Monthly Archives: Temmuz 2022

Hermetik Deri — Işık Barış Fidaner

Begüm Kovulmaz Punctum’da siyah hip-hop sanatçısı Kendrick Lamar’ın dijital efektlerle deri değiştirir gibi farklı yüzlere büründüğü bir klibi anlatır [1]. Bu vesileyle deri konusuna bir bakalım:

Derinin işlevleri şunlardır:
1) Dışarıyı dışarıda tutmak
2) İçeriyi içeride tutmak

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Adorno: Öğrenç! Bu da bize ders olsun! — Işık Barış Fidaner

Elis Şimşon Punctum’daki Adorno yazısında umutsuzlukla dolaylanmaya mecbur kalan umuttan, olumsuzlukla dolaylanmaya mecbur kalan olumlamadan bahseder [1]. Bu mecburiyet hissiyatının en yalın halini nerede buluruz?

Başınıza gelen bir olumsuzluk üzerine kendi kendinize şöyle dediğinizi farzedin:

Bu da bana ders olsun!

İnsana bunu dedirten ruh hali nasıl okunmalıdır? İhtimalleri sayalım:

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Bela arayan eleştiri mi yoksa semptom okuyan analiz mi? — Işık Barış Fidaner

Ülkemizin şanlı tarihinden bir yaprak gibi anlattığı eleştirmen Adnan Benk’ten “övgüsünü sakınmayan” Fatih Altuğ Punctum’daki yazısında eleştiri eyleminin başarı kıstası olarak “huzur bozma / bela arama” ilkesini öne sürer [1].

Bu pek şanlı eleştirel akıl yürütmenin yaslandığı soyutlamanın aleladeliği ne yazık ki biz okurları pek şaşırtmaz:

Huzurlu/belasız/kolay/aşina/ezberci olana karşı huzursuz/belalı/zor/yabancı/yenilikçi olanı seçmek.

Anlaşılan nasyonal mazimizden çekip alınmış bu halis kıstas moda tabirle “konfor alanından çık!” buyruğundan ötesi değildir. Bu buyruğun nihai neticesinin “konfor alanından çıkış yolları piyasası” olduğunu biliyoruz.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Aydınlanma: Sınırların Analizi Olmaz Çünkü Analiz Öz-sınırlamadır — Işık Barış Fidaner

Punctum’daki yazısında Kant-Foucault hattını izleyen Murat Erşen, Aydınlanmacı eleştirinin “sınırların analizi” olduğunu söyler [1]. Bu tabloda üçlü bir yapı belirir:

Biz, analiz, sınırlarımız: Biz sınırlarımızı analiz ediyoruz.

Biz’in “olgunlaşmak” için ileri atılımlar yapan bir tarihsel fail sayıldığı anımsanırsa burada çizilen tablonun popülizme epey elverişli bir kılıf olduğunu algılamak pek zor olmayacaktır:

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Dilâlem — derleme

untiYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Dilâlem) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

— Dilâlem: İmkanı olan çanları titretsin

— Doğruları söylemek, Hakikati açığa vurmak, Sahiden söz etmek

— Oya işleyen Gülizar: 🌹🦠🧵

— İlim ve fennin nurlara müstağrak kıldığı hakikî medeniyet âlemi

— Severance: İçgil-Dışgil Lumoni Diyalektik

— Hermes’in Arı Hanımları, Petek Petek Varken Balı

— öğreti gelin

— Kombinasyonel

Diğer derlemeler

语 : dil, konuşma

Yorum bırakın

Filed under Kitap

Severance: İçgil-Dışgil Lumoni Diyalektik — Işık Barış Fidaner

Süreyyya Evren’in Severance (2022) üzerine Punctum’daki tartışmasına eşlik edecek birkaç not düşelim [1]. Lumon işçilerinin yaşantısında gerçek/sahte sınırı nereye çekilmelidir? İlk akla gelen cevap şöyledir:

1) İş kapsamıyla sınırlanan içgil mahpus kişilik sahtedir.
2) İş dışına açılan dışgil nispeten serbest kişilik gerçektir.

Ama iki taraf arasındaki izafiyet hesaba katılınca bu denklem karışır:

1) İçgil kişi eğer sahteyse dışgil kişinin bakışına hizmet ettiği içindir.
2) Dışgil kişi eğer gerçekse içgil kişinin nazarıyla lekelenmiş olduğu içindir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Hermes’in Arı Hanımları, Petek Petek Varken Balı — Işık Barış Fidaner

Punctum’da Cem İleri’nin küratör Selen Ansen ile yaptığı söyleşide arı ve bal imgeleri öne çıkar [1]:
1) Yazı arıları muhatap alan bir esere bağlanarak neticelenir: Çağrı (Arılara).
2) Küratör turistik ballar toplamayı sever ve bu tutkusuna sanatsal bir anlam yüklemek ister.
3) Söyleşideki tek hiperlink arı kovanı kafalı bir kadın heykeline işaret eder: Untilled (İşlenmemiş).

O halde biz de söyleşen taraflara yardımcı olalım ve aradıkları efsaneyi onlara altın tepside sunalım: Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Apollon Arı Hanımları Hermes’e verirken ~ Hermes’e Homerik İlahi

Antik çağda Homeros’a atfedilen bu mitolojik/şiirsel metnin yazarı/ozanı bilinmiyor ve milattan önce beşinci yüzyılda yazıldığı tahmin ediliyor. / IBF

(öncesinden: Hermes’in Lir Çalıp Apollon’u Tavlaması)

Ha bu arada, ihtişamlı Maya ile kalkanlı Zeus’un hayırlı evladı talihsiz ilah Hermes, sana diyeceğim bir şey daha var: Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

İlim ve fennin nurlara müstağrak kıldığı hakikî medeniyet âlemi — Işık Barış Fidaner

Coetzee’nin Elizabeth Costello romanı üzerine Punctum’daki yazısını Emine Ayhan yüklemsiz (belki de öznesiz?) bir cümlenin eksiltisinde sorulmamış bir sorunun işaretiyle noktalayarak askıda bırakır [1]:

Zihnin reflekslerini askıda bırakan karşılaşmaların boşluğunda hazır değer ve anlamlardan azade bir şekilde kendini duyuran başka zenginlikler?

Bu askıdalık haline eşlik eden yargı, romanın son bölümünde temizlikçi kadına söyletilmiştir:

Yalnızca hafif can kalır askıda.
(İnanç/tutku/sadakat yükü taşıyan ağır can yere düşer)

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Dilâlem: İmkanı olan çanları titretsin — Işık Barış Fidaner

Maurice Blanchot Punctum’da “Eleştiri ne âlemde?” başlığıyla yayınlanan yazısında edebiyat eleştirisini dokunduğu aşırı hassas çanı titreştirirken kendisi eriyip giden bir kar tanesine benzetir [1]: İyi bir eleştiri ele aldığı edebi eserin bünyevi sinerjisini tetiklediği esnada kendisi sahneyi terk etmelidir.

Fakat Blanchot’a göre eleştiri aynı zamanda eleştirdiği eseri vasıflandıran “üstün nitelikli boşluk”tur. Dikkat ederseniz zerre/çan etkileşiminde boşluk zerreye değil çana aittir, çan boşluk sayesinde titreşir, çan bütün hassasiyetini onu titreştiren boşluğa borçludur.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey