Tag Archives: Mine Goth

Amaya bak denilir mi? Feri de ferdi ha! Feride Ferdi ha! — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Devrimcinin Gözünün Feri de Sönmez: Çarşılara Abanıp Bilinmeyeni Göğüslemek)

Maliye Bakanı’nın özdeyişini anımsayalım [1]:

Ekonomi temenni işi, ekonomi güven işi, ekonomi istikrar işi, ekonomi beklenti işi, ekonomi gözlerdeki ışıltıdır.

Buradaki formül şöyledir:

A, B, C, D ve ayrıca gözün feri de!

Yani özdeyiş kabaca şöyle tercüme olur:

Gözünün feri de sönmedikçe ocağın sönmez.

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Düşünmenin Bilişsel Bedeli: Efkarlı/Fikirli, Esrimiş/Bayılmış, Zom/Vamp, Baygın/Bayık, Yorulmuş/Yorumlanmış, Bitkin/Bitişkin — Işık Barış Fidaner

sokrat

Düşünceli olmanın iki anlamı vardır:

1) İnsanın dalgın halde olması
2) Kafasında düşünceler bulunması

Kafadaki düşünceler ne kadar çoğalırsa o kadar yük yapıp (bilişsel bedel ödetip) insanı dalgınlaştırır. Dalgınlıktan sıyrılmak için kafadaki herşey tek bir düşünce etrafında toplanmalıdır:

1) Efkar: Çok sayıda düşüncenin dağınıklığı insanı dalgınlaştırır.
2) Fikir: Tek düşünce etrafında kafasını toplayan dalgınlıktan çıkar.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Göze batınca geniş anlama nazar değdiren punctum — Işık Barış Fidaner

Psychoanalysis is not an empirical science!

Böyle diyenlere hazırladığım bir cevap var [1]:

Psychoanalysis is the emprickle science!

Prickle ‘diken batması’ olduğuna göre emprickle science ‘diken battıran bilim’ demektir.

Psikanaliz güllerin dikenleriyle uğraşan bilimdir.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Hermetik Deri — Işık Barış Fidaner

Begüm Kovulmaz Punctum’da siyah hip-hop sanatçısı Kendrick Lamar’ın dijital efektlerle deri değiştirir gibi farklı yüzlere büründüğü bir klibi anlatır [1]. Bu vesileyle deri konusuna bir bakalım:

Derinin işlevleri şunlardır:
1) Dışarıyı dışarıda tutmak
2) İçeriyi içeride tutmak

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Perde namevcudiyetin putudur — Jacques Lacan

Analize göre fetiş bir simgedir. Şimdiden herhangi bir nevrotik simge ile aynı zemine konmuş gibidir.

Konumuz nevroz olmayıp sapkınlık olduğunda bu fark o kadar belirgin değildir. Hastalıkları klinik benzerliklere göre sınıflandırmak tabi ki değersiz değildir ama analiz bu farkı teyit edecekse yapılara çok daha yakından bakmalıdır. Nitekim birçok yazar bu farkı tanımlarken tereddüt eder ve fetişizmi ancak sapkınlık ile nevrozun sınırhattına (borderline) yerleştirebilir, tam da temel düşlemin simgesel karakteri nedeniyle.

Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Çeviri

Koç (hayvancık): Tosbağa, Kıstas, Şofar — Işık Barış Fidaner

koc

Tosbağa ile tavşan masalını bilirsiniz: Koşu yarışı yaparlar; tavşan tosbağadan çok daha hızlı koşmasına rağmen rehavete kapılıp salaklık ettiği için yarışı kaybeder.

Eğer masalın adını tos-bağa ile tav-şan diye okursanız bir başka masal şekillenir:
1) Tavşan tavlayarak şanlanma gayretidir.
2) Tosbağa bağlara toslayarak yön tayinidir.
Başkalarını tavlayarak şan şöhret kazanmaya odaklanan tavşan ‘havuç’ ve ‘çiftleşme’ (ödül ve ilişki) peşinde oradan oraya atlayıp durur. Çevrede rastladığı bağlara toslayarak barındığı durumu ikrar eden tosbağa ise yavaş da olsa sabırla mesafe kaydeder ve rehavete kapılıp salaklık eden tavşanı geride bırakır.

Okumaya devam et →

98 Yorum

Filed under Şey

Şofar: Erbaba’nın katlini müteakip Kanun koyan kurucu jest — Slavoj Žižek

sofar

Theodor Reik 1920’lerde yazdığı klasik makalesinde bitimsizce pes tonlarda acı acı uğuldayan ‘şofar’a dikkat çekmişti. Şofar, koç boynuzundan yapılan nefesli bir çalgıdır, Yom Kipur tefekkür gününün akşam ritüelinde kullanılır. Reik şofar sesini kadim Erbaba’nın katli sorunsalına bağlar (Totem ve Tabu‘da anlatılan Urvater): Tumturaklı kurşuni gürüldemesiyle ürküttüğü dinleyicilerde tekinsiz bir acı-zevk karışımı uyandıran şofar, Reik’ın yorumuna göre, Erbaba’nın can-tözünden kalan son izdir; inleyen-ölen-aciz-aşağılanmış babanın bitmek bilmez feryadıdır. Yani şofar ‘önbastırma’ izidir, simgeler gelmeden öldürülen keyfiyet tözünün sesli bir anıtıdır adeta: Şofar sesinde ölme feryadı yankılanan baba ‘iğdişsiz’ Keyfi-Babadır (Erbaba). Reik şofara benzeyen bir başka ilkel çalgıyı da delil gösterir: Böğürboğa (bullroarer) arenada katledilen boğanın böğürtüsünü taklit eden bir çalgıdır: Her boğa güreşinde Erbaba’nın katli bir kez daha sahnelenir. Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri

Nevmelek, Bir Nevi Melek? Nüve Melek ve Neon Melek — Işık Barış Fidaner

Walter Benjamin’in ilahi şiddet kavramında Slavoj Žižek iki boyuta dikkat çeker [1]:
1) Birinci ilahi şiddet, insanlığa karşı işlenen haksız eylemlerin intikamını alacak Angelus Novus’tur.
2) İkinci ilahi şiddet ise tam da o haksız eylemleri işleyen kaprisli Tanrıdır, Eyüp kitabında anlatıldığı gibi. Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Şey

İçme İlkesi — Raymond Smullyan

image_2022-05-27_235141094

Modern mantıkta mühim rol oynayan bir ilkeye bazı yükseklisans öğrencilerim ironik bir ad taktı: İçme İlkesi. Bu ismi almasının nedeni muhtemelen onu hep şu fıkrayla anlatmamdır:

Bir adam bara girmiş ve masaya yumruğunu vurup demiş ki:
— Bana biiçki ver ve herkese biiçki ver çünkü beniçersem herkesiçer!
İçkiler memnuniyetle müşterilere dağıtılmış.

Bir süre sonra adam demiş ki:
— Bana biiçkidaa ver ve herkese biiçkidaa ver çünkü ben biiçkidaa içersem herkes biiçkidaa içer!
İkinci içkiler de memnuniyetle müşterilere dağıtılmış.

Sonunda adam barmene para fırlatıp şöyle demiş:
— Benödersem herkesöder!

Fıkra bu kadar. Şimdi mesele şu: “O içerse herkes içer” diyebileceğimiz birisi var mıdır sahiden? Cevap çoğunuzu şaşırtacak… Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Yarasalık Etmek Ne Menemdir? — Thomas Nagel

(Robot şarkı)

yarasa

Yarasanın bir yaşantısı olduğuna hepimizin inandığını varsayıyorum. Sonuçta yarasa memelidir ve onun bir yaşantısı olması bize farenin veya güvercinin veya balinanın bir yaşantısı olmasından daha inanılmaz gelmez. Dil balığı veya eşek arısı yerine yarasayı seçtim çünkü filogenetik soyağacının köküne yaklaştıkça bulunan canlıların yaşantıları olduğuna insanlar pek inanmayabiliyor [1]. Yarasa bize o türlerden daha yakın akraba olsa da bizdekinden bambaşka bir faaliyet yelpazesi ve duyu aygıtı taşıması hasebiyle bu yazıda gündeme getirmek istediğim meseleye istisnai bir dirilik katar (tabi aynı soru diğer türler hakkında da muhakkak sorulabilir). Felsefi düşünümden hiç istifade etmeseniz bile eğer heyecanlı bir yarasayla kapalı alanda azıcık vakit geçirdiyseniz yabancıladığınız bir canlıyla karşılaşmanın nasıl bir şey olduğunu bilirsiniz. Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri