Tag Archives: Ekhona

Fallik Kadın Dini: Penis Olmazsa Çocuk Olmazsa Başarı Olmazsa Kimlik Verelim — Işık Barış Fidaner

🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️

Jacques Lacan Yine/Hâlâ (Encore) başlıklı 20’nci seminerinde şöyle demişti:

Erkek yarattığına inanır – yaratır yaratır yaratır, inanır inanır inanır. Erkek yaratır yaratır yaratır kimi? Kadını.

Erkeğin hayal edip yarattığını zannettiği kadın öyle alelade herhangi bir kadın değildir, o “sizin bildiğiniz kızlara benzemez”. O Fallik Kadındır, yani Lacan’a “Kadın yoktur” dedirten düşlemsel istisnai kadındır; diğer bir deyişle, şövalyelerin saray aşkı adına hizmet ettikleri Hanımefendidir.

Okumaya devam et →

38 Yorum

Filed under Şey

Lamel/Akıtman saf can içgüdüsü olarak libidodur — Jacques Lacan

akitman

Bonneval kongresinde söylenenleri yerleştirmek adına, şöyle bir şey çıkarabildim: Size lamelden söz edeceğim.

İşin şakasını vurgulamak isterseniz ona akıtman (fetir-adam) diyebilirsiniz. Göreceksiniz ki akıtmanı canlandırmak ilksel insanı canlandırmaktan daha kolaydır çünkü insanı işletebilmek için kafasına bir insancık koymanız gerekir. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Çeviri

Lamel/Akıtman: doğarken kaybedilen bulunamaz anatomik tümleyen — Jacques Lacan

Magdeburg_hemispheres_small

Aristofanes’e kendi mahallesinde (Şölen, Platon) meydan okumak için gelin onun iki sırtlı yaratıklarını (la bête à deux dos) anımsayalım: İki yarım parça Magdeburg yarımküreleri gibi sıkıca kaynaşmıştır; Zeus’un kıskançlığı yüzünden ameliyatla sonradan ayrılacak bu yarımlar, insanın aşık olduğu zaman bulunamaz tümleyenin açlığını çeken bir varlığa dönüşmesini temsil eder.

İlksel İnsan’ın küreliği kadar bölünmesi de düşünülünce akla gelenin yumurta olması, belki de Platon’dan beri bastırılmıştır, zira doğa bilimlerinin tasdiklediği biçimler hiyerarşisinde üstünlük yüzyıllarca küreye bağışlanmıştır. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Analist sazlık yakamozudur — Jacques Lacan

Neyse ki biraz analist var değil mi? Bir mecazla bitireceğim: Analist sazlık yakamozudur (will-o-the-wisp). Bu mecaz “ışık olsun!” (fiat lux) anlamına gelmez. Ona gereken tek mazeret budur. Yani o, yıldızlara karşı çıkar; yıldızlardan yere inen herşey size yük bindirmiş ve sözlerimi burada dinlemek üzere sizi iyice örgütlemiştir, öyle değil mi? Yani onun birazdan bana gelip şikayet edeceğiniz konularla hiçbir alakası yoktur. Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Çeviri

Sazlık yakamozu (will-o-the-wisp)

frang_dushaj_ww_02

Sazlık alanda geceleyin zaman zaman beliren bir ışıktır; bozunan organik maddeden çıkan gazın yanmasından kaynaklanır. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Çeviri

Zombi — The Cranberries

Bir baş daha eğildi
Çocuk yavaşça alındı
Ve şiddete sessiz kalındı
Kimdir biz, nerede yanıldı? Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Aklın Dolandırıcılığı Hiperegoyu Ortaya Çıkardı — Işık Barış Fidaner

Freud’un klasik yargılayıcı süperegosu modern uygarlığın huzursuzluğuna işaret ediyordu. Lacan (ve Žižek) ile birlikte bu kavram “Zevk al!” diyen postmodern müsamahakar süperego buyruğuna doğru kaydı:

Mutlu olma emri belki de nihai süperego buyruğudur. (Gerçeği Sorgulamak)

Bu ayıpçıl buyruk sahiden süperegoyu canlandıran ruhtur. Ama ego idealine işaret eden klasik Freudcu bağlantı da kayda değerdir. O halde gelin süperegonun iki yüzü olduğunu kabul edelim:

1) Süperegonun kamusal yüzeysel yüzü yasaklayıcı veya müsamahakar olabilir.

2) Süperegonun hususi ayıpçıl yüzü her zaman fütursuz ve cezalandırıcıdır. Okumaya devam et →

28 Yorum

Filed under Şey

Ak Tavşan — Jefferson Airplane

Bir hap seni büyültür
Öbür hap seni küçültür
Annenin verdiği haplarınsa
Hiçbir etkisi olmaz
Git Alice’e sor
Boyu üç metreyken

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı

Noel’le alay etmek klişe oldu — Half Man Half Biscuit

Bak nerden bildim
Parlak süs ışıklarını
Takan vince duyduğun
Horgörüyü dışavuracağını
Ve araban gitmiyor diye
Yağan kara homurdanacağını
Noel’le alay etmek klişe oldu Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Şey’in haysiyeti — Slavoj Žižek

Yüceltim bir nesneyi Şey’in haysiyetine yükseltir.
Jacques Lacan, Seminer 7

citylightsfinalscene

Şehir Işıkları (Charlie Chaplin, 1931) mutlak kararlaşamazlık anında biter, o anda ötekinin nesnesel yakınlığıyla yüzyüze geliriz ve “O sevgime layık mı?” sorusuna yanıt vermeye mecbur kalırız, veya Lacancı formül ile “Onda kendinden fazla bir şey (küçük a nesnesi, gizli hazine) var mı?”

Okumaya devam et →

15 Yorum

Filed under Çeviri