Devanın en başında aktarım olur: Analist (analizanın arzusunun hakikatini) bildiği-varsayılan-özne kılığında belirdiği anda aktarım ilişkisi devreye girmiştir.
Psikanaliz sürecinde ne istediğini bilmediğinden yakınan analizanın bütün ağlaşmaları analiste yönelir ve onun [analizanın ne istediğini] bildiğini örtükçe varsayar. Yani –analist büyük Ötekini temsil ettiği ölçüde– analizanın yanılsaması kendi arzusuna dair bilmezliğini ‘epistemolojik’ bir yetmezliğe indirgemesidir: Arzusunun hakikati [adeta] zaten vardır, büyük Ötekinde bir yerlere kayıtlıdır, yeter ki o hakikati aydınlatalım, arzu kendi yolunu bulacaktır… Okumaya devam et





























