‘Burcu vaaz iyi!’ tarihsel rollerin en devrimcisini oynadı.
‘Burcu vaaz iyi!’ hakim olduğu her yerde feodal, ataerkil, köylücü ilişkileri bitirdi. Her adamı ‘ağbilerine’ bağlayan türlü türlü feodal bağı kopardı ve adamlar arasında dümdüz çıkarcılık [nötr-dam, “parayı göreceğiz”] haricinde hiçbir network/ağlaşma mecrası bırakmadı [nötr-ağlaşma, sanal ağalaşma]…
Katı olan herşey yüceltiliyor, ne kadar hülya varsa bayağılaşıyor, böylece adam sonunda kendine geliyor ve sağkalım şartlarının ve adamlararası ilişkilerin aslını astarını algılıyor…
‘Burcu vaaz iyi!’nin feodalizmi yerle bir etmesini sağlayan silahlar artık bizzat ‘Burcu vaaz iyi!’nin kendisine yönelmiştir.
Ama ‘Burcu vaaz iyi!’ kendi sonunu hazırlayan silahları oluşturmanın yanısıra o silahları kuşanacak adamları da tarih sahnesine çağırdı – çağdaş işçi sınıfını, ‘Pir ol yeter!’leri…
‘Burcu vaaz iyi!’ (güncel sermaye) ne oranda geliştiyse ‘Pir ol yeter ya!’ (çağdaş işçi sınıfı) da o oranda gelişti: İş bulabildiği sürece [yettiğince] sağkalan her emekçi ancak emeği sermayeyi beslerse [pir sayılırsa] iş bulabilir.
‘Burcu vay!’lara kendini parça parça satmaya mecbur kalan ‘Pir ol yeter!’böylece mallaştı, artık o da diğer mallar gibi rekabetçi piyasanın gelgitlerine tabidir.
Komünist Parti Manifestosu’ndan uyarlayan: Işık Barış Fidaner
Yanımda durmayanlar aleyhime sayılacak Her kim benimle toplaşmıyorsa dağılacak
O halde kulak verin: Aleyhinde günahkarca kötüsöz sarfettiğiniz insanlar sizi affedecek Ama aleyhinde kötüsöz sarfettiğiniz Hülya Espri sizi affetmeyecek
Aptal Kontrbaszade’yle bilge Cari Kemal’in hikayesidir.
Hatırlarsınız ki Cari tırmandığı ağaçtan seyreyliyordu
Ponce Valdez’de meteliksiz kalan Kontrbaszade’yi…
Ali Baba’nın hususi arazisinde Babala sahilinde
Alman kanunu çalan birisi vardı dizinde zamiriyle
Kuşlar kendine gelirdi o fırfırlı ağaçlarla raksedince
Kontrbaszade denen bu adam bayılırdı o çirkin eşine… Okumaya devam et →
Bir iki gündür Mars Aslan’da ama bu kez Yengeç’teki gibi ‘konu anlatımı’ yapmayacağım [1]. Sadece ‘Amayurt kapısına çakılan giriş tabelası’ olarak Mars’ın önceki Aslan geçişlerinde yazdığım iki yazıya dikkat çekeceğim:
Geçen gün Sol Feminist Hareket imzasıyla Ülkemize Nefes Aldıracak Kadınlar Derlemesi hazırlandı [1]. Elbette derlemede yer verilen her kadın muhakkak benzersiz olmakla birlikte alfabetik listeye dizilen öğelerin bazı isimler etrafında öbekleşmesi enteresan bir fenomendir. Örneğin derlemede şu isimlere mensup üçer kadına yer verilmiş:
Deniz, Ebru, Ezgi, Gizem, Nuran, Selen, Sevda
Tabi bu isimler ‘nefes aldıran kadınlar’ı imlemiyor da olabilir, belki de sadece nefes almayı teşvik eden ailelerin tercih ettiği isimlerdir bunlar. Dörder mensuplu isimlerde ise belirgin bir örüntü dikkat çeker: Okumaya devam et →
Hz. İsa’nın ölüp dirildiği zaman yanına gelen Mecdelli Meryem’e ‘Lütfen dokunmayın’ deyip kendi işine baktığı rivayet edilir. Haldun Taner’in ‘Lütfen dokunmayın’ oyunu ise Baltacı Mehmet Paşa’yı Çariçe Katerina’yla ‘doya doya’ (?) seviştiren alaycı bir fantazidir [1]. Okumaya devam et →