Tag Archives: Işık Barış Fidaner

Rastyönel Satırlama — Işık Barış Fidaner

Ruhta dört fail bulunur: ideal ben, ben ideali, üstben ve arzu yasası [1].

Ben’in oluştuğu ayna evresinde çocuğun aynaya yansıyan imgesini ebeveyn gözlemekte ve ona simgesel onay vermektedir. Bu sahnede:
1) Çocuğun imgesini koşullayan ideal, ideal ben’dir.
2) Ebeveynin simgesel onayını koşullayan ideal, ben ideali’dir.
Ben’i koşullayan bir hayali bileşen (ideal ben), bir de simgesel bileşen (ben ideali) vardır. Ben’in hayali bedenlenişi ideal ben’dir, ben’in simgesel yetkilenişi ise ben ideali’dir. Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Şey

Amerikan Rüyasının altında yatan Avrupai eksiklik — Işık Barış Fidaner

City lights - Europe

“Hegel’i Özgürleştirmek: Sentez, Tarih ve Whitman Örneği” makalesinde Russell Sbriglia Whitman’ın hatalı Hegel algısını ele alarak Todd McGowan’ın Hegel Ardından Özgürleşme kitabında yaptığı düzeltmeyi destekler. Bu yazıda Sbriglia’nın makalesinde söylenmeden kalan kimi noktalara işaret etmek istiyorum. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Doğa ve Fikir: Üçgen ve Daire — Işık Barış Fidaner

Low_pressure_system_over_Iceland

Fikir yüceliğini doğadan alır ama olumsuz bir yoldan: doğa onunla boy ölçüşemediği için fikir yüceltilir [1]:

Kantçı Yücelikte, deneyimde duyumsanan kaosun sınırsızlığı (azgın kasırga, nefes kesen uçurum) Akıldaki saf Fikrin önsezisini uyandırır: o Fikrin Ölçüsü öyle engindir ki deneyime ait nesnelerin hiçbiri, doğanın en vahşi ve kudretli güç gösterisi bile onun yanına yaklaşamaz (burada ideal düzenin Ölçüsü ulaşılmaz Fikre aittir, biçimsiz kaos ise duyumsanan deneyime aittir)
(Slavoj Žižek, Negatifle Oyalanmak)

Kantçı Yücelik: feda edilen ampirik/patolojik nesnelerin sonsuz sayıda oluşundaki aşırılık, uğruna feda edildikleri Şey’in muazzam ve kavranamaz boyutunu negatif [dolaylı, örtük, imalı] bir yoldan idrak ettirir.
(Slavoj Žižek, Kırılgan Mutlak)

Bunu basitçe öyküleştirirsek:
1) İlk önce dışarı çıkarız ve doğanın zorlukları bizi korkutur, hazırlıksız olduğumuzu anlarız.
2) Ardından içe döneriz ve efkar yoğunluğumuz bizi daha çok korkutur, hele ki klasik bir Üstbenle tamponlanmamışsa.
3) Kaygılara (korkudan korkmak) gark olsak da o ruhsal dolaşıklığı biraz olsun katetmemiz/çözmemiz şarttır [2].
4) Düğümlenen kaygıların analizinden elde ettiğimiz bir fikirle güçlenmiş olarak doğaya geri dönebiliriz. Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Şey

Seyyar Çakıcı Tayfı ve Tayfası — Işık Barış Fidaner

Bilgisayar biliminin ünlü konularından Seyyar Satıcı Problemi şöyle tanımlanır (travelling salesman problem):

Bir seyyar satıcı:
— dolaşmak istediği bütün şehirler arasındaki mesafeleri gösteren bir haritaya bakarak
— her şehirden tam bir kez geçerek ilk başladığı şehre geri dönen en kısa rotayı nasıl bulacaktır?

Güzel. Peki bu mekansal/uzamsal problemin metinsel/bileşimsel versiyonu nasıl olurdu? Yani temel dolaşma işlemi bir harita üzerinde “A noktasından B noktasına ulaşmak” yerine bir öğeler kümesi üzerinde “A ve B öğelerini AB öğesinde bileştirmek” olsaydı bu problem neye benzerdi? [1] Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Arafta Türbülans ve Nüfuzculuk Oyunu: Tribüne Seslenenler ve Türbine Ses Verenler — Işık Barış Fidaner

Sosyal medyada kaotik bir türbülans olduğunun hepimiz farkındayız. Şimdi bunu biraz analiz etmeyi deneyelim.

Temel dinamik eskiden “fenomen” şimdiyse “influencer” (menfez) denen “büyük hesaplar” ile internetin sıradan vatandaşları rolünü oynayan “küçük hesaplar” arasındadır. Okumaya devam et →

16 Yorum

Filed under Şey

Başlandırıyorum — derleme

UntitledYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Başlandırıyorum) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

— İmam imandır, Umman ummamdır

— Halk halktır: Demokratik Siyaset Üçgeni

— Bitirmek başlandırmaktır: Spor olsun diye yaşama egzersizleri veya saadet zincirinin prangasını sökmek

— Merdivenler ve Felsefe: Bağlam ve Kapsam

— Medyada İçeriğin İçerilmesi: Alaycı Şaşırma ve İronik Şaşırma

— Alemsin ve Ömürsün

— Komşu Komşu Hu tekerlemesinin analizi

Diğer derlemeler

启 : başlatmak, uyandırmak

Yorum bırakın

Filed under Kitap

Bitirmek başlandırmaktır: Spor olsun diye yaşama egzersizleri veya saadet zincirinin prangasını sökmek — Işık Barış Fidaner

Žižek! (2005) belgeselini izleyip 2007’de Žižek’in kitaplarını alıp okumaya başladığımda ilk başta hem okuduklarımdan pek bir şey anlamıyor gibiydim hem de Türkçe çeviri nedeniyle okuduğum cümleler biraz acayip gelebiliyordu ve içeriğine tam olarak güvenemiyordum.

Daha okunaklı ve anlaşılır filozoflar olduğu halde ve İngilizce bildiğim halde ne Žižek’i bıraktım ne de Türkçe çevirilerini. Bu çabanın “herkesin doğru bildiği” hedeflerden şaştığı için boşuna olduğunu telkin eden iç ve dış sesleri de “Boşver hiç olmazsa zihin jimnastiği yapıyorum” diyerek atlattım. Türkçe Žižek çevirileri birkaç yılda bitti ve Boğaziçi kütüphanesinden İngilizce özgün metinleri okumaya geçtim, ayrıca Freud, Lacan, Hegel gibi başka İngilizce kaynaklarla okumaları genişlettim, “olaylar gelişti” ve bugünlere geldik. Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Şey

Merdivenler ve Felsefe: Bağlam ve Kapsam — Işık Barış Fidaner

🫣🙃😏 Hypocritique 🫣🙃😏

The Ladder: Philosophers of Context vs. Philosophers of Scope

Bir şekilde filozof olduysanız, sizi bu noktaya getiren merdiveni ya seversiniz ya da sevmezsiniz. Ya bağlamınızın (merdiveninizin) tanımsız dolaşıklığıyla kendinizi barıştırmayı seçersiniz, ya da onunla savaşmayı yani onu iyi-tanımlı bir kapsam halinde sindirmeyi denersiniz.

Okumaya devam et →

21 Yorum

Filed under Şey

Komşu Komşu Hu tekerlemesinin analizi — Işık Barış Fidaner

TBMM’de hem iktidar hem muhalefet “komşu komşu hu” tekerlemesini kullanarak birbiriyle alay ettiğine göre gelin bu metni inceleyelim:

Komşu, komşu! Huuu!.. Oğlun geldi mi? Geldi. Ne getirdi? İnci boncuk. Kime kime? Sana bana. Daha kime? Kara kediye. Kara kedi nerde? Ağaca çıktı. Ağaç nerde? Balta kesti. Balta nerde? Suya düştü. Su nerde? İnek içti. İnek nerde? Dağa kaçtı. Dağ nerde? Yandı bitti kül oldu…

Tekerlemeye adını veren ilk kısma bakalım:
1) “komşu komşu” kelimeden kelimeye zıplayarak ilerleyen mecaz-ı mürsel hareketidir.
2) “hu” (O, Allah) anlamı yoğuşturan mecazdır, komşudan komşuya anlam akışının dökülerek son bulduğu benzeşim/aynalama havuzudur [1]. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Alemsin ve Ömürsün — Işık Barış Fidaner

Türkçede henüz zaptedilememiş bir özneden kaynaklanan malumat fazlasını (surplus-information) frenlemek için kullanılan iki deyim vardır [1]:
1) Alemsin!
2) Ömürsün!
İki deyim de şöyle bir anlam duyurur:

Vay be, şu işe bak!
(bu kadarı da fazla veya tuhaf olmadı mı, biraz abartmadın mı acaba?)

Tabi neyin nasıl abartıldığı alemlikte ve ömürlükte farklıdır. Adorno’nun şu sözünü hatırlarsak:

Psikanalizde abartılardan başka hiçbir sahilik yoktur.
(Theodor Adorno, Minima Moralia)

“İlahi hocam sen de amma alemsin, ömürsün valla!” sözüne en layık kişinin (Nasreddin Hoca’yı saymazsak) Sigmund Freud olduğu anlaşılır. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey