil) taşkınlığı arasındaki farktır. Bu yüzden dişilliğin kötülenmesini kadim anaerkil düzenden (hakim ilahların dişil olduğu düzenden) yeni ataerkil düzene geçişin ifadesi gibi okuma ayartısına direnmek şarttır. Eskiden yüceltilen dişil figür günümüzde eril özneyi yutmakla tehdit eden dişil taşkınlığa dönüşmüş değildir: Dişilliği yükseltme ve alçaltmanın aynı madalyonun iki yüzü olduğunda, yani dişil taşkınlıkla hesaplaşma stratejisinin iki taktiği olduğunda kesinlikle ısrarcı olmalıyız. Aksine tarih dediğimiz şeyin kendisi, Dişilliğin katlanılmaz “ezeli” çatışkısı ile hesaplaşmak için zamansal yerdeğiştirmelere başvuran girişimler dizisi olarak kavranmalıdır. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Düşlemin haysiyeti — Slavoj Žižek

Psikanaliz etiğinde “Arzundan taviz verme” diyen ünlü Lacancı sloganın yanına belki şu öznelerarası sloganı da eklemeyi göze alabiliriz: Başkasının düşlem alanını ihlal etmekten olabildiğince kaçın, yani başkasının “özgül mutlağına” olabildiğince saygı göster.

Başkasının özgül mutlağı, onun kendi anlam evrenini mutlak surette kendine özgü bir tarzda örgütleme yoludur. Böyle bir etik (1) ne hayalidir (2) ne de simgeseldir: Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Ben bir çıra mıyım? Baba baksana yanıyorum! — Sigmund Freud, Slavoj Žižek

Bir baba günler ve geceler boyu hasta oğluna refakat etmiş. Çocuk öldükten sonra uzanmak için yan odaya geçmiş ama kapıyı açık bırakmış ki yattığı yerden oğlunun öbür odada yatan ölü bedenini ve etrafında yanan uzun mumları görebilsin. Nöbet tutmasını rica ettiği yaşlı bir adam ölü bedenin yanına oturup dualar mırıldanıyormuş. Babanın birkaç saat uyuduktan sonra gördüğü rüyada oğlu yatağının yanına gelmiş, onu kolundan tutmuş ve sitemle fısıldamış: “Baba baksana yanıyorum!” Uyandığında öbür odada bir şeylerin parladığını fark etmiş, hemen gidip bakmış ve yaşlı adamın uykuya daldığını ve yanan mumlardan birinin düşmesiyle örtülerle birlikte sevgili oğlunun ölü bedenindeki kollardan birinin alev aldığını görmüş.

(Sigmund Freud, Düşlerin Yorumu) Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Çeviri