Tag Archives: Kuantum

Ürkünç uzak tesir — Fenix TX

Gece kelebeği yanarken gene yağmurda kapılıp alevine
Sonunu bekleyecek değilim ya, hadi bana müsaade
Sana verecek kalp kalmadı ki baksana bende
Hatıralar elbet solacak fazla ötelenince
Bunların hepsini görmüştüm daha önce
Dalgayla sürüklenince sahile vurmak üzere Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

İdeoloji sahiden ağır mevzu! — Işık Barış Fidaner

Fizikte Holografi İlkesi diye bir şey var: Uzayla ilgili malumat düşük boyutlu bir sınır/perdede kodlanmıştır. Bu sınır/perde genelde ufukta uzanan bir 2B yüzeydir ve 4B uzay-zamana dair “herşeyi bilir”.

Verimli bir mecazdır bu. Bu “herşeyi bilen” yüzey, bir düşlem perdesinin fiziki/gerçek versiyonu gibidir. İnsan egosunun aynadaki/perdedeki yansımasıyla şekillendiği Lacancı ayna evresini anımsatabilir. Veyahut kapitalist toplumun meta fetişizmi duvarının insanı harfiyen yiyip bitirdiği Pink Floyd: The Wall filmini anımsatabilir [1].

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Inception ve Ontoanaliz: Başlandırı’daki topaç Ötekinin eksikliğidir — Işık Barış Fidaner

Bilimsel jestin özü belki de parçayı bütünden ayrıcalıklı tutmaktır, molar yerine moleküler olana öncelik tanımaktır. Bilime sorarsanız molar bütünlük (mesela gündelik bir nesne) aslında moleküler parçalarının (fiziki yapıtaşlarının) toplaşmasıdır. Gündelik bir nesnenin tamamlığı bilimsel değildir ve hayalidir (katılık veya homojenlik gibi yerel süreklilikler haricinde), onu oluşturan bileşen-nesneler ise bilimseldir ve gerçektir.

Okumaya devam et →

17 Yorum

Filed under Şey

Sen siz olmaz! Sen siz olmaz! — Işık Barış Fidaner

6e5

Sen ve ben gafletini aşıp, biz olanların rızkıdır aşk. (Doğan Cüceloğlu)

Doğan hoca haklı: Senben bizsiz’dir.

Senli benli olanlar bizlikten çıkar. “Samimiyet” özelleştikçe kamusallık aleyhine mevzilenir. Biz Siz’e karşı gelir, onu Bizsiz bırakır.

Ama şu da var: Senbiz bensiz’dir. Okumaya devam et →

18 Yorum

Filed under Şey

Eryazgı (predestination) — Slavoj Žižek

🌀🎭💢 Raumdeutung 🌀🎭💢

Birinci ölüm: Biyolojinin gerektirdiği ölüm.
İkinci ölüm: Öznenin huzur içinde ölmesi (yası tutulması), hesaplarının görülmesi, hatırasına dadanan simgesel borçların kapatılması.

İkinci ölüm mefhumuyla Wagner’in şu iddiasını yerli yerine oturtabiliriz: Kendi çöküşüne gönüllü olan Wotan trajedinin doruğuna varmıştır:

İnsanlık tarihinden öğrenmemiz gereken sadece budur: Kaçınılmaz olana gönüllü olmak ve bizzat onu yerine getirmek.

devr2

“Ey Yoldaşlar! İki gün sonra Marx retrodan çıkınca Kışlık Sarayı basıyoruz!”

Wagner’in bu isabetli formülü harfiyen okunmalıdır, getirdiği saçmantıkla (paradoks) birlikte: Eğer bir şey kendi içinde kaçınılmazsa, ona fiilen gönüllü olmamız ve onu gerçekleştirmeye çalışmamız neden gereksin ki?

Okumaya devam et →

14 Yorum

Filed under Çeviri, Resim

Na-zar ve Naz-ar — Işık Barış Fidaner

Nazar başkasının bakışıdır. Sizi yargılıyorsa üstben olur, sizinle eğleniyorsa id olur, sizi korkutup kaygı veriyorsa da dümdüz nazar olur, bu işlevlerin hepsi bağlantılı ve geçişkendir. Nazar değmesinin iki boyutu şunlardır:
1) Na-zar: Simgesel zarınızı delerek dengenizi bozmasıdır [1].
2) Naz-ar: Nazınızı iptal edip sizi arlandırmaya yeltenmesidir [2].
Şimdi bunları ele alalım. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Cehalet-i Ruhiye — Işık Barış Fidaner

İnsanda halet-i ruhiye renkten renge girer. Sık sık dönüşüm geçiren insan ruhu (pek belli etmek istemese de) karşısına çıkan her yenilikte sanki ona “ce-ee!” yapılmış gibi şaşırır. Hepimizde bulunan bu ruhsal özelliğe cehalet-i ruhiye adını verelim. Cehalet-i ruhiyenin dört seviyesi vardır:
1) Ben kendimi bilemem.
2) Ben onu bilemem.
3) O beni bilemez.
4) O kendini bilemez.
Şimdi bunları tek tek ele alalım. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Deli kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış — Işık Barış Fidaner

Gelin ünlü atasözünü bilimsel olarak yorumlayalım:

Deli kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış.

— Bir taş Almancada ein Stein olduğuna göre kuyuya atılan taş Albert Einstein‘dır.

— Taş kütleli bir cisimdir ve üzerindeki enerji Albert Einstein’ın E=mc2 denkleminde verilir.

— Taşın düştüğü kuyu derin bir boşluk olduğuna göre ya uzayın kendisidir ya da uzayda bir kara deliktir. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Üst-belirlenim (super-determinism)

Kuantum mekaniğinde üst-belirlenim, Bell teoremindeki bir gediktir. Ölçülen bütün sistemlerin ölçüm tercihleri ile ilintili olduğu kabul edildiğinde Bell teoreminin dayandığı varsayımlar geçerliliğini yitirir. Üst-belirlenimci bir gizli değişken teorisi Bell’in yerel sebeplilik mefhumunu yerine getirdiği halde Bell teoreminden türeyen eşitsizlikleri ihlal edebilir. Böylece kuantum mekaniği tahminlerine uyan bir yerel gizli değişken teorisi mümkün olur, bu özelliği taşıyan birkaç örnek teori önerilmiştir. Üst-belirlenim terimi yanıltıcıdır. Üst-belirlenimci modeller bilindik anlamda belirlenimcidir. Ama buna ek olarak ölçülen durum ile ölçüm bağlamı arasında ilinti olduğunu kabul ederler.

Kaynak: Wikipedia

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Üst-belirlenim yolu” John Stewart Bell, “Eryazgı (predestination)” Slavoj Žižek

7 Yorum

Filed under Çeviri

Üst-belirlenim yolu — John Stewart Bell

Işık hızı aşımından ve ürkünç uzak tesirden (spooky-action-at-a-distance) kaçınmanın bir yolu var. Ama bu yol doğruysa evren mutlak belirlenimcidir ve özgür irade diye bir şey yoktur.

Dünyanın üst-belirlenimci (super-deterministic) olduğunu düşünelim, sadece cansız doğanın sahne arkasında saat gibi işlemesi anlamında değil, ayrıca davranışımızın da mutlak olarak önceden belirlenmiş olması anlamında. Buna göre bir deney yerine bir başkasını yapmayı özgürce seçtiğimize inanmamız, yani deneycinin bir ölçüm kümesi yerine bir başkasını yürütme “kararı” da üst-belirlenmiştir. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri