Tag Archives: Yankı

Ekholoji, Ekhosistemler, Ekhosit — Işık Barış Fidaner

echo

Psikanaliz bir egoloji değildir. (Lacan, Seminer 3)

‘Ekoloji’ ve ‘çevre’ atıflarının her yeri sarmasıyla ilgili sorunun aynısı nedeniyle Lacan biyolojideki Innenwelt ve Umwelt mefhumlarına itiraz etmişti. Seminer 9‘da Lacan bu iç-dış ikiliğinin topoloji itibariyle ‘küresel’ olduğunu söyler: Kürenin yüzeyi iç hacmi dış uzaydan ayırarak tözlü bir merkez düşlemi uyandırır. Bu düşlemden yola çıkan kaba maddecilik öznenin oluşunun çevrenin oluşundan yalıtık olduğunu hayal eder. Bu görüş ego-eko arasındaki ilişki veya müdahilliğin onların uyum veya çatışmasına ikincil kalan üçüncül bir öğe olduğunu hayal eder. İşte bu yüzden ‘ekolojik’ hayal dünyasının temel stratejileri ego’yu eko’ya daha çok uydurmak ve ego’yu eko’yla daha az çatıştırmaktır. Okumaya devam et →

25 Yorum

Filed under Şey

Ego, Ekosit (Çevrekırım) Öncesinde Ekhosittir (Yankıkırım) — Işık Barış Fidaner

Narcissus-Caravaggio_(1594-96)_edited

Psikanaliz bir egoloji değildir. (Lacan, Seminer 3)

Narsisizm imgeselde/hayallerde gerçekleşir ama özsel belirlenimi başka bir yerdedir.

Yunan efsanesi genelde şöyle özetlenir: Narkissos havuzdaki yansımasına aşık olmuş ve böylece güzel imajına ölene dek bakakalmaya mahkum olmuştur. Kıssadan hisse de şöyle verilir: Egonuz tehlikeli bir tuzaktır! Aşırı öz-sevgiden hep kuşku duymalısınız!

Okumaya devam et →

23 Yorum

Filed under Şey

Yorumlama ve Yorumsama: Anlama ve Anımsama — Işık Barış Fidaner

Önce anlama ve anımsamayı ayıralım:
1) Anlama anları alt alta üst üste yan yana art arda dizer, onları bir şekle sokar, anlardan bilgi topakları yapar; an anlamanın atomik birimidir, en küçük yapıtaşıdır, en basit bileşenidir.
2) Anımsama ise şu an olmaktadır, anı anıdan (şimdiyi geçmişten) sentezlemektedir; an anımsama ile oluşan neticedir, kurulan bileşimdir, yaşantıdır.

An yorumu çağırır: Şu an yürüyorum, şu an düşünüyorum, şu an konuşuyorum, şu an susuyorum, vb. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Yansı ve Yankı, Koyuş ve Konuş — Işık Barış Fidaner

Konuşma kavramını harfiyen okuyarak iki boyuta ayıralım [1]:
— Koyuş: Konum almanın arzu ve dürtü boyutudur, bir işe koyulmaktır.
— Konuş: Konum almanın simgesel dolayım boyutudur, bir yere konulmaktır.

Bu süreçleri besleyen iki malzemeyi ayırt edelim:
— Yansı: Yinelendikçe yenilenen görüntüdür. Aynadaki yansımadır.
— Yankı: Yinelendikçe yenilenen duyumdur. Duvardan gelen yankıdır.

Bunları bileştirerek dört süreç tanımlayalım:
1) Yansı-koyuş
2) Yankı-koyuş
3) Yansı-konuş
4) Yankı-konuş
Şimdi bunları tek tek ele alalım. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Güden Beyan: Duvarış ve İlanihaye — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Ören Beyan)

Ören beyanın eşleniği güden beyandır, ikisi birlikte örgüt olurlar: ör-güt. Ören beyanla kurulan sözlü dolayımların hiçbiri güden beyanın dolaysız etkisinden geçmeden edemez. Güden beyan dürter, iter veya çeker, çarpar ve büyüler, seslenir ve çağırır, özendirir veya kovar, toplar veya dağıtır, kart gibi karar, nefes keser veya nefes açar, soluk anıdır (slogandır), ses tonudur, hemsedadır, Kulning’dir [1]. Dört tarzda olabilir:
1) Tözgüdüm
2) Özgüdüm
3) Sözgüdüm
4) Közgüdüm
Şimdi bunları tek tek ele alalım. Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Yorumlama ancak hemseslenme ile işleyebilir — Jacques Lacan

Her zarf biraz yalan içerir. Bu kaza değildir. Yorumlarda buna dikkat etmeliyiz.

Bana pek uzak olmayan birisi, konuşma enstrümanı olan dilde aynı zamanda tat duyusu da olduğunu söyledi. Ben de ona şöyle karşılık verdim: Yalanın yalanması boşuna değil [1]. Gülmek hakkınız. Ama bu komik değil. Çünkü nihayetinde semptom karşısında elimizdeki tek silah budur: hemseslenme (equivocation). Okumaya devam et →

20 Yorum

Filed under Çeviri

Hemseslenme (equivocation) — Jacques Lacan

Anlamın açığa çıkışı öznenin zaten onu duymaya hazır olmasını gereksinir, yani özne zaten onu bulmuş değilse onu bekliyor olamaz. Ama eğer öznenin kavrayışı sözünüzün yankısını gereksiniyorsa, onun alması gereken mesaj zaten size hitap eden ve size ait olan bir sözde teşkil edilmiş olmaz mı? Bu söz eylemi o halde iletişim kurmaktan ziyade esaslı bir duyuruyla özneleri temellendirmeye benzer. Bu kurucu eylem analisti kendi eyleminin doruğunda titreten hemseslenmede (equivocation) kusursuzca tanınabilir, bunu sorumluluğun etimolojik anlamına bağlamıştık (sor+um; responsibility: yanıtlayabilme): Şimdi memnuniyetle bu düğümün asıl Gordion halkasını göstereceğiz, orada her filozof birbiri ardısıra özgürlüğü gerekliliğe lehimlemeyi denemiştir. Zira elbette doğru olan tek bir yorum vardır, fakat önceden olmayan bu yeninin belirmesi ve gerçek olması, hakikat denen yerde verili oluşuna bağlıdır… Okumaya devam et →

18 Yorum

Filed under Çeviri

Duyar Mısın İnsanların Şarkısını? — Les Misérables

Duyar mısın insanların şarkısını?
Öfkeli insanların şarkısını?
Bu müziğe ses veren insanlar
Bir daha asla köle olmayacaklar!
Kalp atışlarınız davulları yankıladığı zaman
Bir hayat başlamak üzeredir
Yarın olunca! Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Üçümüz (Yankım, Gölgem ve Ben) — The Ink Spots, Frank Sinatra

Üçümüz, bir başımıza, bir hatırada yaşarız
Yankım, gölgem ve ben
Üçümüz, kalabalık değiliz, birlikte bile değiliz
Yankım, gölgem ve ben

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Yankı Yanıtı — Broadcast

Rüzgar geçti, görünmez gelsin
Hatıralarınız işletiliyorken
Dağı yaralar görünmez engeller
Durgunluk tetikte beklerken

Ah rüzgar gelecek, esecek
Yankı yanıtına yanıt verecek Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı