Fallus Toplumun Kaldıracıdır, Prekerleşme Kaldıracı İğdiş Eder ve Herkesi Ortadan Kaldırır — Işık Barış Fidaner

🏛️🧠💫 Geistesfront 🏛️🧠💫

Proletaryadan prekaryaya geçiş yürürlükten kalkan bir toplumsal yasanın yerine bir başkasının geçişi ile açıklanamaz çünkü prekerleşme toplumsal yasaların dayandığı mantığın bozunma sürecidir. Prekerleşmeyle aşınan ve kaybedilen öğe herkestir. Ama kaybedilen belli bir herkes değil, herkes olma işlevidir, matematikte “∀” ile simgelenen tümel niceleyicidir [1].

Okumaya devam et →

14 Yorum

Filed under Şey

… Ve Herkese Adalet — Metallica

Adalet sarayları yeşile boyalı
Paranın sözü geçer
Aç kurtlar kapına dayanır
Sinsice sokulur
Sonra iştahını doyurur
Yutuverir
Adalet çekici ezer seni
Baş eğdirir

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı

Erdem İstifçileri — Catherine Liu

Profesyonel yönetici sınıf (PYS) hatırladığımız kadarıyla hep sınıf savaşı vermiştir, ama kapitalistlere veya kapitalizme değil, işçi sınıfına karşı savaşmıştır. Daha ilerici oldukları zamanlar –özellikle İlerici Dönem– PYS mensuplarının hatırındadır. Onlar bir zamanlar kapitalistlere karşı, Bn. Leland Stanford Jr., Andrew Carnegie, John D. Rockefeller, Andrew Mellon gibi soyguncu kodamanlara karşı işçi sınıfı militanlığının kahramanca mücadelesini desteklemişlerdi, ama bugün onlar Stanford’a giderler ve aynı isimlere ait hususi vakıfları hem insanseverlik modeli hem de eleştirel fon ve tanınma kaynağı sayarlar. Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

İman ve İmam: İma edilen şey-tanrıdır — Işık Barış Fidaner

İma etmek “işaret etmek” anlamına gelir ama nedense ima edilen şeyin genelde olumsuz olduğu düşünülür. Bunun nedeni herhalde anlamın üzerini örtmenin en muhtemel sebebinin utanç veya ayıplık olduğu inancıdır.

Oysa sırf soğukta üşümesin diye anlamın üstü örtülmüş olamaz mı? Zaten dildeki her kelime bir anlam örtüsü değil mi? Anlam çırılçıplak kalsaydı kelimelere gerek kalmazdı, gerçi o zaman anlamın kendisi de buharlaşıp giderdi.

Anlamın başlıca örtüsü ‘şey’dir: Bir şey… iyi mi kötü mü, doğru mu yanlış mı, yol mu değil mi, var mı yok mu? Okumaya devam et →

19 Yorum

Filed under Şey

Sadece sevgi keyfiyeti arzuya tenezzül ettirebilir — Jacques Lacan

Erkek-kadın ilişkileri gibi hassas bir konuda mecburi yanlış anlamanın direşkenliğini meşrulaştıran ve gerekçelendiren herşeyi sayıp dökmek olsa olsa beni dinleyen her kişinin kendi şahsi zorluklarını bastırmasını sağlayan indirgeyici bir etki yapabilir; bu etki, bu yanlış anlamanın kesinlikle yapısal olduğunu anlatma amacımın çok uzağına düşer. Gerçi beni nasıl duyacağını bilenler için, yanlış anlamadan söz etmek, mecburi başarısızlıktan söz etmenin asla eşdeğeri değildir. Gerçek her halükarda ima edildiği takdirde, tam da yanlış anlamanın yollarıyla en etkili keyfiyete ulaşılmaması için hiçbir neden göremiyorum. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Aklın Dolandırıcılığı Hiperegoyu Ortaya Çıkardı — Işık Barış Fidaner

Freud’un klasik yargılayıcı süperegosu modern uygarlığın huzursuzluğuna işaret ediyordu. Lacan (ve Žižek) ile birlikte bu kavram “Zevk al!” diyen postmodern müsamahakar süperego buyruğuna doğru kaydı:

Mutlu olma emri belki de nihai süperego buyruğudur. (Gerçeği Sorgulamak)

Bu ayıpçıl buyruk sahiden süperegoyu canlandıran ruhtur. Ama ego idealine işaret eden klasik Freudcu bağlantı da kayda değerdir. O halde gelin süperegonun iki yüzü olduğunu kabul edelim:

1) Süperegonun kamusal yüzeysel yüzü yasaklayıcı veya müsamahakar olabilir.

2) Süperegonun hususi ayıpçıl yüzü her zaman fütursuz ve cezalandırıcıdır. Okumaya devam et →

28 Yorum

Filed under Şey

Bilinçdışı arzunun yok edilemez direşkenliği — Jacques Lacan

Aslında sadece simgesel zincirin lüzumlarına dayanan (ve tanımsızca askıda kalan) korunum örnekleri, yani yukarıda verdiğim gibi örnekler, bilinçdışı arzunun yok edilemez direşkenliğinin nerede konumlandığını kavramlaştırmamıza müsaade eder; kulağa ne kadar paradoksal gelirse gelsin, bu direşkenlik Freud’un kendi öğretisinde en büyük ısrarla öne sürdüğü özelliklerden birisidir.

Jacques Lacan, “Çalınmış Mektup” üzerine seminerden (1955)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Lacancı Özne: Kök Salma ve Uzanım: Sütur ve Südur — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

(Fidaner: Kök Salma ve Uzanım: Sütur ve Südur, Sütur-Südur)

Simgesel düzen denince söz, yazı, dil, insan anlaşılır. Oysa insan olmayan hayvanlar da simgeleme yaparlar, mesela fare topluluklarında hudut çizen fareler dayak yiyen farelerden daha farklı muamele görürler (Fidaner, 2021, 9 Ekim). Hatta ormanlarda ağaçların mantar iplikleri (mikoriza, miselyum) aracılığıyla “konuştukları” düşünülmektedir (Yong, 2017). Bitki ve hayvanlardaki imleyişle insanlardaki imleyişin en azından temel mekanizma bakımından özdeş olmaması için hiçbir neden yoktur. Hatta Lacan’ın yazma ve durma formüllerine dayanarak bilgisayarlarda dahi aynı simgeleme süreçleri bulunabilir (Fidaner, 2021, 6 Mayıs; Fidaner, 2021, 16 Mayıs). Bu yazıda Lacancı özneyi sütur-südur (dikiş-yayılım) bileşimi olarak tarif edeceğiz ve şemalaştıracağız; fare, ağaç, köksap mecazlarıyla da bu diyalektiği örnekleyeceğiz (Fidaner, 2021, 12 Ekim). Lacan’ın yazma ve durma formüllerini yeniden Türkçeleştirerek başlayalım:

Okumaya devam et →

28 Yorum

Filed under Şey

İmleyişin direnişi — Bruce Fink

Erkek ve kadın dil içinde ve dil aracılığıyla çok farklı yollardan yabancılaşmıştır, Ötekiyle, S1 ve S2 ile kurdukları ilişkiler birbirine benzemez. Özne olarak bölünüşleri birbirinden farklıdır ve bu bölünüş farkı cinsel farkı teşkil eder. Cinsel fark, erkek ve kadının imleyenle kurdukları ilişkilerin birbirine aykırı olmasından kaynaklanır. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Biri diğerini dışarır: Bütünlük tamamsızlığı dışarır — Paul Verhaeghe

Lacan’a göre beden ve can arasında, varlık ve Başkası arasında, erkek ve kadın arasında, fallik keyfiyet ve başka keyfiyet arasında ikili karşıtlık yoktur. Her seferinde iki terim arasında imkansız bir ilişkiyle karşılaşırız: Biri diğerine yetişmeye çalışır ama asla beceremez çünkü zaten biri diğerini dışarır (dışlayarak içerir, dışarım: ex-sistence). Her seferinde Aşil ve Briseis’in öyküsü tekrarlanır (Seminer 20, 13). Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri