Tag Archives: Freudcu

Entropi: İz’in İhtişamı — Jacques Lacan

(robot özet)

İmleyen bir özneyi bir başka imleyene temsil etmekle ifadelendiriliverir. Keyfiyete [jouissance] yönelen o başlatıcı yinelemeye bu yolla anlam veririz.

Böylece şunu kavrarız: Öyle bir düzey vardır ki bilgiye hükmeden, onu ifadelendiren, saf formel lüzumlardır, yazının lüzumlarıdır. Bunların güncel karşılığı da belli bir mantık tarzıdır ki mantık zaten yazının ele alınması demektir. Çağdaş mantık deneyimiyle desteklenen bu bilgi, analitik klinikte yinelemenin etkisini ölçerken işleyen bilginin aynısıdır. Bize en damıtık gözüken bilgi odur, ampirik gözlemden damıtıp çıkarılamayacağı besbelli olsa bile.

Okumaya devam et →

16 Yorum

Filed under Çeviri

Psikanalizin Sonlandırılma Kriterleri Üzerine — Melanie Klein

1950

Analizin bitirilme kriterleri her psikanalistin aklındaki önemli bir sorundur. Hepimizin uzlaşacağı çeşitli kriterler bulunmaktadır. Burada bu soruna farklı bir yaklaşım önereceğim.

Sıklıkla gözlendiği gibi analizin sonlandırılması hastada daha önceki ayrılış durumlarını tekrar etkinleştirir ve doğası itibariyle bir sütten kesme deneyimidir. Bu, çalışmamın bana gösterdiğine göre şu anlama gelir: bebeğin sütten kesildiğinde hissettiği duygular, erken çocukluk çatışmaları tepe yaptığındaki duygular, analizin bitmesine doğru kuvvetle tekrar canlanırlar. Buna uygun olarak vardığım neticeye göre, analizi sonlandırmadan önce kendime sormam gerekir: Hayatın ilk yılında tecrübe edilmiş çatışma ve kaygılar yeterince analiz edilmiş midir, tedavi süresince bunlar yeterince derinlemesine çalışılmış mıdır?

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Ben Üzerine Bazı Düşünümler — Jacques Lacan

Jacques Lacan — 1953 — Uluslararası Psikanaliz Dergisi

Freud’un Ben [ego] üzerine görüşlerinin gelişimi onu görünüşte çelişkili iki formülasyona götürmüştür. Ben, narsisizm kuramındaki nesnenin karşısında taraf tutar: libidinal ekonomi kavramı. Libidinal yükün kişinin kendi bedenine bağışlanması hipokondriyasis acısına yol açarken, nesnenin yitimi intiharla bile sonuçlanabilecek depresif bir gerilime yol açar.

Öte yandan Ben, algı-bilinç sisteminin işleyişinin topografik kuramındaki nesnenin tarafını tutarak O’na [id] direnir, yani salt haz-ilkesince yönetilen dürtüler bileşimine direnir.

Burada bir çelişki varsa da, gerçeklik-ilkesinin naif kavrayışının dışına çıkıp şu olguya dikkat ettiğimizde çelişki yok olur – ki bu noktada Freud net olsa da beyanları bazen net değildi: düşünceyi öncelese de, gerçeklik, öznenin onla uğraşma yordamlarına göre farklı biçimler alır.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Sekseninci Doğumgününde Sigmund Freud’a Mektup – Kolektif

Bu yazı ilk olarak 17 Haziran 1936’da The New Republic‘te yayınlandı.

Bayım: Sigmund Freud’un sekseninci doğumgünü, bulgularıyla insanlığın yeni ve daha derin bir anlayışının yolunu açmış hocamıza tebriklerimizi ve saygımızı sunmanın hoş bir fırsatını veriyor bize. Tıbba, psikolojiye, felsefeye, sanata üstün katkılarda bulunmuş, zihnin şimdiye kadar bilinmeyen bölgelerinin keşfedilmesine iki nesil boyunca öncülük yapmıştır. Entelektüel bağımsızlığıyla, “ein Mann mit erzenem Blick” —Nietzsche’nin Schopenhauer için dediği gibi— kendi başına durabilmesi ve öğrencileri kendine çekebilmesiyle, kendi seçtiği yolu izleyerek geliştirdiği hakikatler, tam da gizli olan şeyleri açığa çıkardıkları ve müphem olan şeyleri aydınlattıkları için tehlikeli ve ürkütücü görünmüşlerdir. O her yerde yeni sorunlar öne sürmüş ve eski standartları değiştirmiştir. Çalışmasının sonuçları araştırma alanını genişletmiş, yaratıcı düşüncede sağladığı canlanma rakiplerini bile ona borçlu kılmıştır. Gelecek çağlar şu veya bu neticeyi yeniden inşa edebilir ya da sınırlayabilir, ama onun soruları asla susturulamayacak, başarıları kalıcı olarak karartılamayacaktır. Formülleştirdiği fikirler ve ortaya attığı terimler günlük yaşamımızın bir parçası oldular, ve her bilgi alanında, edebiyatta, sanatta, araştırmada, din tarihinde, tarihöncesinde, mitolojide, folklörde, pedagojide ve —belirtmeden geçmeyelim— şiirde, onun nüfuzunun izini sürebiliriz. Bizim neslimizin en unutulmaz başarısı, şüphesiz, Sigmund Freud’un psikolojik başarısı olacaktır.

Bugünkü entelektüel dünyayı onun çalışmaları olmadan tahayyül edemiyoruz, aramızdaki mevcudiyetinden ve durmaksızın süren faaliyetinden sevinç duymaktayız. Minnettarlığımızın onun günlerine de eşlik etmesini dileriz.

Thomas Mann, Romain Rolland, Jules Romains, H.G. Wells, Virginia Woolf, Stefan Zweig

Londra, İngiltere

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

İnsan Freud’u inanamayacağı kadar büyük bir cazibeyle aşmıştır ama bilemeyeceği kadar büyük bir sadakatle de takip etmiştir 🤨😉

Normal bir insan inanamayacağı kadar ahlaksızdır ama bilemeyeceği kadar da ahlaklıdır. (Sigmund Freud)

Bkz “İstihzamane: Alay ve İroni” Slavoj Žižek, “Alaycılık vs. İroni/Dalga” Slavoj Žižek, “Hülya Espri Nesnel İronidir/Dalgadır” Slavoj Žižek, “Komik Somutlama: Ciddi Dalga Geçmek Nedir?”

2 Yorum

Filed under Çeviri, Bildiri

Şimdiki bir zaman yenik sayılır — kalabalık kendini ilan etmezse – Alain Badiou

23 Nisan 2014

Bir kez daha söyleyeceğim, çağımızdaki baskıların temel figürünün sonluluk olduğunu düşünüyorum. Bu seminerin stratejik ekseni çağdaş dünyayı eleştirmenin aracını sağlamaktır, bunun için de propagandasının, etkinliğinin, vb. içinde bir şeyi tespit etmektir: sonluluğun dayatılması, yani, insanlığın imkanlı ufukları arasından sonsuz olanın dışlanması. Bugünden yıl sonuna kadar bütün derslerde, günümüzde gerçekleşen bildik şeylerin veya sürekli kullanılan kategorilerin birer sonluluk figürü olarak veya sonluluğa indirgeme işlemleri olarak nasıl temsil edildiklerine dair örnekler vermek istiyorum. Böylece bu şeylerin her birisi sonluluğun genel baskıcı görüsünün terimlerince kapsanabilir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Çalınmış Mektup — Jacques Lacan

Çalınmış mektup için diğer nesneler gibi bir yerde var veya yok olmalıdır diyemeyiz, daha ziyade onlardan farklı olarak, nereye giderse gitsin orada var ve yok olacaktır diyebiliriz.
…
Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Postmodern Yabancılaşma Modeli — Işık Barış Fidaner

>>> 👨‍💻🤖 Sibernetik Geri Bildirim 👨‍💻🤖 <<<

(Mayıs 2013’te birinci Yeni Medya Çalışmaları Kongresi‘nde sunulmuştu –Kongre e-kitabı– ilk hali – ingilizcesi)

Işık Barış Fidaner

ÖZET
Sohn-Rethel’in Marks’ı yorumlayarak işaret ettiği “gerçek soyutlama” kavramı, kapitalizmin anlaşılabilmesi için önemli bir çıkış noktası sunmaktadır. Bu çalışmada, kapitalizmin işlerliğini sağlayan “gerçek soyutlama”nın şemasını çıkarmayı deniyoruz. Şemanın kavramsal bağlamını oluştururken bilimsel söyleme dayanan Sohn-Rethel’in aksine, kapitalizmin gündelik kavrayışını temel alıyoruz. ‘Postmodern yabancılaşma modeli’ olarak adlandırdığımız şema, dört öznel tavır (tüketici, kullanıcı, oyuncu, geliştirici), üç mesele (bağımlılık, istismar, bencillik), iki odaklanma noktası (komplocu, kader), ölçülebilir nesnelliği oluşturan iki yan (yetki, beden) ve bu iki yanlı nesnelliğe hem dayanak hem kaynak olan iki zeminden (irade, sistem) oluşuyor. Şemanın tamamı, ‘lüzum’ ve ‘keyfiyet’ olarak adlandırdığımız iki boyutun karşılıklı dolayımlanışları olarak biçimlenmektedir.

ANAHTAR KELİMELER: yetki, beden, irade, sistem

Okumaya devam et →

57 Yorum

Filed under Bildiri, Bilim, Makale, Oyun, Programlama