Tag Archives: Jacques Lacan

Sebep-olan-hakikat: Büyü, Din, Bilim, Psikanaliz — Jacques Lacan

Bilime yakından bakılırsa belleksiz olduğu görülür. Kurulduğu anda onu dünyaya getiren dolambaçlı patikayı unutuverir; başka bir deyişle, psikanalizin ciddiyetle işlettiği bir hakikat boyutunu unutuverir…

Bilim ve hakikat konusunu açmaktaki amacım siz analistlere şu soruyu sormaktır: Yaptığınız bu iş sizce nevrotik ızdırabı sebep-olan-hakikate bağlıyor mu bağlamıyor mu?..

Doğada harekete geçirilecek şeyler imleyenler şeklinde görünür: yıldırım ve yağmur, göktaşları ve mucizeler.

Büyüde sebep-olan-hakikat etkili sebep kılığındadır.

Büyüsel bilgi bilim öznesi nezdinde perdelenmiş kalmanın yanısıra bizzat gizler de kendini [occult] hem geleneksel işleyişinde hem de fiiliyatta bunu yapar. Bu kendini gizleyiş büyünün koşullarından biridir… Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Çeviri

Perde namevcudiyetin putudur — Jacques Lacan

Analize göre fetiş bir simgedir. Şimdiden herhangi bir nevrotik simge ile aynı zemine konmuş gibidir.

Konumuz nevroz olmayıp sapkınlık olduğunda bu fark o kadar belirgin değildir. Hastalıkları klinik benzerliklere göre sınıflandırmak tabi ki değersiz değildir ama analiz bu farkı teyit edecekse yapılara çok daha yakından bakmalıdır. Nitekim birçok yazar bu farkı tanımlarken tereddüt eder ve fetişizmi ancak sapkınlık ile nevrozun sınırhattına (borderline) yerleştirebilir, tam da temel düşlemin simgesel karakteri nedeniyle.

Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Çeviri

Yabancılaştıran Velev Ki: Ölümcül Etmen — Jacques Lacan

paracan

Ya paranı ya canını!

Velev ki parayı seçtim, ikisini de kaybederim. Yok eğer canımı seçersem meteliksiz bir hayat sürerim, yoksunlaşmış bir ömrüm olur. Böyle söyleyince net oldu herhalde. Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Çeviri

Zhuangzi düşünde kelebekken kimseye hitap etmez — Jacques Lacan

Rüyayı gören özne kendi kendine şöyle diyebilir: Bu bir rüyadan ibaretti. Ama şunu diyen biri olduğunu gözden kaçırır: Sonuçta ben bu rüyanın bilinciyim. Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Çeviri

Ölü baba rüyası ve arzuyla geçinmek — Jacques Lacan

O öldüğünü bilmiyor ama ben bunu biliyorum.

Rüya anlatımının askısında özne nasıl konumlanır? Özne başkasının bilmediğini bilme konumunu üstlenir; zira başkasının “öznel” konumunu başkası bilmiyordur, yani yetersiz/defolu/KAyıplı olduğunu bilmiyordur [d’être en défaut].

Onun ölmüş olduğunun beyanı tabi ki sonuçta ona erişemeyecektir. Ölmüşlük [être mort] gibi simgesel ifadeler son kertede onu devam ettirir, muhafaza eder, geçindirir. İşte simgesel konumlanmanın saçmantığı (paradoksu) budur; oluştaki olmayıştır; ölmüşlüğün ikrarı onu bir bakıma ölümsüz kılmaktan kaçınamaz. Ölü baba rüyasındaki mesele de budur. Okumaya devam et →

14 Yorum

Filed under Çeviri

Naman-ı Pir: Kanman İptir, Anlam: Al Nam! (les noms du père: les non-dupes errent) — Jacques Lacan

Baştan başlıyorum. Baştan başlıyorum çünkü bitirebildiğimi farzettim. Geçiş (passe) demiştim buna bir yerde: Geçmiş olduğunu farzettim. Ama işte geldiniz yine: “Geçmiş olduğunu farzettim”deki farzediş bana bir şeyi fark etme şansı verdi. Geçiş dediğim iş zaten böyledir. Ansızın size o ana dek geldiğiniz yeri görüp rahatlama şansı verir (relief: rölyef). İşte bu rölyef bu yılki seminer başlığımda dile getirilmiştir, ilandan okuyabildiniz ya?

1) les non-dupes errent
2) kanmayan dolanır/yanılır
3) kanmayan ipsizdir
4) kanman iptir
5) naman-ı pir (…kötü)
6) babanın adları (…beter)
7) les noms du père (…ou pire)

[anlam geçişleri: 1-2-3-4, 5-6-7; ses geçişleri: 4-5, 7-1]

Okumaya devam et →

23 Yorum

Filed under Çeviri

Din sahidir: O dışarılır: im kansız: hiç-pek-ora — Jacques Lacan

Simgesellik bir şeyleri önbastırdıkça (urverdrängt) hiç anlam verilemeyen bir şeyler kalır; mantıken veya bir nakaratı yineler gibi “herkes ölümlüdür” diyebilsek dahi bu böyle kalır. İşte “herkes ölümlüdür” sözündeki “herkes” pek anlamlı olmadığı için Tebai’de salgın çıkmalıdır ki bu vaziyet salt Simgesellikten çıkıp tahayyüllere de nüfuz etsin; her kişi kendini şahsen bu salgın tehdidine maruz hissetmelidir ki o salgını gerektiren şey de açığa vurulabilsin… [ç.n. Ödip efsanesinden söz ediyor] Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Dürtüsel montaj — Jacques Lacan

Bakın dürtüyü andıran bir şey varsa o da montajdır (düzenek).

Varılacak sona atıf yapan bakış açısıyla kavranmış bir montaj değil bu. Bu bakış açısını kuran modern içgüdü teorilerinde montajdan türeyen bir imgenin sunumu pek çarpıcıdır. Böyle bir montaj mesela çiftlikte tavuğu telaşlandıran özgül biçimdir, bunun için tavuğun birkaç metre ötesine şahin maketi koymanız, yani takriben münasip tepkiyi uyandıracak bir imge sunmanız yeterlidir [fol: false]; bu işin püf noktası sunulan imgenin illa münasip olması gerekmediğini bize göstermektir. Bu tip montajlardan söz etmiyorum.

Okumaya devam et →

17 Yorum

Filed under Çeviri

Feda İlkesi ve Hayal İşlevi — Jacques Lacan

Unutmayalım ki konuşanlara keyfiyet yasaklıdır (interdite) ya saklıdır ya saklıdır: Kanuna tabi olanlar keyfiyeti ancak satır aralarında dile getirebilir (inter-dit) zira bu yasaklama Kanunun dayandığı temeldir [1].

Kanun şayet “zevk al!” (Jouis!) diye buyurursa özne onu ancak “duydum” (J’ouïs) diyerek karşılayabilir ve keyfiyet o andan itibaren olsa olsa ima edilmiştir [im-ağ]. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Fallusun ötesinde keyfiyet — Jacques Lacan

O (la) bir imleyendir, onun özelliği hiçbirşeyi imleyemeyen tek imleyen olmasıdır, çünkü o kadının tamamsız olma statüsünün zeminidir. Bu statü nedeniyle “o kadın”dan (la femme) söz edemeyiz.

Her kadın ama dışlanmıştır eşyanın tabiatınca, yani [dışarılmıştır] sözlerin tabiatınca, ve kadınların henüz yeterince şikayet ettiği bir konu varsa o da budur. Onların benden tek farkı ne dediklerini bilmemeleri. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri