Tag Archives: Jacques Lacan

Er eren er: Erbaba — Jacques Lacan

Freud’un bütün kadınların keyfini süren Erbaba’dan söz etmesi mantıksızdır/saçmantıklıdır zira herkes bilir ki bir adam tek bir kadına bile zar zor yetebilir ve yetebildiğinde dahi öyle fazla havaya girmemelidir. (s. 100)

“Ölmüş olduğumu bilmeyen bir şey var.”

Ölmüşüm, orası kesin, ölmeye yazgılıyım – ama bunu bilmeyen şey adına ben de bunu bilmek istemiyorum.

Böylece “herkes”i mantığın merkezine koymamız mümkün olur: Herkes ölümlüdür. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

İçgüdüsel bilgi ve ölüm dürtüsü — Jacques Lacan

Kayıp nesne işlevini çıkardığımız yeri tarifsiz bırakmadık. Orası yinelemenin konuşan varlıktaki özgül anlamını dile getiren Freud’un söylemidir. Zira yineleme biyolojik anlamda öyle herhangi bir hatırlama etkisi değildir. Yineleme, bu bilginin sınırı olan şeyle, keyfiyet (jouissance) dediğimiz şeyle belli bir ilişki içindedir.

Bilgi Başkasının keyfiyetidir.

İşte bu yüzden yukarıdaki formül mantıklı bir ifadedir – tabi Başkası derken, Başkası diye bir şey olmadığına göre, imleyenin müdahalesiyle ortaya çıkan alandan söz ediyoruz [1]. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Bilgi hakikate karşı savunmadır — Jacques Lacan

Hakikat/bilgi ayrımı bize şunu anımsatır: Bilgi örgütlenmesinin tamamını, yani bilgiye dayanak olan bu bedeni [corpus/literatür], yani modern bilim kendi mevzisini alana kadar bilgiye dair konuşulabilenler şeklinde kendini dayatan bu bedeni, yani kozmolojik, teolojik, psikolojik, ontolojik bedeni konduran muğlak yaklaşım tarzı aynı zamanda hakikatin içeriğine karşı temel bir mesafe koymaktadır. Yüzyıllarca bilgi peşinde koşulması adeta hakikate karşı bir savunmadır. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Avcının erdemi/görcesi edilgenlik — Jacques Lacan

Erkek sahiden ava çıkar! Gülünecek bir şey yok gençler. Çok önemli bir konu bu.

Tahrikinize uyup eğlenmeye devam edeyim. Yazık olacak çünkü bugün size Birerlik konusunda anlatacaklarım vardı. Bu av meselesi sizi güldürdüğüne göre, avcılıkta erkeğin erdemi/görcesini (virtue) bulmamız çok da fuzuli olmayabilir. Ava çıkan erkek en hoş yanını erdemle/görceyle sergiler, yani edilgen oluşunu [1]. Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri

Utançtan ölmek: Saf işaretin ayıplığı — Jacques Lacan

Belirtmek gerekir ki utançtan ölenlere nadiren rastlanır.

Yine de o yegane işarettir –bir süredir imleyenin işarete dönüşmesinden söz ediyorum– şeceresinden emin olabildiğimiz yegane işarettir, zira bir imleyenden türemiştir. Sonuçta her işaret, saf işaret olduğu kuşkusunu üzerine çekebilir [ç.n. boş laf veya put olduğu kuşkusu], yani müstehçen/ayıpçıl [obscène] olduğu kuşkusunu üzerine çekebilir. Vincennes buna iyi bir örnektir, sizi biraz güldüreyim [üniversiteyi kastediyor, vinscène: vain scene: kibirli sahne]. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Harfiyetin sahiliği sahil şerididir — Jacques Lacan

Bir şey önereceğim, harfiyet üzerine kör gözüm parmağına bir hafriyat olacak. Diyelim ki harfiyetin sahiliği sahil üzerine kurulmuş olmasından kaynaklanmaz mı (literal, littoral)? Sahil cepheden farklı bir şeydir. Bunların karışmadığını fark etmişsinizdir. Sahil bir sahayı kondurur, bu saha ile başka bir saha arasında oluşan cepheden söz edilebilir ama ikisi arasında kesinlikle ne bir ortak özellik ne de karşılıklı ilişki vardır. Harfiyet aslında böyle bir sahil şeridi değil midir? Bilgideki oyuğun kenarı değil midir, harfiyetle uğraşan psikanaliz tam olarak bu kıyı şeridine işaret etmez mi? Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri

Hançerli Psykhe ve solgu (aphanisis) — Jacques Lacan

Jacopo_Zucchi_-_Amor_and_Psyche

Gördüğüm resmin adı Amor ve Psykhe’dir (Jacopo Zucchi); burada Amor Cupido’dan (Eros) başkası değildir. Psykhe’nin bir süredir geceleri hiç görmeden aşk yaşadığı Cupido’ya küçük lambasıyla ışık tuttuğu klasik sahnedir.

Okumaya devam et →

19 Yorum

Filed under Çeviri, Resim

Söz varsa Tanrı hipotezi direşir — Jacques Lacan

Ateizmin asıl formülü “Tanrı öldü” demez, “Tanrı bilinçdışıdır” der.

Oluşun firarını “para-oluş / yan-oluş” (par-être) ile ikame etmeye alışmalıyız [ç.n. dil sürçmesi veya sakarlık anlamında parapratik gibi]. Ötesinde numenlerin olduğu varsayılan fenomene her zamanki adıyla “para-beliriş” (paraître) yerine “para-oluş” dedim. Numenler bizi tam olarak müphemcilik denebilecek türlü türlü matlaşmaya sürüklemiştir. Yazı etkisi olarak formülleşebilen herşeyle ilgili paradoksların belirdiği o noktada oluş kendini sunar ve her zaman para-oluş ile sunar. Bu kiplemeyi kullanmayı öğrenmeliyiz: Ben para-varım, sen para-varsın, o para-var, biz para-varız, vesaire. Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Çeviri

Direnç, Israr, Direşim — Jacques Lacan

2’nci seminere göre (19 Mayıs 1955) direnç analiste ait bir yanılsamadır, asıl konu öznedeki semptomun/arzunun ısrarıdır (resistance → insistence):

Size demin açtığım perspektifte direnci siz kışkırtırsınız. Demin duyduğunuz anlamda direncin, yani direnen direncin, direnmesinin tek nedeni sizin üstüne basmanızdır. Özneden yana direnç yoktur. Semptomdaki ısrarı serbest bırakmaktır söz konusu olan… (s. 284)

Tek bir direnç vardır, o da analistinki. Neyle uğraştığını anlamadığı zaman direnir analist. Yorumlamayı, özneye filanca cinsel nesnede neyi arzuladığını göstermek sandığı zaman, neyle uğraştığını anlamıyordur. Yanılıyordur. Nesnel olmak sandığı şey düpedüz soyutlamadır. Eylemsizlik ve direnç durumunda olan analisttir.

Oysa özneye, tam anlamıyla varoluşun berisinde olan ve bu yüzden ısrar eden şu arzuyu adlandırmayı, dile getirmeyi, varoluşa çıkarmayı öğretmektir söz konusu olan. Arzu adını söylemeye cesaret edemiyorsa, özne henüz o adı su yüzüne çıkarmamış olduğu içindir. (s. 285, çev. Savaş Kılıç)

“Çalınmış Mektup” seminerine göre (26 Nisan 1955) semptomatik ısrarın nüvesinde direşim veya direşkenlik vardır (insistence → persistence):

Aslında sadece simgesel zincirin lüzumlarına dayanan (ve tanımsızca askıda kalan) korunum örnekleri, yani yukarıda verdiğim gibi örnekler, bilinçdışı arzunun yok edilemez direşkenliğinin nerede konumlandığını kavramlaştırmamıza müsaade eder; kulağa ne kadar paradoksal gelirse gelsin, bu direşkenlik Freud’un kendi öğretisinde en büyük ısrarla öne sürdüğü özelliklerden birisidir. (kaynak)

Bkz “The Sisterhood of Humanity”, “Direniş ve Direşim: Horgörgü/Hoşgörgü ve Haysiyetmezlik”

4 Yorum

Filed under Çeviri

Şaşırma üzerine — Jacques Lacan

Arzu nedir? Arzunun karakteri yalın ve basitçe hayali ihtiyaç duyusu düzenine ait olan herşeye ilişkin özsel bir kaymadır – talep bu ihtiyacı başka bir düzene –simgesel düzene– taşır ve bu süreç birçok bozulmaya gebedir. Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri