Beyaz çiçekler açarken
O gün amayurdumda
Allah’a ısmarladı
Sessizce uzanan örgülerle
Kalbinin hüznü
O beyaz çiçek
Category Archives: Çeviri
Beyaz çiçekler açarken — Satoshi Takebe
Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı
Yok kadın yok ağlama — Bob Marley & The Wailers
Yok kadın yok ağlama
Yok kadın yok ağlama
Çünkü çünkü hatırla hani otururduk ya
Trenchtown hükümet bahçesinde
İkiyüzlü gözetçileri gözlerdik ya
Bulduğumuz iyi insanlara karışıp da
İyi dostlarımız vardı, iyi dostlar kaybettik yolda
Sen de sil artık gözündeki yası Okumaya devam et
Kaplan — Wilfred R. Bion
Ürküntüye birçok formül verilmiş olsa da o formülsüz ve telaffuz edilemezdir – onu O ile simgeliyorum. (s. 77)
O tanımı gereği yok edilemezdir, başlara ve sonlara, kurallara, doğa yasalarına veya insan zihninin herhangi bir inşasına tabi değildir ve bunlarla sınırlanmaz. (s. 88)
Pratik mesele soruşturmaya devam etmektir ama psikanalizi değil, ifşa ettiği psişeyi. Zihinsel desenler ortamı yoluyla o‘nun soruşturulması gerekir; belirtilen o bir semptom değildir; o semptomun sebebi değildir; o bir hastalık veya tali bir şey değildir. Psikanalizin kendisi olsa olsa kaplan postunda bir çizgidir. En sonunda tanışabileceği varlık Kaplan’dır, Şeyin Bizzat Kendisidir, O‘dur. (s. 112) Okumaya devam et
Yarınlar Bihaber — The Beatles
Zihnini söndür, rahatla, aşağı akıyorsun
Ölmüyorsun, ölmüyorsun
Bırak tüm düşünceleri, boşluğa teslim ol
Parlasın, parlasın
…ki içteki anlamı görebilesin
Olmaktır, olmaktır Okumaya devam et
Düşünümlü Belirlenim — Slavoj Žižek
1) Başkası benim için/yerime bunu yapıyor.
2) Ben kendim başkası aracılığıyla bunu yapıyorum.
1’den 2’ye düşünümlü tersyüz mühimdir: Bu tersyüz öznelliğin asgari koşulunu ifade eder – yani öznelliği oluşturan tutum “Bunu yapan etkin özerk fail benim” değildir, “Başkası benim için bunu yaptığında ben kendim onun aracılığıyla bunu yapmış oluyorum”dur (erkeği aracılığıyla bir şey yapan kadın, vb.). Okumaya devam et
Bünyevi Kıstas — çeviri derlemesi
Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Bünyevi Kıstas) okunabilir.
İçindekiler
— Devrimci politik eylemin bünyevi kıstası sahnelenen ütopyadır (Slavoj Žižek)
— Fabrika nedir? (Slavoj Žižek)
— Öz görünüş olan görünüştür (Slavoj Žižek)
— Duyu-üstü bu dünyanın aşıldığının konuşudur (G. W. F. Hegel)
— Unutuk (lathouse) (Jacques Lacan)
— Uyumsuz ‘ne’ (Jacques Lacan)
— Bir sabah erkenden (İngiliz halk şarkısı)
— Kadın inandığına inandırır, erkek inandırdığına inanır (Slavoj Žižek)
— Asıl aşk saygılı aşktır: “ona” inanmak için kadına inanmak (Jacques Lacan)
— Özerekli ve Dışerekli (autotelic, exotelic) (Mihaly Csikszentmihalyi)
— Sabır (Ren Gill)
— Otoyolun Yıldızı (Deep Purple)
— Ben Sanal Ağanızım ~ (Barbaros Hayrettin)
— There is a village in the distance (Ahmet Kutsi Tecer)
则 : kıstas
Duyu-üstü bu dünyanın aşıldığının konuşudur — G. W. F. Hegel
İç dünya veya duyu-üstü öte, belirmiştir: onu dolaylayan görünüş dünyasından gelmiştir; yani görünüş onun özüdür, hatta dolgusudur. Duyu-üstü, duyulan ve algılanan öğenin sahiden konuşudur; ama duyulan ve algılanan öğenin sahiliği görünüş olmaktır. O halde duyu-üstü, görünüş olan görünüştür. Okumaya devam et
Öz görünüş olan görünüştür — Slavoj Žižek
Hegel’e göre hakikat her zaman ne dediğindedir, “ne demek istediğinde” değildir. Daha Tinin Fenomenolojisi‘nin en başındaki “duyu kesinliği” örneğinde bile söylenenin harfiyeti niyet edilen imletimi devirir (bilinç mutlak anlamda özgül bir burada-ve-şimdi’yi “söylemek ister”; oysa en büyük soyutluğu, rastgele herhangi bir burada-ve-şimdi’yi söylemiş olur). Hegel bilir ki hep ya çok şey söyleriz ya da az şey söyleriz, hep demek istediğimizden başka bir şey deriz. Bu uyumsuzluk diyalektik harekete güç veren enerjidir; her önermeyi deviren bu uyumsuzluktur. Okumaya devam et
Fabrika nedir? — Slavoj Žižek
Sınıf savaşı artık resmen bittiğine göre ve Sovyetler Birliği Halkın sınıfsız ülkesi sayıldığına göre, rejime hâlâ muhalefet edenler (veya öyle olduğu zannedilenler) toplumsal bedeni bölen çatışmayı çıkaran sınıf düşmanları sayılamazdı artık, onlar Halk düşmanlarıydı, insanlıktan dışlanması gereken haşarattı, beş para etmez pisliklerdi. Okumaya devam et
Uyumsuz ‘ne’ — Jacques Lacan
[Fransızcada] tek başına ‘ne’ neredeyse hiçbir zaman saf ve basit bir yadsıma belirtmez, bu bakımdan Almanca ‘nicht’ ve İngilice ‘not’tan farklıdır. Kendi başına ‘ne’ yalnız bırakıldığı zaman Pichon’un uyumsuzluk dediği şeyi ifade eder. Bu uyumsuzluk tam olarak söyleyiş süreci (énonciation) ile söyleniş sürecinin (énoncé) arasında durur. Okumaya devam et





























