Monthly Archives: Nisan 2022

Kendini Sevme ve Sevgiyi Kendine Tahsis Etme — Jean-Jacques Rousseau

Bizi doğrudan mutluluğa yönelten ilkel tutkuların hepsi bizi sadece onlarla ilişkili nesnelerle uğraştırır, bunların ilkesi kendini sevmedir (amour de soi) ve hepsi özünde sevilesi ve müşfiktir; fakat engeller onu nesnesinden saptırdığı zaman ulaşmak istediği hedef-nesne yerine savmak istediği engel-nesneyle daha çok iştigal eder [engel-nesne onu işgal eder] ve tabiat değiştirerek hiddet ve nefretle dolar. İşte böylece aslında asil ve mutlak bir hissiyat olan kendini sevme, sevgiyi kendine tahsis etmeye (amour propre) dönüşür, bu hissiyat izafidir, kişinin kendini kıyaslamasıdır, tercih yapılmasını talep eder, keyfiyeti olumsuzluktan ibarettir ve kendi iyiliğiyle tatmin olmaya çabalamak yerine başkalarının talihsizliğiyle tatmin olmaya çabalar.

Jean-Jacques Rousseau, birinci müzakere

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

3 Yorum

Filed under Çeviri

Başlandırıyorum — derleme

UntitledYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Başlandırıyorum) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

— İmam imandır, Umman ummamdır

— Halk halktır: Demokratik Siyaset Üçgeni

— Bitirmek başlandırmaktır: Spor olsun diye yaşama egzersizleri veya saadet zincirinin prangasını sökmek

— Merdivenler ve Felsefe: Bağlam ve Kapsam

— Medyada İçeriğin İçerilmesi: Alaycı Şaşırma ve İronik Şaşırma

— Alemsin ve Ömürsün

— Komşu Komşu Hu tekerlemesinin analizi

Diğer derlemeler

启 : başlatmak, uyandırmak

Yorum bırakın

Filed under Kitap

Avcının erdemi/görcesi edilgenlik — Jacques Lacan

Erkek sahiden ava çıkar! Gülünecek bir şey yok gençler. Çok önemli bir konu bu.

Tahrikinize uyup eğlenmeye devam edeyim. Yazık olacak çünkü bugün size Birerlik konusunda anlatacaklarım vardı. Bu av meselesi sizi güldürdüğüne göre, avcılıkta erkeğin erdemi/görcesini (virtue) bulmamız çok da fuzuli olmayabilir. Ava çıkan erkek en hoş yanını erdemle/görceyle sergiler, yani edilgen oluşunu [1]. Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri

Bitirmek başlandırmaktır: Spor olsun diye yaşama egzersizleri veya saadet zincirinin prangasını sökmek — Işık Barış Fidaner

Žižek! (2005) belgeselini izleyip 2007’de Žižek’in kitaplarını alıp okumaya başladığımda ilk başta hem okuduklarımdan pek bir şey anlamıyor gibiydim hem de Türkçe çeviri nedeniyle okuduğum cümleler biraz acayip gelebiliyordu ve içeriğine tam olarak güvenemiyordum.

Daha okunaklı ve anlaşılır filozoflar olduğu halde ve İngilizce bildiğim halde ne Žižek’i bıraktım ne de Türkçe çevirilerini. Bu çabanın “herkesin doğru bildiği” hedeflerden şaştığı için boşuna olduğunu telkin eden iç ve dış sesleri de “Boşver hiç olmazsa zihin jimnastiği yapıyorum” diyerek atlattım. Türkçe Žižek çevirileri birkaç yılda bitti ve Boğaziçi kütüphanesinden İngilizce özgün metinleri okumaya geçtim, ayrıca Freud, Lacan, Hegel gibi başka İngilizce kaynaklarla okumaları genişlettim, “olaylar gelişti” ve bugünlere geldik. Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Şey

Merdivenler ve Felsefe: Bağlam ve Kapsam — Işık Barış Fidaner

🫣🙃😏 Hypocritique 🫣🙃😏

The Ladder: Philosophers of Context vs. Philosophers of Scope

Bir şekilde filozof olduysanız, sizi bu noktaya getiren merdiveni ya seversiniz ya da sevmezsiniz. Ya bağlamınızın (merdiveninizin) tanımsız dolaşıklığıyla kendinizi barıştırmayı seçersiniz, ya da onunla savaşmayı yani onu iyi-tanımlı bir kapsam halinde sindirmeyi denersiniz.

Okumaya devam et →

21 Yorum

Filed under Şey

Komşu Komşu Hu tekerlemesinin analizi — Işık Barış Fidaner

TBMM’de hem iktidar hem muhalefet “komşu komşu hu” tekerlemesini kullanarak birbiriyle alay ettiğine göre gelin bu metni inceleyelim:

Komşu, komşu! Huuu!.. Oğlun geldi mi? Geldi. Ne getirdi? İnci boncuk. Kime kime? Sana bana. Daha kime? Kara kediye. Kara kedi nerde? Ağaca çıktı. Ağaç nerde? Balta kesti. Balta nerde? Suya düştü. Su nerde? İnek içti. İnek nerde? Dağa kaçtı. Dağ nerde? Yandı bitti kül oldu…

Tekerlemeye adını veren ilk kısma bakalım:
1) “komşu komşu” kelimeden kelimeye zıplayarak ilerleyen mecaz-ı mürsel hareketidir.
2) “hu” (O, Allah) anlamı yoğuşturan mecazdır, komşudan komşuya anlam akışının dökülerek son bulduğu benzeşim/aynalama havuzudur [1]. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Alemsin ve Ömürsün — Işık Barış Fidaner

Türkçede henüz zaptedilememiş bir özneden kaynaklanan malumat fazlasını (surplus-information) frenlemek için kullanılan iki deyim vardır [1]:
1) Alemsin!
2) Ömürsün!
İki deyim de şöyle bir anlam duyurur:

Vay be, şu işe bak!
(bu kadarı da fazla veya tuhaf olmadı mı, biraz abartmadın mı acaba?)

Tabi neyin nasıl abartıldığı alemlikte ve ömürlükte farklıdır. Adorno’nun şu sözünü hatırlarsak:

Psikanalizde abartılardan başka hiçbir sahilik yoktur.
(Theodor Adorno, Minima Moralia)

“İlahi hocam sen de amma alemsin, ömürsün valla!” sözüne en layık kişinin (Nasreddin Hoca’yı saymazsak) Sigmund Freud olduğu anlaşılır. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Tutacaksan tut bırakacaksan bırak — The Rolling Stones

Yanıp sönen neon ışıklı tabeladan
Daha çok kez kapanıp açılabilirsin
İsteyince sahiden çok fena oluyorsun
Ama nazik ve zarif de olabilirsin Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Utançtan ölmek: Saf işaretin ayıplığı — Jacques Lacan

Belirtmek gerekir ki utançtan ölenlere nadiren rastlanır.

Yine de o yegane işarettir –bir süredir imleyenin işarete dönüşmesinden söz ediyorum– şeceresinden emin olabildiğimiz yegane işarettir, zira bir imleyenden türemiştir. Sonuçta her işaret, saf işaret olduğu kuşkusunu üzerine çekebilir [ç.n. boş laf veya put olduğu kuşkusu], yani müstehçen/ayıpçıl [obscène] olduğu kuşkusunu üzerine çekebilir. Vincennes buna iyi bir örnektir, sizi biraz güldüreyim [üniversiteyi kastediyor, vinscène: vain scene: kibirli sahne]. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Medyada İçeriğin İçerilmesi: Alaycı Şaşırma ve İronik Şaşırma — Işık Barış Fidaner

Eğer sosyal medyanın asgari de olsa bir yararı varsa, orada bulabildiğimiz malumat fazlasından gelir (surplus-information). Malumat fazlasını birimlendirerek malumat elde edersiniz, malumatları yapılandırarak bilgi edinirsiniz.

Malumat fazlası yüzer gezer bir aşırılıktır, algınız ve aklınız onu sindirerek içerir ve onu içerebildiği ölçüde ondan yararlanmış olur, bu yüzden yararlı malumat fazlasına içerik denir, onu oluşturup medyaya sunanlar da kendilerine içerik üreticisi derler. İçerikleşen malumat fazlası keyif fazlasına (surplus-enjoyment) ve değer fazlasına çevrilebilir (surplus-value, artı değer, artık değer, katma değer). Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey