Tag Archives: Perde

İdeoloji sahiden ağır mevzu! — Işık Barış Fidaner

Fizikte Holografi İlkesi diye bir şey var: Uzayla ilgili malumat düşük boyutlu bir sınır/perdede kodlanmıştır. Bu sınır/perde genelde ufukta uzanan bir 2B yüzeydir ve 4B uzay-zamana dair “herşeyi bilir”.

Verimli bir mecazdır bu. Bu “herşeyi bilen” yüzey, bir düşlem perdesinin fiziki/gerçek versiyonu gibidir. İnsan egosunun aynadaki/perdedeki yansımasıyla şekillendiği Lacancı ayna evresini anımsatabilir. Veyahut kapitalist toplumun meta fetişizmi duvarının insanı harfiyen yiyip bitirdiği Pink Floyd: The Wall filmini anımsatabilir [1].

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Bulamaç, Susamaç, Konuşak, Tutuşak — Işık Barış Fidaner

Punctum’da Cana Bostan’ın gündeme getirdiği “Açıl susam açıl!” veya “Kapan susam kapan!” büyüsünden yola çıkarak dört terimli bir sistem kuracağız [1].

Dört terim özetle şöyledir:

1) Bulamaç: Başlangıçta kargaşa vardır.
2) Susamaç: Ansızın bir kapı açılır.
3) Konuşak: Çeşitli müzakereler yapılır.
4) Tutuşak: Etkileşim ve tepkileşim sahnelenir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Önceden İntihal: Ölmeden İntihar — Işık Barış Fidaner

Punctum’da Cem İleri “önceden intihal” kavramını gündeme getirdi, buna bir bakalım [1].

Önceden intihal, henüz doğmamış bir bebeğin annesinin karnını tekmelemesi gibidir, anneye önceden isimsizce kaçak göçek atılan tekmeler bebek doğduktan sonra diyelim ki “Mahmut’un x-y-z-t koordinatlarında anasına attığı n tane tekme” adını almak suretiyle ancak sonradan aslına uygun olabilecektir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Mağduriyettir, Ağzının payını verir, Hakkımdan gelir — Işık Barış Fidaner

Freud’un ünlü makalesinde tanımladığı üç düşlemi anımsayalım [1]:
1) Bir çocuk dövülüyor.
2) Babam nefret ettiğim çocuğu / kardeşimi dövüyor, çünkü babam beni sever.
3) Babam beni dövüyor.

Bunları şöyle tercüme edelim:
1) Mağduriyettir.
2) Ağzının payını verir.
3) Hakkımdan gelir.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Erkeklerin Görevi Kadınsı Hanımlara Moral Vermek Değil — Işık Barış Fidaner

Lacan’ın 19 ve 20’nci seminer adları sırayla şöyledir:

19) …yoksa daha kötüsü mü? (…ou pire)

20) yine/hâlâ/hatta! (encore!)

Bu isimleri birbirine eklerseniz şunu elde edersiniz:

19 + 20) …hatta daha kötüsü… (…et pire encore…)

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Büyük Öteki: suçu üstlenilen, anlam güvencesi, keyfiyete tehdit, zevahiri kurtarılacak — Slavoj Žižek

Suçluluktan kaçmayız sadece, suçluluğa doğru da kaçabiliriz, suçluluk haline sığınabiliriz. Bu saçmantığı/paradoksu kavramak için öznel suçluluk hissinin büyük Öteki’nin (simgesel düzenin) tutarsızlığı, yani büyük Öteki’nin “hep-zaten ölmüş” oluşu ile ilişkisine bakalım. Okumaya devam et →

18 Yorum

Filed under Çeviri

Radikal = Muhafazakök: Muhafazakâr köksüzdür, Radikal köklüdür: Köken Hikayesi ve Kökenin Gayesi — Işık Barış Fidaner

Radikal kavramı etimolojik olarak “köklü” demektir. Fiiliyatta ise kendini muhafazakâr addeden taraflar köklerle/kökenlerle daha çok meşgul olurlar.

Muhafazakâr tarafların radikal odaklara itiraz etmesi (sağcının solcuyu dışlaması), ilk bakışta sanki kendi kökü adına bir başka köke kafa tutmak gibi görünse de; muhafazakâr, ayrı kökleri aynı meydanda rekabete sokarak teşkil ettiği “kökler piyasası”nda kazanacağı “idealleşme” kârına (ünlenmeye, yıldızlaşmaya) odaklandığı ölçüde, hem kendi kökünü hem de genel anlamda köklü olmayı inkâr etmiş olur. Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Gelenek ve Geçenek: Eleştirel Tarih ve Eşleştirel/Analitik Bağlam — Işık Barış Fidaner

Punctum’da Hüseyin Deniz Özcan’ın gelenek/tarih/eleştiri tartışması üzerine birkaç not düşelim [1].

Geçmişe ait olup geleceği karşılayan kültürel değerler toplamına Gelenek diyoruz.

Gelmişe ait olup geçeceği karşılayan kültürel değerler bileşimine de Geçenek diyelim [2]:

gecenek

Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Şey

Mesele sen değilsin bencillik etme (mantık hatası) — Işık Barış Fidaner

Fallokristal zedelendiği anda beliren bu tepkinin dümdüz tercümesi şöyledir:
Hepimiz fallus adına burada olduğumuza göre senin bana ağbi demen gerekiyor.

Bu tepki iki mantık hatasını kavuşturur:
1) Savunulan fallokristal bir Fallik Kadın serabına yaslandığını fark etmez.
2) Sen-ben ilişkisinin simetrik olduğunu zannettiğini de fark etmez.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Laf sal atası

Bilgi sürecinin performatif karakteri — Slavoj Žižek

Hegelci eleştirinin dayanağı, aşkınsal öznelliğin kurucu rolünü vurgulayan Kantçı eleştiriden çok farklıdır. Kant’a göre özne, aşkınsal kaynaktan (“Kendinde-Şey”den) gelen tözlü içeriğe evrensel biçimini verir. Kant özne ile töz (olası yaşantı tarzlarının aşkınsal ağı ile aşkınsal “Kendinde-Şey”) arasındaki karşıtlık çerçevesinde kalmıştır, Hegel’e göreyse tözün kendisine özne muamelesi yapılmalıdır. Bilgi, tözlü içeriğe nüfuz etmek değildir –bilme sürecinden etkilenmediği varsayılan içeriğe nüfuz etmek değildir– öznel bilgi eylemi kendi tözlü “nesnesinde” zaten içerilmiş haldedir; hakikate giden yol, hakikatin kendisine dahildir. Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri