Tag Archives: Astroanaliz

Inception ve Ontoanaliz: Başlandırı’daki topaç Ötekinin eksikliğidir — Işık Barış Fidaner

Bilimsel jestin özü belki de parçayı bütünden ayrıcalıklı tutmaktır, molar yerine moleküler olana öncelik tanımaktır. Bilime sorarsanız molar bütünlük (mesela gündelik bir nesne) aslında moleküler parçalarının (fiziki yapıtaşlarının) toplaşmasıdır. Gündelik bir nesnenin tamamlığı bilimsel değildir ve hayalidir (katılık veya homojenlik gibi yerel süreklilikler haricinde), onu oluşturan bileşen-nesneler ise bilimseldir ve gerçektir.

Okumaya devam et →

17 Yorum

Filed under Şey

Sen muhteşem bir detaysın! Biberli öz-deşim oley! — Işık Barış Fidaner

İltifat niyetiyle söylenip olumsuz çağrışımlara yol açtığı halde ısrarla terk edilmeyen muğlak bir deyim var, belki duymuşsunuzdur:

Sen muhteşem bir detaysın!

Bir iltifatın normalde iyi anlamlar uyandırıp kötü anlamları defetmesi beklenir ama bu deyimi biraz silkelediğinizde altta yatan olumsuzluk çabucak su yüzüne çıkıyor. Cümleyi alıp birkaç defa tercüme ettiğimiz zaman ünlü masaldaki prensesin onca şiltenin altındaki bezelyeyi hissedip rahatsız olması gibi çabucak olumsuzluğun kalbine ulaşırız: Okumaya devam et →

16 Yorum

Filed under Şey

Kral Yolu: Rüyalar ve Tarot — Julie Gillentine

foolRüyalar bilinçdışına giden kral yoludur. (Rüyaların Yorumu)

Böyle buyurdu Sigmund Freud. Tarot’a da üstatlığa giden Kral Yolu diyenler vardır, Çaylağın Yolculuğu boyunca onca büklüm ve burguyu katetmek sahiden yürek ister. Tesadüflerde mahirleşmek, anlamları hatmetmek ve yorumları sentezlemek ilk safhalarda insanı epey yorabilir. Tarot’ta açığa vurulan şey erginleşme yoludur, tinsel büyültünün iç ıkıntısıdır, bu arayışta hocalık ve aynalık eden başkalarıyla çatışmalardır. Direşken Tarot öğrencileri daha çok feyizlenirler. Tarot tam bir cevherdir, sırlarına sokulanlara yön, umut, esin verir. Tarot hem Evrendeki Makrokozmik doğayı hem de bizdeki Mikrokozmik doğayı açığa vurur.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Ay yarıktır: Kapsam, Saklam, Bağlam — Işık Barış Fidaner

ay

Kuran’da anlatılan çarpıcı bir mucize Ay’ın yarılmasıdır:

Vakit yaklaştı ve Ay yarıldı. Onlar bir alamet görseler hemen yüz çevirip, “Klişe bir efsun!” derler. Hep inkâr ettiler ve keyfî davrandılar. Herşey kararlaşır. (Kamer 1-3)

Bir NASA görevlisi bu mucizenin hayalî olduğunu şöyle izah etmiştir:

Ay’ın geçmiş herhangi bir tarihte iki (veya daha fazla) parçaya ayrılıp yeniden monte edildiğini düşündüren hiçbir bilimsel delil bulunmamaktadır. (Brad Bailey, NASA Ay Bilimi Enstitüsü, 2010)

Okumaya devam et →

29 Yorum

Filed under Şey

Evrende Kızıllaşma ve Morlaşma: Marksizm ve Feminizm: Fallokristalden Başkası Değildir — Işık Barış Fidaner

Uzaydan gelen bir ışık dalgası eğer size ulaştığında kızıllaşmışsa (redshift) bunun üç farklı nedeni olabilir:
1) Yerçekimsel kızıllaşma (Einstein etkisi): Işığın ötesindeki büyük kütlelerin yerçekimi ışığın enerjisini azaltır.
2) İzafi kızıllaşma (Doppler etkisi): Işığın kaynaklandığı cismin hızla sizden uzaklaşması ışığın dalga boyunu genişletir.
3) Kozmolojik kızıllaşma (Hubble etkisi): Işık uzaktan geliyorsa evrenin genişlemesi ışığın dalga boyunu genişletir. Okumaya devam et →

20 Yorum

Filed under Şey

Kainatın Ufkunu Kaplayan Gürültü: Yadigar Südur — Işık Barış Fidaner

Kozmologlar kainatın günümüzden ondört milyar yıl önce Büyük Patlama ile başladığını kabul ederler. İlk başta fokur fokur kaynayan evren zamanla genişledikçe soğumuştur.

Büyük Patlama’dan dörtyüzbin yıl sonraki döneme Bileşimlenme Çağı (epoch of recombination) denir. Bu dönemde pozitif yüklü protonlar ile negatif yüklü elektronlar bileşerek ilk yüksüz hidrojen atomlarını oluşturmuşlardır. O günkü bileşim olayları sonucunda beliren fotonlar evren genişledikçe kızıllaşarak (dalga boyları uzayarak) günümüze dek ulaşmıştır.

Okumaya devam et →

25 Yorum

Filed under Şey

Salımlı Uyumlanma Ölüm Dürtüsüdür — Işık Barış Fidaner

(robot özet)

sun_stars_space_light-1024x629


“Bir başka bilimin dürtüler teorisini tanımlayıp bize altın tepside sunmasını bekleyemeyiz.” [1] Bunu diyen Sigmund Freud acaba böyle bir olasılık karşısında heyecan ve sabırsızlık mı duyuyordu? Yoksa sadece gerçekçi olup beklentisini mi düşürüyordu? Ne olursa olsun, bilimsel dürtüler teorisi umudunu terk etmek için bir sebep yoktur.

Aslında son yıllarda fizikçi Jeremy England’ın geliştirdiği “salımlı uyumlanma” (dissipative adaptation) adlı teori kulağa epeyce Freudcu gelmektedir [2]. Aynı Freud gibi England da “dürtü” (drive) terimini kullanır ama farklı bir anlamda. Dengedışı istatistiksel fizikte dürtü, bir fiziksel sisteme güç veren (onu güdüleyen veya “dürtüleyen”) dışsal enerji kaynağıdır. Dinamik etmen olarak dürtü sıklıkla döngüseldir ama bu özellik denge ile karıştırılmamalıdır.

Örnekler: Günışığı Dünya’daki hayatı dürtüler. Yerçekimi bu ırmak sistemini dürtülemekte. Bu gürültü delirmemi dürtülüyor (beni deliye döndürüyor). İlginçtir, bunlara aynı zamanda histeretik dengedışı sistemler denir çünkü bu sistemler bir tarihi (history) sahnelerler [3]: Geçirdikleri rastlantısal evrim boyunca maruz kaldıkları dışsal dürtüler hakkında enformasyon biriktirirler. Bu tarih nedeniyle sahneleme gerçekleştirme ile aynı şey değildir.

Okumaya devam et →

26 Yorum

Filed under Şey

Dinimden çıkıyorum — REM

Ah hayat, büyüktür
Büyüktür senden
Ve ben değilsin sen
Ne uzun yollardan geçerim
Gözlerindeki mesafeye
Hayır, fazla konuştum
Kuruyorum

İşte benim o köşedeki
İşte ben spotların altında
Dinimden çıkıyorum
Sana yetişmeye çalışarak
Ve yapabilir miyim bilmiyorum
Hayır, fazla konuştum
Yetersiz konuştum

Kahkahanı duyduğumu zannetmiştim
Şarkı söylediğini zannetmiştim
Uğraştığını zannetmiştim sanırım

Her fısıltı
Her uyanık saat
Özeleştiriler tasarlıyorum
Gözümü hep üzerinde tutarak
Canı yanmış, kaybolmuş, kör bir sersem, sersem gibi
Hayır, fazla konuştum
Kuruyorum

Düşün ki
Düşün ki, yüzyılın ipucu
Düşün ki, sürçme
Beni dize getirmiş, çuvallatmış
Yoksa bütün o düşlemler gelip
Etrafı döve döve
İşte şimdi fazla konuştum

Kahkahanı duyduğumu zannetmiştim
Şarkı söylediğini zannetmiştim
Uğraştığını zannetmiştim sanırım

Ama bu bir rüyadan ibaretti
Bu bir rüyadan ibaretti

İşte benim o köşedeki
İşte ben spotların altında
Dinimden çıkıyorum
Sana yetişmeye çalışarak
Ve yapabilir miyim bilmiyorum
Hayır, fazla konuştum
Yetersiz konuştum

Kahkahanı duyduğumu zannetmiştim
Şarkı söylediğini zannetmiştim
Uğraştığını zannetmiştim sanırım

Ama bu bir rüyadan ibaretti
Uğraş, ağla, havalan, uğraş
Bu bir rüyadan ibaretti
Rüyadan ibaretti
Rüyadan ibaretti, rüyadan

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı

Yasaya rağmen Lacan — Jacques-Alain Miller

Bu “yasaya rağmen” ne anlama gelir, eğer ciddiye alacaksak? Lacan ihlalciliğini gururla ilan etmiştir, ve o ihmalciyi oynar, işe yaramazı, serseriyi oynar. Genet, hatta belki Rimbaud buna başka adlar verirdi. Lacan, o halde, ilk başta, öğretisinin en başında, Ödipal yasanın merkezi olan “Babanın-Adı”nı icat edendir, ama kendinin de yasaya rağmen olduğunu söylemeden ortadan kaybolmak istemez.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Yıldızlar ne anlatır — Evrensel Gençlik

sayi52

Yıldızlar insanlara ne anlatıyor? Bizden çok önceki insanlar da gökyüzüne baktığında yıldızları görüyor ve farklı anlamlar yüklüyordu. Bu anlamların insanlık tarihi içinde farklı biçimlerde sistemleşmesi, önce astroloji, daha sonra astronomiyi ortaya çıkardı.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Bilim, Makale