Tag Archives: Saike

Saike — çeviri derlemesi

untiYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Saike) okunabilir.

İçindekiler

— Eröz ile Saike (Yunan efsanesi)

— Devrimciler ve Atasözleri (Slavoj Žižek)

— Timsahın çenesindeki silindir: Fallus (Jacques Lacan)

— Fedakar anneyle ağlaşan aile (Slavoj Žižek)

— Mutluluk arayışı mı? (Slavoj Žižek)

— Aktarım hatırlama değil yinelemedir (Slavoj Žižek)

— Auto-rise: Arzu ancak kendisinden yetki alır (Slavoj Žižek)

— Kayınvalidasyon (cross-validation)

— Takıntı (Zen meseli)

— Balıkların sevinci: Nereden bileceksin? (Zen meseli)

— Geçecek (Zen meseli)

— Korkusuz (Zen meseli)

— Ölmedik ya! (Zen meseli)

— Sarmaşık fay-dalı (Zen meseli)

— Ney Zen? Bitle çiftleşen fil (Zen meseli)

Diğer kitaplar

灵 : ruh

1 Yorum

Filed under Çeviri, Kitap

Eröz ile Saike — Yunan efsanesi

Eröz (Kupido) Yunanlı aşk tanrısıydı, bir ihtimal aşk tanrıçası Afrodit’in oğluydu.

Saike (Psykhe) ölümlü bir prensesti. O kadar güzeldi ki kıskançlık krizine giren Afrodit Eröz’e Saike’yi cezalandırmasını emretti.

Eröz Saike’ye aşık oldu, onu şahane bir saraya götürüp onunla evlendi. Eröz kimliğini açığa vurmadı ve Saike’ye asla kendisinin yüzüne bakmaya kalkışmamasını tembihledi. Saike göremediği adama aşık oldu ve ona asla bakmamaya yemin etti.

Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Çeviri

Auto-rise: Arzu ancak kendisinden yetki alır — Slavoj Žižek

Devanın en başında aktarım olur: Analist (analizanın arzusunun hakikatini) bildiği-varsayılan-özne kılığında belirdiği anda aktarım ilişkisi devreye girmiştir.

Psikanaliz sürecinde ne istediğini bilmediğinden yakınan analizanın bütün ağlaşmaları analiste yönelir ve onun [analizanın ne istediğini] bildiğini örtükçe varsayar. Yani –analist büyük Ötekini temsil ettiği ölçüde– analizanın yanılsaması kendi arzusuna dair bilmezliğini ‘epistemolojik’ bir yetmezliğe indirgemesidir: Arzusunun hakikati [adeta] zaten vardır, büyük Ötekinde bir yerlere kayıtlıdır, yeter ki o hakikati aydınlatalım, arzu kendi yolunu bulacaktır… Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Aktarım hatırlama değil yinelemedir — Slavoj Žižek

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

Sokratçı hatırlama mantığında kaldığımız sürece aktarım “bilfiil” yineleme değildir, olsa olsa hatırlamaya aracılık eder: Analizan şu anki davranışlarını bilinçsizce belirleyen geçmiş travmalarını (mesela babasıyla yaşadığı ama çözemeyip bastırdığı çatışmalarını) analistle arasındaki ilişkiye “yansıtmaktadır”; aktarım durumunun hünerli manipülasyonu aracılığıyla analist analizanın o güne dek körlükle “eyleme döktüğü” (act out) travmaları hatırlamasını sağlar – yani analistin görevi analizana “kendisinin (analistin) gerçekte baba olmadığını” göstermektir, yani aktarıma kapılan analizana analistle ilişkisini kullanarak kendi geçmiş travmalarını sahnelediğini göstermektir…

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Devrimciler ve Atasözleri — Slavoj Žižek

Bir zamanlar Louis Althusser devrimci önderleri üç tipolojiye ayırmıştı (Kierkegaard’ın insanları memurlara, hizmetçilere ve baca temizleyicilerine ayırması gibi):

1) Atasözlerine başvuranlar
2) Atasözlerine başvurmayanlar
3) Yeni atasözleri icat edenler

Birinci grup namussuzlardır (Althusser Stalin’i düşünmüştü), ikinci grup müthiş devrimci olsa da yenilgiye yazgılıdır (Robespierre), sadece üçüncü grup devrimin asıl tabiatını anlar ve başarıya ulaşır (Lenin, Mao). Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Fedakar anneyle ağlaşan aile — Slavoj Žižek

🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️

Acı çekerek ‘aileyi ayakta tutan’ annenin bakımvermesini ele alalım: Ailenin diğer bütün üyeleri –kocası, çocukları– onu acımasızca sömürüyordur; bütün ev işlerini o yapıyordur ve elbette sürekli homurdanır, ağlaşır, ömrü boyunca dile gelmez acılar çekmekten, ödülsüzce fedakarlık etmekten şikayet eder.

Fakat asıl mesele bu ‘sessiz fedakarlığın’ annenin hayali özdeşimi olduğudur: Bu rol onun öz-kimliğine tutarlılık verir – bu bitimsiz fedakarlığı annenin elinden alırsak geride hiçbirşey kalmayacaktır; anne harfiyen ‘boşa düşecektir’.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Ölmedik ya! — Zen meseli

İmparator Üstat Gudo’ya sordu:

— Aydınlanmış bir insan öldüğü zaman neler olur?

Gudo yanıtladı:

— Ben ne bileyim! Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Takıntı — Zen meseli

İki keşiş yürürken nehir kıyısında genç bir kadın gördüler. Kadın akıntıya kapılmamak için keşişlerin onu karşı yakaya taşımasını istedi. Keşişlerden biri tereddüt etse de diğeri hemen kadını omzuna kaldırdı, sudan karşıya geçirdi ve öbür yakada onu yere bıraktı. Kadın teşekkür edip uzaklaştı. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Korkusuz — Zen meseli

Feodal Japonya’nın iç savaşlarında işgalci ordular köyleri hızlıca süpürüp denetim altına alırdı.

O köylerden birinde ordu gelmeden hemen önce ahali mahalli terk etmişti – bir tek Zen üstadı hariç.

Bu ihtiyar vatandaşı merak eden komutan tapınağa gitti, bu üstadın ne menem bir adam olduğunu bizzat görmek için… Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Geçecek — Zen meseli

Bir öğrenci tefekkür hocasına gidip konuştu:

— Tefekkürüm berbat! Dikkatim çok dağınık, ya bacaklarım ağrıyor ya habire sızıp kalıyorum. Çok fena valla!

Hocanın soğukkanlı yanıtı şöyleydi:

— Geçecek! Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri