Tag Archives: Jacques Lacan

Söyleniş Öznesi ve Söyleyiş Öznesi — Jacques Lacan

Neden öznenin işlevini tanıtırken psişe konusundan ayrı tuttum? Size tam teorik bir açıklama veremem ama öznenin dildeki işleviyle bunun alakasını gösterebilirim; ikili bir işlev vardır.

Söylenişin (énoncé) öznesi vardır. O özneyi tespit etmek kolaydır. Ben ben dediğim anda konuşan kişi olan ben’dir. Ama özne her zaman söylenişe ait değildir çünkü bütün söylenişler ben içermez. Hiçbir ben olmadığında bile –“Yağmur yağıyor” dediğinizde bile– söyleyişin (énonciation) bir öznesi vardır, cümle onu artık tutamadığında bile söyleyişin bir öznesi vardır. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri

Konuşmak ve Koyuşmak — Jacques Lacan

[“Dürtüler ve Yazgıları” makalesinde] Freud bize defalarca yüceltimin dürtüyü de doyurduğunu söyler, amacı ketlenmiş (zielgehemmt) olsa da – amacına ulaşmasa da. Yine de yüceltim dürtüyü bastırmadan doyurur.

Başka bir deyişle – şu anda koyuşmuyorum (baise, fuck), sizinle konuşuyorum. Eh! Sanki koyuşuyormuş gibi tam olarak aynı doyumu alabilirim. Bu bu demektir. Bu sahiden şu anda acaba koyuşup koyuşmadığımı sorgulatır. Bu iki terim –dürtü ve doyum– arasında kurulan aşırı antinomi hatırlatır ki benim dürtü işlevine başvurmamın doyumdan ne kastedildiğini sorgulatmaktan başka hiçbir amacı yoktur.

Jacques Lacan, Seminer 11’den

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Koyuşuyorsan koyuşuyorsun” Reggie Watts

6 Yorum

Filed under Çeviri

Uyumsuz ‘ne’ — Jacques Lacan

[Fransızcada] tek başına ‘ne’ neredeyse hiçbir zaman saf ve basit bir yadsıma belirtmez, bu bakımdan Almanca ‘nicht’ ve İngilice ‘not’tan farklıdır. Kendi başına ‘ne’ yalnız bırakıldığı zaman Pichon’un uyumsuzluk dediği şeyi ifade eder. Bu uyumsuzluk tam olarak söyleyiş süreci (énonciation) ile söyleniş sürecinin (énoncé) arasında durur. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Unutuk (lathouse) — Jacques Lacan

🔢🌟 UNUTUK MAKİNESİ 🔢🌟

(öncesi: Alethosfer)

Onu [alethosferi] dolduran herşeyi gözlemek zaman alır, bu yüzden bir kelime daha tanıtmamız gerekecek.

Alethosfer kulağa hoş geliyor. Çünkü formelleşmiş hakikat dediğim şeyin işlediği (algı-işlediği) düzeyde zaten yeterli hakikat statüsüne sahip olduğunu varsayıyoruz. Ama işlenir olma düzeyinde, dolaşım düzeyinde, hakikat hiç de açık değildir. Bunun ispatı insan sesinin, sizi apış aranızdan kavrayan etkisiyle, kendi hakikatini hiç de açık etmemesidir.

Ünlü bir filozofun aletheia‘yı dayandırdığı fiilin mastarı yardımıyla bunu adlandıracağız [1]. Böyle şeyleri ancak filozoflar fark eder, belki sıradışı dilbilimciler. Buna “unutuk” (lathouse) diyeceğim.

Okumaya devam et →

19 Yorum

Filed under Çeviri

Asıl aşk saygılı aşktır: “ona” inanmak için kadına inanmak — Jacques Lacan

Fallusu ayağına dolaşan için kadın nedir? Bir semptomdur. O bir semptomdur, size açıkladığım yapıdan bu anlaşılabilir. Başkasının keyfiyeti yoksa, yani Başkasının bedeninin keyfiyeti size zevk veren Başkasının varlığına dair hiçbir güvence veremiyorsa, o yalnızca küçük a nesnesiyle tutulabilen deliğin en aleni örneği olur, gerçi yanlış anlaşılarak ve kafa karıştırarak. Adam nasıl ki a nesnesi değilse kadın da a nesnesi değildir. Kadın kendine aittir, demin dediğim gibi, kendi işiyle uğraşır, şu veya bu arzuda onu tutan nesneyle alakası yoktur. Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Yorumlama ancak hemseslenme ile işleyebilir — Jacques Lacan

Her zarf biraz yalan içerir. Bu kaza değildir. Yorumlarda buna dikkat etmeliyiz.

Bana pek uzak olmayan birisi, konuşma enstrümanı olan dilde aynı zamanda tat duyusu da olduğunu söyledi. Ben de ona şöyle karşılık verdim: Yalanın yalanması boşuna değil [1]. Gülmek hakkınız. Ama bu komik değil. Çünkü nihayetinde semptom karşısında elimizdeki tek silah budur: hemseslenme (equivocation). Okumaya devam et →

20 Yorum

Filed under Çeviri

Hemseslenme (equivocation) — Jacques Lacan

Anlamın açığa çıkışı öznenin zaten onu duymaya hazır olmasını gereksinir, yani özne zaten onu bulmuş değilse onu bekliyor olamaz. Ama eğer öznenin kavrayışı sözünüzün yankısını gereksiniyorsa, onun alması gereken mesaj zaten size hitap eden ve size ait olan bir sözde teşkil edilmiş olmaz mı? Bu söz eylemi o halde iletişim kurmaktan ziyade esaslı bir duyuruyla özneleri temellendirmeye benzer. Bu kurucu eylem analisti kendi eyleminin doruğunda titreten hemseslenmede (equivocation) kusursuzca tanınabilir, bunu sorumluluğun etimolojik anlamına bağlamıştık (sor+um; responsibility: yanıtlayabilme): Şimdi memnuniyetle bu düğümün asıl Gordion halkasını göstereceğiz, orada her filozof birbiri ardısıra özgürlüğü gerekliliğe lehimlemeyi denemiştir. Zira elbette doğru olan tek bir yorum vardır, fakat önceden olmayan bu yeninin belirmesi ve gerçek olması, hakikat denen yerde verili oluşuna bağlıdır… Okumaya devam et →

18 Yorum

Filed under Çeviri

Lamel/Akıtman saf can içgüdüsü olarak libidodur — Jacques Lacan

akitman

Bonneval kongresinde söylenenleri yerleştirmek adına, şöyle bir şey çıkarabildim: Size lamelden söz edeceğim.

İşin şakasını vurgulamak isterseniz ona akıtman (fetir-adam) diyebilirsiniz. Göreceksiniz ki akıtmanı canlandırmak ilksel insanı canlandırmaktan daha kolaydır çünkü insanı işletebilmek için kafasına bir insancık koymanız gerekir. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Çeviri

Lamel/Akıtman: doğarken kaybedilen bulunamaz anatomik tümleyen — Jacques Lacan

Magdeburg_hemispheres_small

Aristofanes’e kendi mahallesinde (Şölen, Platon) meydan okumak için gelin onun iki sırtlı yaratıklarını (la bête à deux dos) anımsayalım: İki yarım parça Magdeburg yarımküreleri gibi sıkıca kaynaşmıştır; Zeus’un kıskançlığı yüzünden ameliyatla sonradan ayrılacak bu yarımlar, insanın aşık olduğu zaman bulunamaz tümleyenin açlığını çeken bir varlığa dönüşmesini temsil eder.

İlksel İnsan’ın küreliği kadar bölünmesi de düşünülünce akla gelenin yumurta olması, belki de Platon’dan beri bastırılmıştır, zira doğa bilimlerinin tasdiklediği biçimler hiyerarşisinde üstünlük yüzyıllarca küreye bağışlanmıştır. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Analist sazlık yakamozudur — Jacques Lacan

Neyse ki biraz analist var değil mi? Bir mecazla bitireceğim: Analist sazlık yakamozudur (will-o-the-wisp). Bu mecaz “ışık olsun!” (fiat lux) anlamına gelmez. Ona gereken tek mazeret budur. Yani o, yıldızlara karşı çıkar; yıldızlardan yere inen herşey size yük bindirmiş ve sözlerimi burada dinlemek üzere sizi iyice örgütlemiştir, öyle değil mi? Yani onun birazdan bana gelip şikayet edeceğiniz konularla hiçbir alakası yoktur. Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Çeviri