Monthly Archives: Nisan 2022

Dürtüde fol hedef ve sahi amaç — Slavoj Žižek

Yaratılışın ilk eylemi uzayı boşaltmaktır, Hiçliğin yaratılmasıdır (Freudcu ifadeyle: yaratıcı yüceltimin ölüm dürtüsüyle çetrefil bağları vardır). Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Tanrı’yı doğurma işi — Quentin Meillassoux

İnsanların iple çektikleri şey, arzuladıkları şey, binyıllardır onlara hem garip bir gebelik çektiren hem de ender bir şiddet enerjisi veren şey, Tanrı’yı doğurma işidir; nasıl ki madde canı doğurduysa ve can düşünceyi doğurduysa öyle. Biz Tanrı’nın yarattığı mahluklar değiliz, onun müstakbel atalarıyız, acı çekiyoruz çünkü ilahi oluverebileceğimizi biliyoruz, hayvan ise insan oluverebileceğini bilmezdi. Tanrı’yı rahmimizde taşırız, huzursuzluğumuz da aslında gelmekte olan çocuğun kasılmalarından başka bir şey değildir. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Doğrusal modelin kayırılması ve doğurusal modelin doğranması (linear, nonlinear, linearize) — Manuel DeLanda

Onsekizinci yüzyıl matematikçilerinin tosladığı problem hâlâ teorik mekaniğin başını ağrıtmaktadır: Denklemleri yazmak kolaydır ama çözmek zordur… Onsekizinci yüzyıldaki başarıların çoğu fiziksel fenomenleri modelleyen denklemleri yazmakla ilgiliydi. Onları çözmek konusunda pek başarılı değildiler… Kendiliğinden bir seçilim süreci oluştu ve çözülemeyen denklemler çözülebilen denklemlerden daha az ilgi görür oldu. (Ian Stewart, Tanrı Kumar Oynar Mı?)

Böylesi bir seçilim sürecine teslim oldular diye bu matematikçi ve fizikçileri suçlayamayız çünkü o çağdaki matematiksel teknolojilerin dayattığı sınırlar dahilinde çalışıyorlardı. Fakat problemlerin çözülebilirlik kıstasıyla seçilmesi onların (ve haleflerinin) dünya görüşüne nüfuz etmiş ve gerçekliğin saat gibi işlediği bir tablo çizmiştir. Çünkü tam isabetle çözülebilen denklemler doğrusal (linear) denklemlerdi. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Anayurt neler doğuruyor! Kırmızı mürekkep hariç! — Slavoj Žižek

Müteveffa Alman Demokratik Cumhuriyeti’ne ait eski bir fıkrada Almanyalı bir işçi Sibirya’da işe girmiştir; memlekete yazdığı bütün mektupların sansürden geçeceğini bildiği için arkadaşlarına şöyle der:

Hadi bir şifre oluşturalım: Eğer benden aldığınız mektuptaki yazı sıradan mavi mürekkepse doğuruymuş dersiniz, kırmızı mürekkepse yalanmış dersiniz.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri

Harfiyetin sahiliği sahil şerididir — Jacques Lacan

Bir şey önereceğim, harfiyet üzerine kör gözüm parmağına bir hafriyat olacak. Diyelim ki harfiyetin sahiliği sahil üzerine kurulmuş olmasından kaynaklanmaz mı (literal, littoral)? Sahil cepheden farklı bir şeydir. Bunların karışmadığını fark etmişsinizdir. Sahil bir sahayı kondurur, bu saha ile başka bir saha arasında oluşan cepheden söz edilebilir ama ikisi arasında kesinlikle ne bir ortak özellik ne de karşılıklı ilişki vardır. Harfiyet aslında böyle bir sahil şeridi değil midir? Bilgideki oyuğun kenarı değil midir, harfiyetle uğraşan psikanaliz tam olarak bu kıyı şeridine işaret etmez mi? Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri

Belli ki mürekkep yalanmış: fikir-efkar, teorik-retorik — Işık Barış Fidaner

Belli ki mürekkep yalanmış!

Bu söz iki zıt anlamda okunabilir:
1) Belli ki bu adam işini biliyor!
2) Belli ki bu herif bizi işletiyor!

Okumaya devam et →

15 Yorum

Filed under Şey

Sisifos: dürtüde hedef ve amaç — Slavoj Žižek

Gelgelelim burada bizi asıl ilgilendiren Sisifos’tur. Onun tekrar tekrar aşağı yuvarlanan kayayı sürekli tepeye taşıması, Milner’a göre, Zenon’un paradokslarının üçüncüsünün edebi modeli işlevini görmüştür: Verili bir X mesafesini hiçbir zaman kat edemeyiz, çünkü bunu yapmak için önce bu mesafenin yarısını kat etmemiz, onu kat etmek için de çeyreğini kat etmemiz gerekir ve bu sonsuza kadar gider. Bir hedef, bir kere ulaşıldıktan soma, her zaman yeni baştan geri kaçar. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri

Uzakın nüveyle yüzleşmenin bedeli öznenin solgusudur — Slavoj Žižek

Lacancı psikanalizin temel önermelerinden biri şöyle der:

Hayali özdeşimlerin ötesinde öznenin oluşunu sarmalayan cümle veya şey öznenin kimliğini tanımlayan simgesel dokunun indirgenemez bir dışarımıdır (simgesel doku onu dışlayarak içerir): Özne için bu uzakın (extimate) nüveyle yüzleşmenin bedeli öznenin geçici solgusudur (aphanisis). Lacan’ın düşlem formülü ($ ◊ a) bunu belirtir: Kendi nüvesini oluşturan bu yabancı beden (inanç, arzu, teklif) karşısında öznenin kendini silmesidir (silimlenme, silinerek imlenme). Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Komünizmde taşkınlıkların solacağını biliriz — V. I. Lenin

Son olarak, bir tek komünizmde devlet tümüyle ıskartaya çıkar, zira baskılanacak hiçkimse kalmaz – sınıf olarak “hiçkimse” kalmaz, belli bir toplum kesimi aleyhine sistematik bir mücadele kalmaz. Ütopyacı değiliz; bireysel taşkınlıkların mümkün ve kaçınılmaz olduğunu inkar etmiyoruz, onları durdurmak gerektiğini de kabul ederiz. Fakat: Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Çeviri

Hançerli Psykhe ve solgu (aphanisis) — Jacques Lacan

Jacopo_Zucchi_-_Amor_and_Psyche

Gördüğüm resmin adı Amor ve Psykhe’dir (Jacopo Zucchi); burada Amor Cupido’dan (Eros) başkası değildir. Psykhe’nin bir süredir geceleri hiç görmeden aşk yaşadığı Cupido’ya küçük lambasıyla ışık tuttuğu klasik sahnedir.

Okumaya devam et →

19 Yorum

Filed under Çeviri, Resim