Category Archives: Şey

Her yer her yerde: Nereye bastırdıysan oradan geri döner, ikinciyi ben sana evde dikerim! — Işık Barış Fidaner

Kovmak için söylenen iki lafa bakalım:

— Uza! ‘kendinden uzaklaş, öte ucun beri ucunu duyamasın’ demektir.

— İkile! ‘benden uzaklaş, kaybol/yıkıl seni gözüm görmesin’ demektir.

Bu lafları işitip de:

— Uzayan taraf –kovan tarafın nazarında– mantar yiyip devleşen Alice gibi ‘gitgide daha da ilginçleşen’ bir uzaya dönüşmüştür.

— İkileyen taraf ise –kovan tarafın bakışından– kendi ikilemine iade edilmiştir, derhal ‘geri basması’ ve çok geçmeden ‘ikiye takması’ önerilmiştir. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Her Öznenin Kendi Ego İnşasından Firar Planı — Işık Barış Fidaner

İdeolojik çağrı şudur [1]:

Özne Ego teyitçisi olarak rehin alınmıştır.

Bu esareti hazırlayan koşulların en yalın ifadesi şöyledir:

oluş çağırır varlığı
becoming beckoning being

Bu ifadede çağrı soldan sağa doğru geçer:

(oluş çağırır) varlığı → oluş (çağırır varlığı)
(becoming beckoning) being → becoming (beckoning being) Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Hakikat sonrası yolcusu kalmasın: Namçomuz ki o bizim! — fıkra

Biz bu dünyanın turistleri, özgür olmak istemiştik sadece.

Trenin gara girdiği yerde hakikat sonrası otobüsüne bindirdiler.

Dağlardan ovalardan bağlardan adalardan çağlardan obalardan geçtik.

Kültürel çalışmalar üssünün kapısında durduk, şöför hanım duyuru yaptı:

— Amerikan topraklarına geldiğimiz için artık ‘şoför’ diye yazmaya dikkat edin, yerlileri kızdıramayız. Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Akıl hastası

Anımsamadığım bir olayı babamın anlatımından toparlıyorum:

Annem MEB’e çalışan bir sağlık merkezinde psikiyatristti.
Oradan bir Sağlık Bakanlığı Hastanesine geçebilmek için
Şef Muavinliği sınavlarına girdi ve kazandı (1986).

Şehirdışı olduğu halde açık tek kadro olduğu için
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde
şef muavini olarak yeni (geçici) görevine başladı. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Tanrı ve Musa: Dal, Sedef, Kova ~ Tevrat

(Robot şarkı)

Musa: İyi de hocam,
bana itibar etmezlerse, kulak vermezlerse,
‘senin dünyadan haberin yok’ derlerse ne yapayım?

Tanrı: Nedir o konuşurken elinde salladığın şey?

Musa: Bu mu? Ben dal derim, kimisi asa der, kimisi değnek der.

Tanrı: Bu dala sıkışmışsın. Dereyi gördün mü? Sıkan dalı at suya!

Musa dereye atınca dal aletken kıvrılıp daldığı suya süzüldü.
Suda yüzen ab dalından ‘yılan’ diye kaçılıp sıyırdı paçasını. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Asiye Nasıl Şaşar? Her nar önce psişede meleklenir — fıkra

Ezinemem (Asiye Şaşmaz)

Sanat sepet muhabirimiz Pışık Yarış’ın sanatçı Asiye Şaşmaz’la yaptığı söyleşiyi ilgili makamların dikkatine sunarız.

Pışık Yarış:

Aklınızı peynir ekmekle yediğiniz Ezinemem vidyonuz çok konuşuldu.

Girilen serginin girişinde sergilenen bu eserinizi esinleyen esinti acaba çağdaş insanın yalnızlığı mıydı yoksa güncel peynir zamları mıydı?

Asiye Şaşmaz:

Buraya bir es koyalım – Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Büstü yer

aristo

Boğa Boğa (2023) filmini kurgulamak için gereken uçuk farzedişler:

— Ekonomik çöküşün müsebbibi tek bir dolandırıcılık ‘projesi’ olsaydı

— Çiftlik Park dolandırıcısı ‘Tosuncuk’ yerine Erkan Baş tipli bir hunk olsaydı

— Dolandırılan mağdur vatandaşlar hınçtan kuduran yabaniler kabilesi olsaydı Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Nevres’im Çok Değiştin: Şeytanın Dostluğu Yorgan Gidene Kadardır — Işık Barış Fidaner

Korkma Evladım derlemesinde incelenen filmleri gözden geçiriyorum.

(öncesi: Volkan Altında: Zom Erkek ile Vamp Dişi)

Prenses (1986) filminde Eko Eko Eko‘da (2023) başvurulan ‘Ceren Moray vs. Eren Moray’ (suskun kadın vs. konuşan kadın) karşıtlığının öncülleri anlatılır [1]. Solcu örgütler faşizan olup olmamasına göre iki tip kadın üretmiştir; ‘memleket veya ülke veya dünya kurtaran’ erkeklerden ‘hınçla gazete parçalayanlar’ suskun kadınları, ‘parçalamayanlar’ (hatta bizzat gazete yayınlayanlar) konuşan kadınları üretmiştir:
1) Konuşan kadın: dolaşımdaki söylemleri seslendirerek kurumlaşır.
2) Suskun kadın: yılgınca bir köşeye çekilir, kırgın hayallere dalar. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Volkan Altında: Zom Erkek ile Vamp Dişi — Işık Barış Fidaner

Korkma Evladım derlemesinde incelenen filmleri gözden geçiriyorum.

(öncesi: Hayri’nin Hayrını Gör! Kızılçamın Psikozalak Tohumları)

Under the Volcano (1984) zom erkek ile vamp dişi arasında yaşanan gelgitler üzerinedir [1].

‘Nazi destekli Meksikalı çetelere’ karşı kovboy şapkalı kahramanlar Indiana Jones filmlerini andırsa da Amerikalı olsaydı savaş ve hafiyelik marifetleri sergileyecek karakterler İngiliz olduklarından imalı şakalarla sağda solda oyalanırlar: Geoffrey alkolik bir diplomattır, ‘boşandığı ama unutamadığı’ karısı Yvonne ‘damdan düşer gibi’ çıkagelir, üstelik tam da Meksika ölüler bayramında [2]. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Hayri’nin Hayrını Gör! Kızılçamın Psikozalak Tohumları — Işık Barış Fidaner

Korkma Evladım derlemesinde incelenen filmleri gözden geçiriyorum.

(öncesi: Ahtabut dil)

Sen Türkülerini Söyle (1986) ilk sahnelerde
adeta filmin kahramanıyla iddialaşır gibi
türküler bilerek ‘tangır tungur’ edilmiştir:
umutlu ezgiler kakofoniye gömülsün diye
atonal eklentilerle ‘ezgin’leştirilmiştir [1].

‘Tangır tungur etmek’ şunları çağrıştırır:
1) ‘Anayasayı tangır tungur etmek’ suçu (tağyir tebdil ve ilga)
2) ‘Boş teneke çok ses çıkarır’ vecizesi (empty can rattles the most)
3) ‘Laf salatası’ anlamında ‘clanging’ (birebir aynı onomatopeyadır)
4) Klark çağrışımı (Dağ Süpermenlerinin klark klurk sesleri) [2] Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey